HİSLERİN EN GÜZEL YANILGISI: AŞK TANIMI

En hisli duygunun ne olduğunu düşünüyorsun sen? Ya da yanılgının en büyük nedeni hangi duygunun eseriydi?
En hisli duygunun genelde korku olduğundan bahsederler ama duygular birbirinin zıtlığında kaybolan, biçiminin hiçbir tarifini anlatamayan cevapsız sorular olduğunu unuturlar çoğu zaman. Aslında çoğu his cevapsız soruların içinde anlamını bulamadan başıboş bir şekilde  dönüp durur kendi yörüngesinde ama bir his vardır ki, bu diğerlerinden kopar ve kendi içinde anlamsızlığının tanımına ulaşamayacağı halde bunun için defalarca çaba sarf eder.
Bir duygu düşün; bu, hem bir o kadar anlamlı gelsin sana, dilindeki her bir sözcüğü bütünleştiren harfler bunu anlatsın hem de bir o kadar anlamsız gelsin, her bir harfin kilidi sonsuzluğa güçlü bir şekilde kapatılsın.
Bu duygu anlamsızlığın içinde koca bir anlam taşır aslında. Sen bu duygunun bir esiri misin peki?

Aşk bazen çabalarını sonsuzluğa uzatır, aydınlık ile buluşturur bazen de sonsuzluk içinde kaybolur, karanlık ile boğuşturur.

Milyonlarca yazarın kitabına konu olan, yüzlerce şairin dizelerinde kendine yer edinen aşk, kelimelere sığdırılabilir miydi? Anlatmaya kalksan sözcükler nasıl toplar birbirini bu tanım için?
Aşk, kelimelerin başlangıcında durur ve sonunu getirmene izin vermez aslında. Kendini yaşattırmak, anlatmak değildir, onun istediği kendini en saf yanıyla hissettirmektir. Kendini kelimeler içine sığdırmak değildir çabası, kelimelerin anlamının zihinde düşünceler ve bedende tepki ile yaşatılmasıdır.

“Eğer aşk için kelime gerekseydi, dilsizler nasıl sevecekti?” der ünlü şair Edward Estlin Cummings. Ne de yüce bir cümle ama… Kendini cümleler içine hapsetmektense duygularda varlığını sürdürmeyi tercih edendir aşk.

Bir çocuğa sorsan aşkın tanımını sana, yarı şaşkın yarı heyecanlı sesiyle en sevdiği oyuncağını işaret eder. Bir gence sorsan, yüzündeki heyecanlı ifade ile yanıt verir sana. Bir yetişkine sorsan bunu, kalbi ile düşünceleri arasında gidip gelerek ne yanıt vereceğini bilemeden zamanı sonsuzluğa akıtır. Bir yaşlıya sorsan bu tanımı, önce bekler, sonra tozlu kaplı ve yıpranmış albümleri dudaklarına hakim kıldığı buruk tebessüm ile anılar içinde kaybolarak tanımlar sana aşkı.
İşte aşk, onlarca kuşak arasında tanımı yapılamayan, bazen birkaç fotoğraf, nesne bazen de duygularının çığlıklara gömülüp suskunluk ile verildiği yanıt olur. 

Bazen aşk senin en güzel mutluluğun olur, hayatının her bir noktasında sonsuza dek yaşamasını istersin. Bu sözleri aşk şairi Özdemir Asaf,
“Seni bende, beni sende arıyorlar
Beni senden, seni benden tanıyorlar.” diyerek dizelerini en güzel biçimde süslemiştir.
Bazen aşk senin her bir acının tek nedeni olur ve sen bu nedenden kurtulamayacağını düşünerek zihninin dört bir köşesinde bu duyguyla mücadele etmeye çalışırsın. Okuduğum bir şairin dizeleri bunu şöyle açıklar;
“Bir daraltı var, bir boğukluk
Nedir bunun sebebi?
Hüznüm artıyor gitgide,
Daralıyor göğüs kafesim.
Kayıyor yer ayağımdan,
Yıkılıyor gökyüzü üzerime.”
Bazen de aşk bir kişinin yaşamının tek odak noktası olur ve bütün umutları, hayalleri ve belki de zamanı onun için var olur. Göz göre göre yok olmaya terk eder kendini. Turgut Uyar bunu dizelerinde,
“Zamanı durdururum yüreğimde,
Sensiz geçtiği için,
Akrep yelkovanına küskündür
Şu bozuk saat çalışsa benim için ölümdür.” diye ifade etmiştir.
Bazen ise aşk, bağlılığını ondan koparmak, zihnini karanlığın zifirinden çıkarıp aydınlık ile yüzleştirmek ister. Sevdiğim bir yazar bunun tanımını dizelerinde,
“Git! Bağlılığım kopsun yüreğinden
İstemem geri dönüp kaybolmayı soluk ışıklarında
Git sevgilim, acılarım sonsuzluğa
Zihnim özgürlüğüne kavuşsun.” diye tanımlamıştır.

Umutlarının, hayallerinin birer çocuksu heyecanı içinde kapılır gidersin aşk tanımınd. Belki hayal kırıklıklarının derin öfke acısını gittiğin, baktığın her yerde hissedip boşa çabalarının tek nedeni olabilirsin ama bir umudun yüreğine tutunmasına hiçbir zaman engel olamazsın.
Çünkü aşk, yüceltilip ansızın yere çakılan, birden dipten yükselip göğe ulaşan tek duygudur.
İmkansızlıklarının ümidi olur, bu ümitlerin çabasını her hücrende hissedersin. Duygularına karışıp en güzel sebebi olur kimi zaman, kimi zaman da geri dönülmez bir suçun yokuşunda yuvarlanıp kaybolur. 

İşte aşk, karmaşıklık üzerine kurulmuş bir düzenin en güzel parçasıdır. Aşk; heyecanının, ümidinin, hüznünün tüm zıtlıklıkları içerisinde gece ve gündüz gibi dağılan onlarca rengin aynasıdır.

Peki, sen bu duygu karmaşıklığında sürüklenip giden bir yanılgı mısın?
Hislerin en güzel yanılgısı -aşkın- bir ortağı mısın?

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.