“İnsan Kaynakları Beni Kurtar!”

“İnsan Kaynakları Beni Kurtar!”

Yaprak Eldem’in kaleme aldığı bu kitabı okudunuz mu bilmiyorum ama üniversiteden iş hayatına geçişte ya da staja başlayacağımız zamanda karşılaşabileceğimiz olası durumlardan bahseden bu kitap her üniversiteli gencin iş hayatının harikalığı hayallerinden gerçek dünyaya döndürecek bir içeriğe sahip.

Buraya gelmeden önce kolay seviye olan ilkokul ve ortaokul levelini bitirip bir şekilde liseye geçtiniz. İlk üç yılda hayatın eğlenceli ve rahat ya da zor ve bunaltıcı bir şekilde geçirdiniz. Son yılda birden sert bir zemine düştünüz. Uzun süren ders çalışma saatleri sonrasında bir üniversiteye öyle ya da böyle girdiniz.

OKUL BİTİYOR, İŞ BAŞLIYOR

Liseden üniversiteye geçtiğinizde nasıl hayal ettiğinizi bilmiyorum ama liseye hiç benzemediği bir kesin. Her neyse bir şekilde bu hayata da alıştınız ve bir şekilde level atlamayı başarıyorsunuz. En sonunda da staj ve iş serüveni başlıyor.

"İnsan Kaynakları Beni Kurtar!"

Hayal yıkan biri olmak istemesem de kimse sizi kırmızı bir halı ve elinde çiçeklerle karşılamayacak. Hatta büyük ihtimalle iş yerinde size bölümünüzle alakasız bir şekilde ayak işlerini yaptıracaklar. Tabii tepedeki insanlar sizi işlerine almaya layık görürse!

Mezun oluyorsun ama işe alanlar sizin kendinizi ne kadar geliştirdiğinize değil hangi üniversiteyi okuduğunuza bakıyor. Çünkü her iyi bir diplomaya sahip olanları harika becerilere sahip sanıyorlar.

İşe başlarken bir şekilde basamakları tırmanıp iyi bir yere gelebilecek olsanız da bu süreç oldukça zor.

İşe girecekken doldurulan gereksiz formlar ve fotoğraflı özgeçmişler. Peki ne diye fotoğraf istiyorlar? İşe giren kişiniz siz olduğunuzdan emin olmak için mi, yoksa işe girmek için uygun bir görünüme sahip olup olmadığınıza karar vermek için mi?

İŞE ALINDIN!

Bir şekilde bütün bu işe alım sürecini zorluklarla geçtiniz. Gereksiz milyon tane form doldurdunuz. Mülakat için gittiğiniz iş yerinde saatlerce bekletildiniz. Biz sizi ararız laflarından sonra günlerce başvurduğunuz yerlerden en azından bir tanesine kabul edilmek için dua ettiniz ve işe girdiniz.

En sonunda girdiğiniz iş yerinde bölümünüzle ne ilgisi olduğunu bilmediğiniz getir götür işleri yapıyorsunuz!

Ayrıca henüz genç olduğunuz için ve herkes size çömez gözüyle baktığından yaptığınız işler beğenilmeyebilir.

AYRILIYORUM!

Peki kim bu kadar cesaretli? İçinde bulunduğumuz şartlar altında beğenmediğiniz işten ayrılmak pek mümkün görünmüyor. Ayrıca çoğu iş yeri tecrübeli eleman almayı tercih ediyor. Eğer yüzlerce sayfa fotokopi çekmeye razıysanız bir sorun yok ama öbür türlü elden gelen bir şey yok.

PEKİ NE YAPMALIYIM?

Burada bilinçlenmesi gereken iki taraf var. İnsan kaynakları personeli ve çalışan.

Sevgili insan kaynakları personeli;

İşe alınacak kişinin iyi bir üniversite okuması onun yetenekli olduğu anlamına gelmez.

Hoş görünümlü insanları işe almayı tercih etmek tamamen sizin kaybınızdır.

Gereksiz formlar ve sorular sadece kağıt israfıdır.

İşe alınacak kişi de sizin gibi bir insandır ve ona saygılı davranmanız gerekir

İlk iş günü kimseye eziyet çektirmeye gerek yok. Bu iki tarafa da bir şey kazandırmayacak.

Çalışana alakasız işler vermek onu tecrübeli biri yapmayacak.

Çalışanı aşağılamak ve eski çalışanların yeni geleni aşağılaması size sadece verimlilik kaybettirir. Bir insan ne ekerse onu biçer.

Sevgili işe girecek kişi;

İş hayatı ne yazık ki hayallerdeki kadar güzel değil.

İşe girme süreci oldukça sıkıcı ve bunaltıcı.

İnsan kaynakları personeli size pek sıcak davranmayabilir.

Görüntünüz yüzünden işe alınmadıysanız bu onların kaybıdır. Çünkü sizin ne gibi yeteneklere sahip olduğunuzu bilmezler.

İşe ilk girdiğinizde kimseden size hoş davranmasını beklemeyin. Ama siz gene de şahsınıza bir hakaret olmadığı sürece dayanın ve saygınızı koruyun.

Fotokopi çekerken veya bilgisayara dosya geçirirken kendinize bir şeyler katmaya çalışın.

Ve bu süreçte daima sakin ve sabırlı olun.

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.