in

Hüznümle Oynama

Hüznümle Oynama

Hüznümle oynama. Bilmezsin sen yara nedir. Hiç; herkesi itip en sevdiklerinin soğuk bedenine dokundun mu hayatının en çiçekli baharında? Girdiği rüyadan dönmeyeceğini bilmek nedir, gerçekten nedir biliyor musun da ahkam kesiyorsun büzüşmüz ruhsuz dudağınla bana? Sevmek, aşk, ölüm bir meslek değil,  aldığın eğitimlerde sana söyleyen oldu mu bunu? Annen, baban, sevgilin, platonik aşkın, komşun, evladın, kardeşin, sana ölümü anlattı mı? Bir daha görememek, özlemek, çaresizlik nedir biliyor musun? Sen evladını, sevgilini, geliniğini, bir daha asla bulamayacığını inandığın birini kefende gördün mü hiç? Hep bir ümitle “Belki” dedin mi? Korkularına yenik düşenlerin sana hayatı öğretme çabalarına “Peki” dedin mi? Sustun mu, kabullendin mi? Büzüşmesin ne kalbin, ne dudakların, ne de ruhun. Seni bir balta, çekiç, çivi, balyoz yerine koyanların hedefisin canım kız kardeşim. Sen aşk yaşarken ben onu toprağa gömüyordum biliyor musun? Ölüm acısı dünyanın gerçeği. Yerine koyabildiğin tek şey yeni bir aşkın acısıdır belki,  o da ölüm nedir biliyorsan eğer. Sen sabah ezanında en sevdiklerin için “ gitmesin” diye ağlamadıysan eğer benimle boy ölçüşemezsin. Ölümü görmeyen, soğumuş bir  bedenin dibinde ağlamayan hiç kimse bana aşktan, sevmekten, yaşamaktan, özlemden, duyarsızlaşmaktan, insan olmaktan, anlayıştan, herşeye rağmen kabullenmekten, borderline’dan, paranoyaklıktan, intihar eğiliminden bahsetmesin. Siz; aşka çaba verenlere “saplantılı, takıntılı” diyen neslin bahtsız çocuklarısınız. Koruyun kendinizi ölümden korkmayanlardan. Kefenin en güzel giysi olduğunu anlayanlardan kaçının. Adem’in oğulları, Havva’nın kızları… Koruyun canınızı. Biteceğini bile bile bir gün, kollayın Azrail’in orağını. Teğet geçerse ne âlâ. O gelene kadar her gün başka türlü ölün. Ama ölün ki kahkahalara nedeniniz olsun. Korkma ölümden bu kadar! Kaçışın yok. Marangozhanenin bir parçasısın sen, aleti edavatı, çivisi, keskisi, testeresi, kıymığı…

Korkma benden bu kadar. Alt tarafı acıma her bastığında sana bir diş geçiririm. Zorlarsan canlı canlı yerim seni, kefen derdin kalmaz. Koru kendini içimdeki canavardan. Bir gün affedersem yarın yiyebilirim seni çiğ çiğ, ne kan kokunu alırım, ne de acını anlarım. Senin bana attığın çapayı sana geri sallar bir bulutun üzerinde ibreti alem için sallandırırım. Sakın! Gözüme bak! İyi bak! Acıma değersen küçük kız kardeşim, bulutlarda bile sana yer biçmem. Kaçın benden! Alet olmuş vicdanını kendine sakla! Benim derdim senin Tanrı’nla. Aman diyeyim. Bana sakın bulaşma! Sonsuz kere affeden senin Allah’ın, ben değilim!

yazar

Yazar: Didem Yuce

“Söz Uçar Yazı Kalır”

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.