İçinden Geleni Söylemek ve Söylememek İşte Bütün Mesele Bu.

İçinden geleni söylemek ve söylememek işte bütün mesele bu.

İçinden geleni yapmak ve yapamamak işte bütün mesele bu.

İçimizden gelenleri yapamadığımız, ve o sahte duvarlarla çevrili iç dünyamızda aslında özümüzden gelen his, duygu her neyse onlar çarpıştığı için belki de kendini kötü hissetmelerimiz, kaygılarımız, kendimize olan öfkemiz .

Öğrendiklerimiz, öğretilenler içimize zehir mi oldu? Yoksa benim algıladıklarım mıydı problem?

Anne tek bir şey söyler, 3 kardeşin 3 ü de 3 farklı şey algılar. Zihnim neden bu filtreyi seçti ya da?

Daha özgür olmak için Hz. İbrahim in putları kırdığı gibi kırmalıyım duvarlarımı. Ama ciddi cesaret istiyor. Her seferinde baltayı kaldırabilmek meselesi. Ama kuş gibi hafifliyor da insan aynı zamanda.

Mesela cinsellik konusu. Çocuk yap baskıları dışında kimsenin asla “edep” çizgisinden dolayı konuşamadığı dokunamadığı nadir alanım. Ve aslında en özgür olduğum, yine asla kaygılanmadığım, öfkelenmediğim, kendimi kötü hissetmediğim tek alanım. Kaygılarımın ve öfkemin güvensizlik kaynaklı olduğunu öğrendiğimde, yetersizlik olabileceğini duyduğumda hak vermiştim, oturmuştu içimde bir yerlere ama içimdeki duvarlar? Ve şu ana kadar sımsıkı tutunduğum her bir prensibin, her birin -meli -malı dan kaynaklandığını öğrendiğim şu an. İçim hem çok hafifledi evet ama üzüldüm de kendime. Hani kıllı bir yeri temizlemeniz gerekir, ama o kılları tek tek oradan yolarken canınız yanar, kanar yer yer ve en önemlisi sabır gerektirir. Zaman ve dikkat ve özen ve farkındalık. Tek tek her birini temizleme kaygısına düştüm mesela şimdiden.

O kaygı ve kaygının kaynağı olan garanticilik ve imaj kaygısı o kadar tanıdık ki içimde. Şimdi onların sahte kimliğimden gelmiş olduğunu biliyor olmak evet beni sanki keselenmişim de kirlerimden arınmadım daha ama arınacakmışım gibi hissediyor olmak çok güzel, çok hafif ama tanıdık bir şeyler gidecek içimden. Sığındığım bir şeyi kaybedecekmişim gibi. Kaygı neden benim sığındığım bir şey peki?

Evet hayatta kalmamızı sağlar kaygı, arkasından aslan kovalayan bir geyik olduğunda. Ya da arabayı çarpa yazdığında. Ama normal günlük hayattaki kaygılarım neden benim için bu kadar önemli? Bu yürütmeye çalıştığım imajdan dolayı mı? Bu imajı mı kaybedersem, hep gülümseyen Büşra giderse beni kimse sevmez diye mi ?

Mesela ben eşimi yarın annesigilin yanında bana iyi gelin desinler diye aramak yerine sadece gerçekten merak ettiğim için arasam ne olur ?

Ne kadar rahat bir duygu o mesela. Sadece merak ettiğim için aradım. Nasılsınız? Bitti bu kadar. Hesap yok kitap yok. Kafada dönen kırk tilki yok. Üzerimden bir tır geçmiş gibiağır ve yorgun hissediyorum şu an kendimi bu keşiflerle. ama iyi ki de geçmiş gibi.

Telefonla konuşmaktan hep çekindim şu güne kadar. Belki de hep bir başkasını istediği üzere konuşma kaygımdan. Yine başka bir performans kaygısı. Başkasını beklentilerini düşünme çabamdan.

Maskelerimi düşürüyorum. Yeni büşrayı gerçekten ben de tanımıyorum. Ama meraktayım. Duvarlarımı kırma hevesim ve heyecanım “ belki de ben, kavga etmeyi seven biriyimdir” sorusunun beni ne kadar heyecanlandırdığını deneyimlememden kaynaklandı.

Performans kaygısı:Hayatımın içine etmiş duygu olabilir. Diyete başladın, ee şimdi ne kadar sürede ne kadar kilo verceksin ? teze başladın. E hoca kızarsa. Yaptıklarını beğenmezse. Tezimi yaparken bile o kadar sevdiğim bir konu olmasına rağmen dikkat ettiğim, odaklandığım nokta, “ hocam kızmasın, hocam onaylasın, hocam beğensin”. Hep hayatımın bir noktada sıkıcılığını hiç kendime itiraf edemedim belki de ama şimdi ediyorum. Hayatım çok sıkıcı, çünkü ben kimseyle kavga etmedim, kimseye bağırmadım, kimseye gerçek fikrimi söylemedim, söylediysem de karşıdaki bunu kabul edeceğinden emin olduğunda söyledim… kimseyle yüzleşmedim, karşıt düşüncelerimden dolayı savaşmadım.

Ama hep bunu yapabilecek gücün bende olduğunu önce hissettim sonra bildim. Eşimle sevgiliyken onunla hep kavga etmenin hayalini kurdum mesela. Benim aklımdaki güçlü kadın bu mesela. Hayran olunan kadın bu işte. Hayallerimden bile utanmışım bugüne kadar meğerse. Senin fıtratın naif ve sakin sen rahat bölüm seç diyenlere inat, adrenalin dolu yerler beni içten içe çekti hep ama ben bu duygumla bile mücadele ettim. İnsan hayalinden utanır mı be?

 

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.