HAYAT. MUTLULUK. VE SEVGİ.

Bitişik odada piyanonun tuşlarından aşkı, sevdayı, hasreti… kısacası hayatı anlatan duygular nota nota dökülürken, bir bilgisayar ekranının önündeki klavyeden de notaları kelimelere dönüştüren duygular dökülsün istedim. Böyle düşünerek yazmaya başladım. Notaların, piyanonun eşliğinde hayatın hangi sahneleri akacak yazıya, ben de bilmiyorum. Tek bildiğim, birçok hayat öyküsünün kelimelere ve notalara aksedecek olmasıdır.

            “Ben daha ne yaşadım, ne gördüm ki?” derken bir bakıyoruz ki, hayatın sahnesine çıkalı onlarca sene olmuş. Hatta şairin dediği gibi düşünecek olursak; yolun yarısını bile geride bırakmışız. Hep aşkı, mutluluğu, huzuru aramışız yaşadığımız günlerde, aylarda. Hep sıkıntıları görmüş, biraz olsun gülümseyebilmeyi dilemişizdir Yaradan’dan.

            Şanslı birkaç kulu çok kişinin hayali olan servet ve mevkiye sahip olarak doğmuş olsa da, Yaradan her kuluna az ya da çok, hayal ettiği aşkı, mutluluğu ve huzuru da yaşatır mutlaka. Hem mutluluk, sağlık, huzur parayla, mevkii ile satın alınmaz ki. Öyle değil mi? Belki altında son model araçları, ultra modern döşenmiş evleri, ceplerinde hesapsız harcadıkları paraları olduğu halde onlar da bizim aradıklarımızı arıyor olabilirler. Olamazlar mı? Hatta belki onlar hızlı harcayıp tüketme telaşı içindeyken ne yediklerinden ne de yaşadıklarından bizler kadar tat alabiliyorlardır. Ne yeseler, ne giyseler mutlu olmayı bilemiyor olabilirler.

            Oysa küçücük şeylerde gizli değil midir mutluluk ve sevgi? Ne paraya, ne lükse, ne isme, ne mertebeye gerek duyar insan mutlu olmayı ve sevmeyi doyasıya istediğinde. Kimi zaman bir yel, bir martı, denizi izlemek, kimi zaman oltaya takılan bir balık. Bazen sevimli bir çocuğun tebessümü, bazen kulağınıza gelen hoş bir melodi. Belki eski bir dostun sesini duyup, yüzünü görmek; belki de tam da en sıkıntılı olduğunuz anda gelecek umut dolu bir haberle sevinebilir insan. Bir bardak tavşankanı sıcacık bir çay, belki yanında bir simit. Yahut akşam olup da yatağınıza girerken duyduğunuz mis gibi temiz bir çarşafın kokusu. Ya da tüylerini okşadığınız bir yavru kedinin samimi sevgi gösterisi.

            Aslında insan istese neler yazar, neler yaşar, nelerle mutlu olur hayatı anlamsızca, telaşla, bir hay huy ile tüketmese. Tüketmeyip üretebilse. Çiçek, meyve, eser, beste, kitap, heykel… Sadece insan değil, birçok şey üreterek de mutlu olabilir insan. Yeter ki problem üretmeyelim. Yeter ki, hızla her şeyi düşüncesizce yok etmeyelim. Mutlu olmak için çok sebep var. Sizlerle duyguları buluşturur kelimeler ve notalar. Sanattan kopmayın, sanatla mutlu kalın. Hoşça kalın.

yazar

Yazar: Dans Eden Kelimeler

Bale Sanatçısı, eğitmen, yönetmen Kağan Can Odabaşı ile onun eşi Editör, kitap ve gazete köşe yazarı Ayşegül Toker Odabaşı yaşadıklarını, yaşadıklarınızı, yaşadıklarımızı, hepimizi, yaşam denen sahnede karşımıza çıkanları kendi tecrübeleri ile burada sizinle paylaşmak istiyorlar. Bize katılır mısınız?

Blog YazarBlog Okur

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.