Hayatta her insanın bir dur noktası, hayatın olağan akışından bir süre uzaklaşmak istediği anlar olur diye düşünüyorum.
İnsan olarak yaşadığımız her yoğun süreçte, her ne kadar keyif aldığımız sayısız an olsa da, kendi başımıza kalmak istediğimiz o dur noktalarına ihtiyacımız oluyor.
Bu yıl hedeflediğim ve kendimi kısıtladığım her şeye, son verdiğim bir yıl oldu.
Bu bana aslında bir şeyleri kendi içimde çözebilmemi ve neyi sevip yanımda tuttuğumu neyi sevmeyip hayatımda olmasının anlamsız olduğunu keşfetmemi sağladı.
Hayatınızda ilerlemek için attığınız her adım aslında kendinizi sevmeniz ve içinizde neyin, hangi ortamın, hangi küçük dünyanın sizi mutlu ettiğini anlamanızdan geçiyor. Bu adımlar daha önce hiç gitmediğiniz bir şehre aldığınız biletle de başlayabilir, kullanmaya hep korktuğunuz o araba için çıktığınız uzun yolla da, belki hiç adım atamadığınız bir koleksiyon biriktirme hayalinizin ilk parçasını alarak da. Bunları hayattan örnekler olarak sunsam da bu yıl kendime belirlediğim hedeflerimin de çoğunu tamamlamış biri olarak söyleyebilirim ki hayat her noktada başardım dedirtse de bu başarı ve mutluluğun getirdikleri de bir o kadar üzmekte.
Hayatta bu yıla kadar denemediğim kadar etkinliği, gitmediğim türde sergileri, tiyatroları gezsem de, yepyeni hayatıma yeni insanlar katsam da bana bu hayat bir çok şeyi öğretti. Eskiden kendimi yeteri kadar sevmediğimi ve kendi değerimi fark edip kendime odaklandığımda da nasıl samimiyetten uzak ve benim mutluluğumla mutsuz olan insanları uzunca bir süre yanımda, hayatımda tuttuğumu fark etmem, hayatın mutlu eden bir yanı olmadı. Aslında hep farkındayızdır, o ortamda mutlu olmadığımızı. Sevilmediğimizi ya da eskisi kadar sevilmediğimizi hissederiz içimizde. Bir şeyler yanlıştır ama yanlış olsun istemezsin. Belki başından beri bir sıkıntı olduğunu bilirsin ama iyi niyet sahibi olduğundan karşındakinin de seni anlamak isteyeceğine inanırsın çünkü sevildiğini düşünürsün.
Şimdi geriye giden zamanıma ve kendime vermediğim o değere ara ara üzülmekteyim. Hiçbir insana onun istemediği bir şeyi bir hissi bir anlamı bir beklentiyi yükleyemezsin. O insanlar, o kadardır ve sen yalvarsan bile seni anlamak istemeyeceklerdir. Şu yaşımda, geçen seneye kadar hayatımdan çıkmasından korktuğum ya da aklıma bile gelmediği o insanların hiçbiri yok hayatımda ve işin üzücü kısmı ise iyi ki demekten başka beni üzen bir şeyi de olmadı bu konunun. Ayrıldığım, küstüğüm veya yollarımı ayırdığım insanları bile iyi anıp hatırlamak istedim çünkü bazen insanlar uymaz ve bu gayet normaldir. Bazen bazı insanlar hayatında değersizdir,öylesine girer ve çıkmalıdır; bazıları ise sana ders vermesi gerekiyordur ve yine çıkıp gitmeleri. Bu insanlar sana hayatında neyin olması ve esas neyin olmaması gerektiğini gösterirler.
Şimdilerde ise çok art arda hissettiğim bu aynı duyguları içimi dökmek için sana yazıyorum. Bazen iyileştik sansak da-ki gerçekten uzak bir yerde ve çok silik duygularla anıyorum- bu insanlar için yaptıklarımı saf iyi niyetlerle yaptığımdan ilişkimiz koptuktan sonra bile beni üzecek hareketler yaparak hayatıma bir etki bırakma çabaları, gitmelerinden daha çok üzdü diyebilirim. Hayatıma ilişki anlamında da, arkadaş çevremde de çok iyi niyetli insanlar girdi onlardan sonra. Ben insan olarak hayatımın bir köşesinde hala beni yeni tanıyan bu insanların bile başta tanıdığım onlardan daha iyi olmasına da üzüldüm mesela.
İlişkim boyunca bir kez ve benim isteğim doğrultusunda aldığım bir çiçeğe “evet” derken, her buluşmada bana çiçekle gelmeyi seçen birine hayır dediğimde üzüldüm.
Benim için uğraşan insanlara en yakınım demezken, en yakınım dediklerim tarafından suçlandığımda, bir el görmediğimde anladım ben gerçekten sevilmek için yalvarmamam gerektiğini.
Normalde bu platformda yazdıklarım benden bir parça oluştursun hiç istemedim ama sanırım artık duygularımı göstermekten çekinen yanımın aynı kalmadığını biliyorum. Ben öylesine biri olmayı hep istedim. Herkes gibi sevilmeyi ve kendini sevmeyi aşılamayı istedim ama 4 sene önceki ben, sevilmeyi birilerinden nefret edene kadar isteyerek, bunu yaparken de bir şeyleri sindirerek yapmayı seçiyordu. Artık hayatımda kendimi anlatmak, açıklamak zorunda olduğum insanlar yok. Artık hayatımda partnerim olan insanın bahanesine ihtiyaç duymuyorum ve kendime ait bir sınırım var ve olması gereken de budur aslında. Hayatınızda gerçekten değersiz ve size iyi gelmeyen insanlara fazla zamanınızı ayırdığınızda sanki gitmemesi gerekiyor gibi gelir ama sizi düşünmeyen bir insana bir şans dahi vermenin anlamsız olduğunu gitmesi için karar verdiğinizde ve hayat daha da güzelleştiğinde anlarsınız. Sizin o kişilerden öncenizde vardır, sonranızda vardır ve onlar bu sonrayı görmeyi hak etmemişlerdir.
Beni seven birileri olduğunda, ben hayır bile desem gelmeyi seçtiklerinde anladım gerçek sevginin ne olduğunu belki, çünkü sevilmeyi bilmiyordum. Ya da bunu bu yüzden yapmıştır diye beni anlayan insanlar olduğunda, her hareketimi açıkladığım insanların beni gerçekten istemediğini anladım. Bazen her şey bitmeli ve insanlar hayatından çıkmalıdır. Ben istemeden beni görmek için türlü yollar deneyen birçok insan girdiğinde hayatın aslında basit olduğunu, güzel olduğunu anlarsınız. Onsuz çok da güzel olur.
Benim bu yazım biraz içimi dökmek gibi oldu çünkü hayatımdan çıktıktan sonra dahi bir şeyleri kanıtlama çabası içinde olan insanlar oldu hepsi. Onların kötü olması da kimleri tanıyıp değer verdiğimi sorgulattı. Bu da alınması gereken bir dersti benim için ve içten bir şekilde demek isterim ki siz, siz olun seviyorum derken dürüst ve içten olan insanları bulun. Sizi kıskanan, sizin mutluluğunuzu istemeyen, yalnızlık korkusundan gitme diyenleri dinlemeyin. Siz içten kendinizi sevip değer verdikçe sadece gerçekler acıtmak da olur, o da içindeki o doğru insanın gerçeğin ne olduğunu bilmesinin verdiği rahatsızlıktan dolayıdır.
O yüzden bu anlarda dur deyin onlar için değil ama kendinize üzülmek için zaman tanıyın, çünkü onlar kötü niyetliler ve siz değildiniz. Durup üzülmek de sizin hakkınız, mutluluğun sebebini yaratacak olan siz de olsanız sizi seven sizi mutlu etmek için çabalayan insanlar da var bu hayatta. Belki daha erken de anlayabilirdim derim kendi kendime ama o zamanlar, o özgüveni edinmek ve şu anki halime gelmem için bu insanlarla da bağ kurmam gerekiyormuş. Umarım hayatlarında bana bulaşmadan bir şekilde yaşarlar. İyi dilek mesajı yazacak kadar iyi hareketlerde bulunmadılar ama sizin de hayatınızda olmaması gerekli insanları fark edip bir dur dersiniz kendinize umarım. Siz üzülmek için fazla güzelsiniz…
Küçük bir not daha
Bu cümleleri söyleyebilmek değil de yazıp paylaşabilmek, bu düşüncelere kavuşmak hep beni seven ve her daim ne olursa olsun yanımda durmayı seçen insanların beni bildikleri ve gösterdikleri değer sayesinde kanıksadığım düşünceler oldu.
Şu anda, artık hayatımda bir figüran olarak yer alan bu insanların, bana uzun bir süredir uzak olmalarına rağmen hayatımda kötü bir parça olarak hatırlanma çabaları yüzünden bu yazı kaleme alındı. Geriye de sadece kötü hatıraların kalmasını seçen yine onlardı. Doğrular hep var ve yanlışlar er ya da geç büyür ve siz bunu fark edince gider. Bu kadardı, teşekkürler.
