Hasret

O an vardır. Saatler, dakikalar, saniyeler, saliseler hiç geçmez. Her cümlenin başında bir “ya” vardır. Sonra bir şarkıya takılırsın. Azeri bir şarkı sana “Hasret” der. Görsen, sarılsan, içinde, dibinde hissetsen de hep o hasret başka bir hasrettir artık. Hiç bitmez. Onun o çocuk gözlerine takılır kalırsın. Ben neredeydim o zamanlar? Zaman dursun. Her şey donsun, sadece bize aksın o zaman. Aksın ama o kalsın. Gözyaşlarına engel ol; olabilirsen. Sen aşk dersin, o dünyanın derdini yükler omzuna. Kör kuyularda bulursun da çareni, çıkmak istemezsin bir sebepten. Kuytudur, sessizdir, sensindir, benimdir, bizimdir. Bir rüzgâr kaçağıdır orası. Çarptığını bildiğin bir kalbi özlemek telaşların en büyüğüdür. Geçsin saatler, dakikalar, saniyeler, saliseler. Bütün elbiselerim düştü üzerimden. Çıplağım, üşümüyorum. Yerçekimine karşı değilim. Özlemin acısından yıldım. Dünyaya hayranlığım; dünya medeniyetlerinde, kömür tüten bacalarda, maden ocaklarında biten canlarda, savaş meydanlarında, bir silahın namlusunda, savaş uçağının limitsiz kağıtla dolmuş yakıtında, denizlerde; rahat bir nefes alması için çare arayan annelerin bir umut uğruna boğulan bebelerinin minik ciğerlerinde bitti. Bir yağmur damlasında, bir kadın biblosunun rujunda, bir nihavend peşrev’de, herhangi bir gönüldeki acıda, yirmi sekiz yaşındaki bir deneğin soluk alamayan ciğerinde buluyorum kendimi. İçim çok acıyor. Ne sarsam, ne bassam bunca yaraya çare olmuyor. Özlemim, hasretim ayrı, beni ormanımdan, ağacımdan, çiçeğimden, dalımdan, özümden, canımın suyundan ayrı koyan… Bilmiyorum her şey apayrı. İçiyor muyum? İçiyorum. Uzun yılların kazananı “Coca Cola.” yı içiyorum. Medeniyeti hücrelerime basıp, sindiremiyorum. Hasret’im o Azerî şarkının keman teline takılıp kalıyor. Aynı şarkıyı defalarca dinleyip tüketiyorum mürekkebimi. Umudum yarınlardan. Ümidim derin sevdamdan. 

yazar

Yazar: Didem Yuce

“Söz Uçar Yazı Kalır”

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.