HayalEt

Geçen son 5 saat boyunca sadece hayal kurduğunu farketti çocuk. Masada yığılmış kule görünümlü 5 kitapla göz göze geldiğinde , içinde kendisini bekleyen yaklaşık 250 kadar test sorusuyla karşılaşma fikri son derece huzursuz ediciydi. Kapısı aralık olan odasının önünden, kendisini hiç de takip etmeyen! Annesi geçtikçe ruh hali daha da vahim bir hal alıyordu. Bir yanda annesinin endişeleri, babasının onlar için canını dişine takmış olması, üzerinde büyük ölçüde baskı yaratıyordu. Bu sınavlar önemliydi, gelecek vaad eden bir çocuktu o … Karşı komşunun oğlu , aylarca , hatta yıllarca çalışıp sonunda pek de fazla hatırı sayılmayan bir okula kapağı atıvermişti. Eğitim sistemi malum, okulu okula , çocuğu çocuğa kırdıran önemli bir yarıştı. Ve eşğer bu sistemin eşiğini iyi bir puanla atlarsa aile, komşu, mahalle hatta ilçenin altın çocuğu ünvanına sahip oluyordu . Düşünsene , sokağa bir çıkıyorsun adeta gökyüzünden rengarenk bonibonlar misali çılgın puanlar yağıyor. İlk durağın olan mahallenin bakkalı Mustafa abi tam gofrete uzandığın anda , renkli kağıtlara sarılı ama kokusu kızların kullandığı renkli silgilere benzeyen çikleti “bu da benden olsun oğlum “diye eline tutuşturmaya çabalıyor. Hayaller gofret gerçekler pembe çilek aromalı çiklet. Keşke Mustafa abi’nin içinden gelen de ikinci bir gofret olsaydı, niye pembe kağıtlı çilek aromalı çiklet!! 

HayalEt
Annesinin dayanamayıp odaya üzgün bakışlarla dalmasıyla pembe çiklet kabusundan uyandı çocuk. Yavru kedi misali göz bebekleri retinasına yapışmış gibi bir bakışla kendisine bakarken görünce, hayal kurmaktan ötürü kendini suçlu hissetti.

  • Oğlum.. Senin neyin var? Günlerdir sormayayım diyorum ama sende bir haller var. 
  • Anneee, çok endişeli görünüyorsun ama gerçekten hiç birşeyim yok. ( Sadece hayal kuruyorum ve ben bundan çok mutluyum dedi iç sesi) 
  • Bak ben senin annenim varsa bir sorunun söyle çözüm bulalım,ne zaman baksam yatağında oturmuş derin derin düşünüyorsun. Bu durumun beni çok endişelendiriyor. 
  • Testler anne , test soruları gözümde büyüyor. Ben bunlarla uğraşıp , istemediğim bir bölüme girip istemediğim işleri yapmak istemiyorum. 
  • Oğlum, bak Hakan abine (amcasının oğlu olan Hakan abi, ailenin başarı ünvanını 5 yıldızla alnına yapıştırmış , kurumsal hayatta ortalamının sadece bin TL üzerinde para kazanan başarılı altın çocuğuydu.) Biraz onu örnek al be oğlum. Bak ne güzel okullarını başarıyla bitirdi, şimdi de mis gibi işi var, hayatını yaşıyor. 

Hayatını yaşayan Hakan abi , sabah 8:30 akşam 21:30 saatleri arasında fazla mesai bile almadan işini kaybetmemek üzere kodlanmıştı. Henüz bekar olarak hayatını idame ettiren Hakan abi , 3 yıl önce evlenme teklifi ettiği ancak işlerin yoğunluğundan bir nefes bile alamadığından 5 yıldır kendisini evlenmek üzere bekleyen yenge namzeti Ebru abla da altın kaplı çocukla evleneceğini düşündüğü için umudunu yitirmeden beklemeye devam ediyordu. 

  • Anne , dedi çocuk. Benim hayatımda istediğim şey bu değil. Ben kendimle ilgili böyle hayaller kurmuyorum. 
  • Oğlum! Senin hayal dünyanda kaç para veriyorlar bari onu söyle de baban da orada işe girsin. Zira adam seni okutacak diye gecesini gündüzüne kattı. 
  • Tamam ! dedi çocuk , tamam anne, ben kalkıp biraz çalışayım yoksa bu konu uzayıp gidecek dedi ve yerinden kalktı. 

Ailenin endişeli kedisi anne odadan çıktıktan sonra , evin hayalperesti olan ve maalesef ailesi tarafından akademik yönü son derece başarısız olarak nitelendirilen genç ,başarının sırrı olan soru bankasıyla senet imzalamak üzere masanın başına geçti ve aradan geçen 2 saatin sonunda işten eve yorgun dönen savaşçı baba ile birlikte akşam yemeği yendi. 
Gecenin sonunda endişeli kedi ile savaşçı  , ağır hayalperest olan oğullarının hangi baltaya sap olamayacağı konusunda derin yargılara dalıp sonunda da çözüm bulamayıp uyumaya karar vermişlerdi. Onlara göre çocukları aslında ağır sınav endişesi taşıyordu ve ne yapmaları gerektiği hakkında pek bir fikirleri yoktu. Alt komşu Melek hanımın kızı da 2 yıl önce böyle bir buhran geçirmiş ama neyseki sonunda 4 kat üstte oturan Süheyla hanımın devamlı kurşun döktürdüğü Süleyman hoca ,içinde kuvvetli başarı dualarının yazılı olduğu bir muskayı boynuna asmış ,günün sonunda da kız mühendislik hedeflerken cinlerin musallat olması sonucu kendini ingilizce öğretmenliği bölümünde bulmuştu. En azından her gün ağlayarak bile olsa okula gidip gelebiliyordu . Kızına musallat olan cinlere söven Süheyla hanım kızına nasıl bir baskı uyguladığının yazık ki farkında değildi. Koskoca mühendislik kız 3-5 cinin oyununa gelmiş bundan sonra da elin şımarık çocuklarının elinde “this is a pencil” öğreterek heba olup gidecekti. 
Apartmanca bu duruma çok üzülmüşlerdi ve ne yazık ki bunun bir benzeri de endişeli kedi ve savaşçının oğullarının başına gelmiş olabilirdi. Sabah olunca ilk iş Süheyla hanım aracılığı ile Süleyman Hocayı ziyaret etmekti. “Bizimki hayatta üzerine muska falan takmaz ama belki çayına okunmuş şeker karıştırırım,  bunun da mutlaka faydası olur. “ diye düşündü endişeli kedi. 
Sabah olduğunda Endişeli anne kedi soluğu 4. Katta aldı. Hüzünlü hikaye Süheyla hanıma anlatılırken “ah, vah” sesleri ve iki diz dövme seansıda yapıldıktan sonra, sıra Süleyman Hoca’nın kapısına dayanıp 300 TL bağış karşılığı bir yastık altı muska, bir kaç okunmuş kesme şeker ve çocuğun yüzüne üflemek üzere hazırlanmış bir dua paketi almaya gelmişti. Çok şükür her işleri rast gitmiş ve kırk beş dakika içinde hepsi bitmişti. Hoca’nın verdiği ganimetler sıkıca kavranmış eve dönerken , otobüs yolculuğu boyunca duymaktan rahatsız olduğu bir cümleyi şimdi panolarda görmeye başlamıştı endişeli kedi. 
“ Hayallerinin Peşinden Git” 
“ Yaaa! “ dedi içinden. “Bir takmışlar şu hayal işine, çoluğun çocuğun da aklını çelip boş şeylerle dolduruyorlar. “ 
Karşı billboard , mavi fon üzerine büyük beyaz fontlar ; 

“ Hayallerinin Peşinden Git” 

“ Hayallerinin Peşinden Git” 

“ Hayallerinin Peşinden Git” 
Kaç para bu hayal? Bir hayal kaç para? Sigorta yapıyor mu? Emeklilik sistemi nedir? Sağlık Sigortası hangi hastaneler de geçerlidir? Emeklilikte kaç para alır? Bunlar yoksa bittin , bittin ki ne bittin. Öyle aylak olup kaldı. En azından arkeoloji, jeoloji falan kazansa.. Ya hayallerinin peşinden giderse? Endişeli kedi üzgün olarak eve döndü ama ne olursa olsun eldeki ganimete güveniyordu. Hayal falanda değildi ayrıca öyle ellerinin arasında tüm ihtişamıyla duruyordu. 

Çalışmalar ,okuldan yorgun dönen ve maalesef soru bankasıyla stresli anlar yaşayacak olan evin hayalperestine çayına karıştırılma suretiyle verilmeye başlandı. Yataktan sabahları sürünerek kalkan bu hayalperest çocuk nasıl olduysa ertesi sabah fırlayarak kalkıp giyinip, kahvaltısında okunmuş şekerli çayını da içerek son sürat kapıdan çıkıp servise yetişti. “Oh!“ dedi endişeli kedi. “Süleyman Hoca sen çok yaşa” 

  • “Hayallerinin peşinden git”miş, “asıl Süleyman hocanın peşinden git ,o verir sana hayallerini “ dedi mutlu bir şekilde endişeli kedi ve günlük rutinine daldı. 

Bir birinden pek de farklı olmayan 2 hafta boyunca evde kimsenin anlam aramadığı mutlu bir sükunet vardı. Evin hayalperest çocuğu annesinin şifalı kesme şekerleriyle yola girmiş,  odasına kapanmış harıl harıl çalışıyordu. Artık evde her şey beklendiği gibiydi. 
Uzun süren huzurlu sessizliğin ardından. Bir gün küçük hayalperest okuldayken kapı çaldı. Endişeli kedi kapıyı açtığında kuryenin elinde imza karşılığı teslim etmek üzere bir zarfla beklediğini gördü. 

  • Nedir? Dedi endişeli kedi
  • Postaa diye cevap verdi anlamsız gözlerle bakarak. “ Şuraya bir imza alayım lütfen?”  

 
İmza atıldıktan sonra, zarfı teslim alan endişeli kedi, gözleri büyüyerek zarfın üzerindeki yazıya kilitlendi. 
“ Hayallerinin Peşinden Git” 
Birisi ona oyun mu oynuyordu yoksa bu da neydi ya şimdi böyle?!?! 

Üzerinde oğlunun ismi kaligrafi harfleriyle yazılmış ve ışıl ışıl parlıyordu. Önce ne yapacağını bilemedi zarfı, oğlunun adı yazılıydı ve ne olursa olsun o zarfı açmamalıydı. Ne kadar genç bile olsa bu ona özel bir durumdu üstelik ismi de üzerinde altın gibi parlıyordu. 

Çok ayıp etti ve açtı. İçinden çıkan yazıda oğlunun ,hayalini proje aşamasından hayata geçirdiği ve bu sebeple Avrupa’nın en iyi 3 üniversitesinden burs kazandığı yazıyordu. Seçim hakkını da ona vermişlerdi. 
İsmi altın kalemle yazılmış bu çocuğun, nerede , kiminle, sgk’lı bir işte mi yoksa düşlediği bir yerde mi olduğunu sizin hayallerinize bırakıyorum. 
Bir insan yetişirken eğer hayal-et’ den korkarsa ve bu başka şekillerde öğretilirse o çocuk , her yerde her yaşta ölene kadar hayal et’den korkarak ve hayal edemeden ölecektir. Herkesin çocuklarına hayal et leri sevdirmesi dileklerimle … 

blogger

Yazar: Didem Yüce

“Söz Uçar Yazı Kalır”

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Yorumlar

Yorum Yazın
  1. Didem hanım tebrikler. Ben matematik öğretmeniyim. Velilerimizi ikna etmeye çalışmaktan yorulduk. Çok güzel bir şekilde egitim sistemimizin gençlerimizi sanki hayal kurmam üzerine kurulmuş. Malesefki yazdıklarınızı öğretmen olarak görüyoruz. Fakat velilerimizin çocuklarından beklentisiyle, çocukların egitim den beklentisi örtüşüyor. Çocuklarımıza test çözdürmekten, duygusal gelişmelerini yok ederek, onları, maalesef mutsuz bir gelişme dönemine yönlendirmiş oluyoruz. Tekrar tebrikler

    • Yorumunuz için çok teşekkürler, ben de bir anne olarak bazı durumlardan çok rahatsızım. Çocuklarımızı bir kutunun içine sıkıştırıyormuşuz gibi hissediyorum. Umarım sizlerin de tartışamayacağımız kadar büyük olan emeğinizle çocuklarımızı en güzel yerlere taşıyacağız. Hayallerini küçümsemeyen aileler olalım onlar zaten yollarını bulacaklar. Ben de size çok teşekkür ederim.

  2. Kelimeler yetersiz kalacak yazdığını degerlendirmeme… Hem yazım gücüne, kalemine, hem de değindiğin konuya ne diyeceğimi bilemiyorum. O kadar bizden, o kadar içimizden birşey yazmışsın ki…Yazılarım var ve bana burada yayınlamak için ilham kaynağı oldun, teşekkürler…

    • Bazen biliriz, farkındayızdır fakat uygulamada yapmayız yada yapamayız 🙁 işte bu durumu çok güzel ifade ederek kaleme almışsın.

  3. Öncelikle yazını çok doğru buldum. Biz ailelerin ve çocuklarımızın gözünden objektif olarak akıcı ve gerçekçi yaklaşmınla akıcı bir dille aktarmışsın. Tebrikler

  4. Çok güzel Didem’cim. Benim de uzun süre önce kaydolup hiç yazmadığım bu alanı bana hatırlattığın ve ilham olduğun için de teşekkür ederim. Her şey gönlünce olsun canım benim

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yükleniyor...

0

Facebook Yorumları