Hislerimizin Yazıya Dökülmüş En Güçlü Parçası: Şiir

“Şiir gökyüzüne çizilmiş resimdir.” der Goethe, ben de size en sevdiğim şiirlerden birkaç tanesini yazmak isterim.

İlk şiir alıntıma yaşadığı zaman boyunca hapis hayatı geçirmekten gün yüzü göremeyen, eserleri yıllarca ülkemizde yasaklanan ancak ölümünden bir müddet sonra eserleri yayımlanmaya başlanan, Nazım Hikmet’ in “Tahir ile Zühre Meselesi” şiiri ile başlamak isterim.

 

“Seversin dünyayı doludizgin
ama o bunun farkında değildir
ayrılmak istemezsin dünyadan
ama o senden ayrılacak
yani sen elmayı seviyorsun diye
elmanın da seni sevmesi şart mı?
Yani Tahiri Zühre sevmeseydi artık
yahut hiç sevmeseydi
Tahir ne kaybederdi Tahirliğinden?

Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.”

 

Şimdiki şiir alıntıma da çok sevdiğim bir şair olan Attila İlhan’ın “Üçüncü Şahsın Şiiri” ile devam ediyorum.

 

Gözlerin gözlerime değince

Felaketim olurdu, ağlardım

Beni sevmiyordun, bilirdim

Bir sevdiğin vardı, duyardım

Çöp gibi bir oğlan, ipince

Hayırsızın biriydi fikrimce

Ne vakit karşımda görsem

Öldüreceğimden korkardım

Felaketim olurdu, ağlardım

 

Ve sırada Cemal Süreya…


Biliyorum sana giden yollar kapalı
Üstelik sen de hiçbir zaman sevmedin beni

Ne kadar yakından ve arada uçurum;
İnsanlar, evler, aramızda duvarlar gibi

Uyandım uyandım, hep seni düşündüm
Yalnız seni, yalnız senin gözlerini

 

 

Şimdi ise Türk şiirindeki yapıyı tamamen değiştirmeyi amaçlayan, Garip akımının kurucusu olan şair Orhan Veli Kanık’tan bir şiir olan “Dalgacı Mahmut”

İşim gücüm budur benim,
Gökyüzünü boyarım her sabah,
Hepiniz uykudayken.
Uyanır bakarsınız ki mavi.

Deniz yırtılır kimi zaman,
Bilmezsiniz kim diker;
Ben dikerim.

Belki de aşkı şiirlerinde en güzel anlatanlardan biridir Özdemir Asaf…

Geleceğim, bekle dedi, gitti..
Ben beklemedim, o da gelmedi.
Ölüm gibi bir şey oldu..
Ama kimse ölmedi

 

Daha 22 yaşında veremden hayatını kaybeden bir şair olan Rüştü Onur’un “Nedamet” adlı şiiri ;

Tanrım açamadık içimizi
Artık buluşmamız mahşere kaldı.

Ne yelken ne gemi var limanda
Kaçmak bir uzun sefere kaldı.

Mercan bir sahildeymiş gemiler
Bulmak kasvetli günlere kaldı.

Şimdiki şiir alıntısı ise arkadaşı Rüştü Onur gibi genç yaşta veremden hayatını kaybeden bir şair olan Muzaffer Tayyip Uslu’nun, arkadaşının ölümünden sonra yazmış olduğu şiir; “Rüştü’den Gelen Mektup”

 

-Oktay Rıfat’a-
Önce bütün şairlere selam
Sonra şunu söylemek isterim
Ölüm hiç de güzel değil
Ne sabah var ne akşam

Sokakların ellerinden öperim
Bana yaşamasını öğretmişlerdi
Dost olsun düşman olsun
İnsanlara iyi günler dilerim

Söyle sarı saçlı daktiloya
Ben yokum artık
Vefasız dostlara hatırlat
Kimseye kalmaz o dünya

Nasıl unuturum güzeldi yaşamak
Fakat hakkı varmış Oktay’ın
“Hatıralar da dal istiyor
“Kuşlar gibi konacak“

okur

Yazar: Yeliz

Blog OkurBlog Yazar

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

2 yorum

Yorum Yazın
  1. O kadar zor ki hislerimizi bir şiirde yahut bir yazıda dile getirmek. Birisiyle konuşabilmek bile zor geliyor çoğu zaman.
    Seçtiğiniz şairler de şiirler de insanın kalbine dokunuyor, güzel bir çalışma olmuş tebrik ederim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.