Hayata bakışımız

Beynin en tehlikeli yanı ters çaba kuralına göre çalıştığı anlardır. Ve odaklanılan hedef için çalışır fakat hedef olumsuz olsa bile onu gerçekleştirmek için çalışır. Buna istinaden bir örnek verecek olursak Türk erkeğinin ilişkiye bakış açısı : “Foto atsana.” Yani burada Kadın direkt cinsel obje olarak esas görülüyor. İşte bu tarz koşullarımızı veya davranışlarımızı değiştiremediğimiz için hayatımızda da hiçbir değişikliğe gidemiyoruz. Hep aynı deneyimlerle bir çember döngüsü içerisinde dönüp duruyoruz. Aslında olaylara geniş açıdan bakmak yada farklı bakış açılardan bakmaya denediğimizde kişisel cehaletimizi yenebiliriz. Çünkü bakış açısı kişinin yaşamına yön verir. İnsanoğlu yaradılışından bu zamana dek çoğunlukla ben merkezcilik kuramı ile hayatının penceresinden yön vermeye çalışmıştır.Bunu kendine kural edinerek yanlış bildiği şeyleri doğruymuş gibi göstermeye çalışmıştır. Oysa at gözlüğü ile bakınılan çoğu şey mutsuzluk sebebiyetini doğurur. Bilakis mutlu olmak için ilk temel kural olaylara yüklediğimiz anlamı değiştirdiğimizde duygularımızda değişir. Çünkü insan yaşadığı çevrenin bir ürünüdür ve yaşamış olduğu çevreden beslenir. Yazımı Hz. Mevlana ‘nın güzel bir sözü ile bitirmek istiyorum. 

“Zannetmeden önce öğren, yargılamadan önce anla,yaralamadan önce hisset, konuşmadan önce düşün… Mevlana Celaleddin Rumi 

okur

Yazar: Hicran

Blog OkurBlog Yazar

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.