İlk Mektup

Sevdiğine sabredebilmek bazen sevmekten daha zordur. Her saniyesine dokunabilmek ister insan sevdiğinin, onunla zaman geçirmek yerine onun tüm zamanlarında geçiyor olmak ister. Geçen zamana çok önem verir fakat zamansız sevmiştir. Ansızın tutulmuştur hiç tutmam dedikleri tarafından ve geride bırakmıştır asla bırakmam dediği ne varsa. Çünkü sevdiğinin sevmediği ne varsa bırakabilmektir aslında sevmek. Bunlar benim hayatım, onlarsız yaşayamam dediği tüm tazelikleri bayatlatamıyorsa sevdiği için seven, tadı yoktur hayatının. Zor geliyorsa bazı şeylere katlanmak, birkaç telefon çalmasında vazgeçiyorsa sevdiğine ulaşmaktan aslında sevdiğini değil içindeki bahaneleri arıyordur sevilen. Sevmiyor olsaydım satır satır yazmak yerine bir kalemde silebilirdim seni de! Sarıyor ömür boyu dinlemek istediğimin her kısacık cevabında beni dert. Ben her güne uyandığımda seni seviyorum yeniden. Gözlerim fotoğraflarında görüyor güneşi ilk kez. Uykuya kapanmadan gördüğüm yine sen oluyorsun. Senle yatıp senle kalkıyorum ben fakat sen gözlerime sel oluyorsun. Bardaktan boğazıma akarken sen oluyor su! Buna rağmen hala sevmediğimi zannediyorsun. Güneş karanlığın yanına gündüzü, sen siyahın yanına beyazı getiriyorsun.

İlk Mektup

Beni gündüz inşa, gece dümdüz ediyorsun. ‘Etme!’ diyen şairlerden olmayacağım, içinden geliyorsa yap. Ya gönlüme kanat yap sevdanı uçur ya da sapla hançerini kanat. Çünkü seven kalbinde sevilenin yaşadığını anlamıyor kalbi kanamadan. Eminim, gözlerin yalnızca bir kez geçecek satırlarımdan. Sonuna geldiğinde nasıl başladığını unutmuş olacaksın. Şuan tüm haksızlıklarını yutmuş olacaksın. Sana karşında bir sen olmak isteyen aynayım, paramparçayım. Toplamasan bir işe yaramaz kalacağım parçalarımı. Toplamaya çalışsan ellerin kanayacak.Damarlarımdan parçalarıma  damlayacağım, kanındayım. Sen çoğu kez karşımdaki safta olsan da ben hep sol yanındayım. Hissediyorum da arkamdan konuşuyorsun. Gel yüzüme konuş demeyeceğim, gel yanımda konuş. Aklımda konuşacağına hakkımda konuş. Konuşmaya hakkın var, konuş. Bu kez gelmeyeceğim ardından, koşup. Yalnız beni değil içimdeki seni de geride bırakıyorsun. Tüm cümlelerinin kalbi burada sen aklından konuş. Eğer bir parça aklındaysam bin parça yüreğindeyim, şimdi konuş! Sana susmak yakışmıyor banaysa sana susamak. Öldürmek istiyorsan yüreğimi, beni sensiz bırak. Bırakmak… Bize ne kadar da ırak, bak! Sen bana darılırken ben satırlarca sana sarılıyorum. Kırıldığım yerden tekrar kırılıyorum. Tarifi de tamiri kadar zor.Ben sevgisini büyütmesini sağlayan toprağım, sen küsmesinin sebebini güle sor! En başında söyledim, zordur sevdiğine sabretmek. Bu sayfaya kadar zor sabrettin biliyorum. Sevmediğin sözleri sevdiğinin dilinden duymak kolaydır. Oysa kendini sevgilinin kaleminden okumak zor… Hiç durmadan dünyadaki tüm kalem ve kağıtlar tükenene dek anlatabilirim seni. Yine de bitmez anlatacaklarım. Ne dersin, sen beni anlatabilir misin? Yoksa kendini okurken bile sıkıldın mı? Ben tüm şikâyetlerimi geceye bırakıyorum. Gidip tüm acılarımı uykuya yatıracağım. Gün aydığında, beni bıraktığın yerde, içim dışım sen olduğu halde, samimi bir günaydın bekliyor olacağım.

  • Yazmış olduğum şiiri seslendirdim. Dinlemek isterseniz 🙂 

 

Rapor Et

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Yorumlar

Yorum Yazın
    • O değerli vaktinizi ayırıp modern zaman koşuşturmasına rağmen okuduğunuz için benim size teşekkür etmem gerekiyor diye düşünüyorum,teşekkür ederim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yükleniyor...

0

Facebook Yorumları