Huzur

Huzur, herkese göre farklı anlamlar taşısa da en temel tanımı mutluluk için gereken tek şey olmasıdır sanırım. Bazı insanların her geçen gün daha da uzaklaştığı, bazılarının kendinde bulduğu, kimininse bulmak için çabaladığı mutluluğa giden o altın anahtar. 

Herkes huzuru hep özlemle bekler, yitirildiğinde değerini anlar ve tekrar geri kazanmak için kendinden dahi feragat edebilir. Kaos yaşantısında kararlılık adacığıdır hayatımızda, Stres, tempo, koşturma, hır gür sonrası aradığımız o muhteşem dinginliktir. Aslında uzun süreli olması bir bakıma da anlamını yitirmesine sebep olur. Mutluluk gibi, bu hissiyat da geçici sürelere bağlanır ama önkoşullara bağlanmaz. Yoğun koşturma sonrası kendini eve atıp benliğinle baş başa kaldığın o kısa süre aslında huzurun ta kendisi olarak çıkıyor karşımıza. Kısa süreli olmasını da buna bağlarız. İnsanın her şeyin mükemmel değil ama istediği gibi olduğunu bilmesidir.

Biz insanlar uzun yıllardır kendimize huzuru tanımlamak için çeşitli sözcükler aradık. Huzur evrenin suskun yanıydı bizim için. Sahilde dalga seslerini dinlerken denizin güzelliğinde boğulup gitmekti, yıldızlara bakarken parıltılar saçarak yanındakiyle göz göze gelip yok olmaktı. Bir ebeveyn için çocuğunun sevinmesi, çocuk için ebeveynine sarılarak uykuya dalınan bir gece, aşk içinse kalbinin parladığı kişinin yüzün gülmesiydi yaşamın içinde. Dinlerin peşinde aranan duyguydu; tapınaklarda, camilerde, ağıtlarda aranan en temel şey huzurdu. Kimi zaman uykuya dalmadan önce hissettiğimiz sessizlikti, kimi zamansa konuşmak istemeden sadece durduğun anlarda etrafında değişen motiflere ve akıp giden zamana yaşamın tüm acısına, gürültüsüne ve karmaşasına rağmen kendi yaşamını oluşturmak oldu. 

İnsan huzur biriktirebilir kendine, insan isterse sevginin gözlerine, dudak kıvrımlarına, büyülü gülüşüne, dokunuşlarına olağanüstü masallar sığdırabilir. Büyük bir iz gibidir aslında huzur. Gözlerinin derinlerinden başlayan, baktığında tüm duygularını bir kenara bırakan, öfkeni, nefretini, yürek karmaşalarını, iç sıkıntılarını bir kenara atarak var olmanı sağlayan, yüreğin delice çarparken sükunet içinde uyumanı sağlayan, suyun üzerinde tek bir dalganın görülmediği ve denizi içinin en derinlerinde hissettiğin zamandır. Hayatın amacıdır, belki de hayatla ilgili bütün beklentilerden arınmaktır.

okur

Yazar: Nothıng

Blog OkurBlog Yazar

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.