Hiçlik

Hiçlik ne demek sahiden? Boş bir zihin, eylemsiz yaşam, kısık gözler mi demek? Hiçlik, yok olmak mı aynı zamanda? Boş zihin, eylemsiz yaşam ve kısık gözlerle beraber. Tüm bunları düşünürken, uyuya kalmışım. Gözümü yeni güne açtığım zaman bu sorular hala peşimi kovalıyordu. Güne başlarken; aç karnına, balkonda sigara içerken bu sorular hala aklımdaydı. Peki sahi, hiçlik neydi?

İşte yine buradayım müdür bey, balkonumda. Ağzımda sigaram ve zihnimde derin düşünceler var. Peki niçin müdür bey, bilir misiniz? Kayıplarıma yas tutabileyim diye. Çok mutlu bir insanım, bilirsiniz. Sürekli neşeli bir adam üzülemez mı dersiniz? Yanılıyorsunuz, işte buradayım ve üzülüyorum. Bakmayın donuk yüzüme, üzgünüm, cidden. Beni üzen ne mi? Anlatayım o halde;

Bundan bir ay önce işten çıktım. Biraz erken çıktım fakat size haber verdim, hatırlarsınız. Hızlı hızlı yürüyordum. Eşim hastaydı, onun yanında olmak istiyordum. Eve vardım ve içeri girdim. Eşimi salonda, mutfakta ve evin diğer yerlerinde göremedim. Bakmadığım tek yer; yatak odasıydı. Yatak odasına yavaş yavaş ilerledim ve kapıyı açtığım zaman o manzara… Eşim ve o genç çocuk… Aldatıldım müdür bey, aldatıldım. Dahası yok mu dersiniz? Dahası var. Pekala anlatacağım, acele etmeyin.

Aldatıldıktan iki hafta sonra kendime geldim. Neşelendim ve tekrar mutluydum. Yüzümde koca bir tebessümle işime tekrar başladım. Mesut’un desteğini biliyorsun. Aldatıldıktan sonra yanımda oldu ve bundan daha önceleri de birçok kez yanımda oldu. Yakın dostum, Mesut… Yanımda olmamış aslında. O da karımla yatmış, hem de defalarca. Nasıl mı anladım? Eski eşim, beni aldatan o kadın söyledi. Söylemekle kalmadı, fotoğraflar gösterdi. Niye mi yaptı böyle bir şey? İnanın bilmiyorum müdür bey. Belki vicdanındaki laneti bastırmak için iyilik olarak gördü bunu. Bilirsiniz, kötü kalplerin iyiliği bile insanı kötü eder. Durun, hemen suratınız asılmasın, daha anlatacaklarım var. 

Dün müdür bey, dün seni kaybettim baba. Nereden bilebilirdim ki birkaç serserinin seni hedef alacağını. Bilseydim baba, bilseydim erkenden çıkmazdım işten. Birkaç saat sonra serserilerin dalaşacağını bilsem, seninle işten çıkmadan önce tartışmazdım. Niçin girdin o mezara, niçin terketten beni, küsken hemde. 

Sahi, hiçlik neydi? Aldatan bir eş, ölen bir baba, ihanet eden bir dost muydu hiçlik? Hayır, hiçlik; neşeli bir adamın hüznüdür. Donuk bir surat, kısık gözler ve yarım kalmış sigaralardır. Daha da önemlisi; Hiçlik, var oluşun etrafında dönüp duran çemberde, yok oluşa tutunmamak için çabalayıp ondan kaçamayan insanların karanlık derin kuyusudur. Hiçlik artık benim bedenim ve ruhumdur müdür bey, bedenim ve ruhum.

Kurgusal yazıdır, gerçeklik içermez. 

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bir Yorum