Koşmaya devam ettim.
Devam ettim,devam ettim,devam ettim.
Nefesim tükenene kadar koşuyordum.Öylesine hızlıydım ki soluk alışverişlerimi koştuğum hızla senkronize edemiyordum.Ciğerlerim yanıyordu.Nefes almaya çalıştıkça boğuluyordum sanki. Kulaklıklarımdaki şarkı döngüdeydi,bilmem kaçıncı kez çalıp duruyordu.Deniz, yine fırtınalıydı; yağmur yine yağıyordu ama bu kez omuzlarıma dokunurcasına değil, sırtıma vururcasına.İri tanelerden oluşan sağanak yağış ben kendimi sokağa attığımda çoktan başlamıştı.Ayakkabılarım,saçlarım, kulaklığım hepsi baştan aşağı ıslanmıştı. Ama umrumda değildi. Sadece koşmak istedim, koşmak istedim. Sadece koştum,sadece koştum, sadece…
Yalan söyledim, kaçıyordum.
Ben koşmak için koşmuyordum, ben kaçmak için koşuyordum.
İşte bunun farkına vardığım anda, kendime yalan söylediğimi itiraf ettiğim anda adımlarım sendeledi ve kendimi yerde buldum. Ayağa kalkmaya çalışsam da …’nın yanından ayrılmadan önce ilk kez duyduğum gerçekler bacaklarıma bir zincir gibi dolandı ve beni ayağa kalkmaktan alıkoydu.Delicesine nefes alıyordum,sanki soluksuz kalmışcasına,sanki suyun altındaymışım da, yüzeye başımı yeni kaldırmışcasına. Delicesine.Delirmişcesine. Kulaklığımdaki şarkı çalmaya devam ediyordu, duymuyordum.Sağanak yağış sırılsıklam etmişti beni, umursamıyordum. Gök şiddetle gürüldürüyor, şimşekler çakıyordu.Normalde hep korkardım, şimdi korkmuyordum. Sahilde yalnızdım.Yalnızdım. Koşarken içimde tuttuğum sıkıntı, boğazımı parmaklayan gerçekler şiddetli bir ağlamayla çıktı dışarı. Duyduğum andan beri ilk kez gözyaşlarımın akmasına izin verdim. Yağmur damlaları ıslak yanaklarımda kayboluyordu.’ Anne.’ diye bağırdım tüm gücümle. ‘Anne, neredesin? Neredesin anne? Bana yardım et, bana yardım etmek zorundasın.’ Birinin duyup duymasını umursamadan, insanların görüp görmediğiyle ilgilenmeden avazım çıktığı kadar bağırdım, bağırdım. Denize, dalgalara. Avazım çıktığı kadar ağladım. Artık gücüm kalmamıştı, iliğime kadar çekip sömürmüştü beni. Ellerimle kulaklarımı sıktım ve çığlık attım, aklımdan geçenleri duymak istemiyordum. Duymak istemiyordum. ‘Lanet olsun, sus artık. Sus artık, dayanamıyorum.’ Dayanamıyorum dedim bu kez alnıma sertçe vururken.
İşte o an, hızlıca yanıma gelip de ellerimi alnımdan çektiği ve kollarıyla sarmaladığı andı.
‘Sonunda buldum seni. Buldum seni…’ dedi ben göğsüne yaslanmış ağlamaya devam ederken. Kulağımdaki lanet kulaklıkları fırlattım yere. Ve ittim onu kendimden.
‘Niye peşimden geldin?’
‘Böyle bir durumda seni yalnız bırakacağımı mı sandın? Tabii ki de peşinden gelecektim.Tabii ki de yanında olacaktım.’
‘Ölmek istedim.’ dedim yüzüne bakarken.
Yanaklarımı tuttu, yüzüme yapışmış ıslak saçlarımı okşadı titreyen elleriyle.
‘Duyduğum ilk anda ölmek istedim.’ dedim hıçkırarak.’
‘Hayır, hayır. Öyle deme, senin bir suçun yok.Bu hikayenin masumu sensin.’
‘Kes’ ‘Beni teselli etmek için yalan söylemeyi bırak.’
…
dipnot: b2b – slowed,best part looped.
