İki Sorum Var

SOR(GULA)MAK LAZIM

Farkhunda’yı hatırlarsınız hani şu doğruları söylemesi akıllana zincir vuruduklarında dolayı düşünce kabiliyetinden yoksun ya da gayet tabii bir sekilde düşündüğü halde elde ettiği ranta zevak gelecek kaygısın gözü dönmüş canilerin katlettiği ögretmen, işte onunla ilgili bir insatagram gönderimine rastladım (linki aşağıya bırakıyorum). Bunun üzerinde şu iki soru geçti zihnimden hızlıca;

İslam’ı yaşamaya/anlamaya çalışmak mı?

Soruda ki kastım; yaşarken ilk sıraya, fıkhi kusursuzluk çabasının değil ahlâkî bakış temelini hakkaniyet ölçütüyle elde edip davranışa yansıtılmasının yerleştirilmesidir.

Yaşadığını/arzularını İslamlaştırmaya çalışmak mı ?

Bu sorudaki kastım ise üçkağıtçı kesimin çeşitli şekillerde rant elde etme gayretinde olup açgözlülüklerine fıkhî kılıflar bularak meşrulaştırma çalışmaları ve samimiyetinin kullanıldığının farkında olmayıp rant maşası olarak kullanılan afyonlaştırılmış kesimin de zihni kirlilik ve bunalımlarına aynı şekilde fıkhî kılıf bularak meşrulaştırma çalışmalarıdır. En acı olanıysa bunda gayet başarı elde etmeleridir.

İyice bir düşünmek lazım..

Düşünürken,  İslam’ın barış ve selamet dini olmayı amaçlayan bir din olduğunu ve Hz. Peygamberin geliş amacını, peygamberliği süresince verdiği tüm mücadelelerin, çektiği tüm zorlukların nedenini ve bunların sonucunda insanların neyi öğrenmesini hedeflediğini tek cümlede özetlediği ‘ben güzel ahlâkı tamamlamak üzere gönderildim’ sözünü sürekli olarak hatırlamak gerekecektir.

Unutmayalım ki..

Yalnızca aklın kullanımı başkalarını kandırmaya, yalnızca vicdanın kullanımı başkaları tarafından kandırılmaya, yalnızca  bileğin kullanımı ise katletmeye götürecektir. Çünkü yalnızca birinin kullanımı içsel bir rahatsızlığa anlatılması güç bir eksikliğe neden olacak başka bir içsel unsur bulunmayacak ve gayet büyük rahatlık duyulacaktır. Tüm bunlara binaen İslam’ın Müslüman tarifinin tek bir cümle olduğu söylenebilir:

Müslüman; akıl, yürek ve bilek üçlüsünü hakkaniyet ölçütü dahilinde birlikte kullanabilendir.. yani karşılaştığı yahut düşündüğü her durumu kendi içinde muhasebe, mukayese, muhakeme ve hakkaniyet unsurlarını baz alarak oluşturduğu vicdan mahkemesine taşıyan, değerlendiren  ve sonuçlandırandır.. taşıması vicdanın, değerlendirmesi aklın, sonuçlandırması bileğin (güç/cesaret), objektif değerlendirme ve sonuçta aşırıya kaçmama ise hakkaniyetin yansımasıdır olacaktır.

Hafsa Balaman

https://www.instagram.com/p/CMlgw83AubQ/?igshid=9bxsgvvgbttg

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.