İnsanın Ütopyası

 Ya bir kişi olgunlaşmayı seçip, çocuksu konforunu feda edecektir; ya da çocuk kalmayı seçip, potansiyelini feda edecektir. İnsan dediğimiz canlıyı tam olarak anlayabilmek, dünya üzerindeki en zor problemlerden biri belki de en zoru. Psikoloji insan ruhunu anlamlandırmaya çalışsa da, bu kadar kompleks bir canlıyı tam olarak anlayabilmek mümkün değil. Ama yine de insana dair belli çıkarımlar yapabilmek her daim uğraşımız oldu.

 Canlıyı anlamak kolay olabilir, ama bir insanı anlamak  o kadar kolay olmayabilir… Her insanın ayrı bir heteropyası mevcut. Peki, insan kendi doğasını ters çevirip iyiyi – kötüyü anlamlandırmak yerine neden onlardan uzaklaşır…

 Acıyı hissetmek bazı insanlar için nimet, bedenen acı değil. Ruhen acı; insanları olgunlaştırma varsayımına götürür. Öyle hissetirir. Bu zalimce fikir yıllardır empoze edilmiştir. Yani mutsuzluk en büyük hediyedir. Mutsuzluğun içinde mutluluğu aramak belki arayış, belki de sonuca götüren büyük bir zardır.. Çaba gösterilen her şey ufak , çok ufak da olsa mutluluğu yakalamak ya da ölüm gerçeğinin farkında olup dünya içerisinde oyalanmak…

    Ağlamaktan doğar insan. Hıçkıra hıçkıra dışarıya atar. Zaman içerisinde o ağlama içe doğru akar. Çocukken mutluluğa, gençken durgunluğa, yaşlandığında umutsuzluğa gider bu zincir.

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.