Harika bir gün

Çakrazda geçirdiğim ilk kış.

İki gün iki gece durmadan yağan kar, bahçemizdeki ağaçları öyle bir süsledi ki, yılbaşı kartpostalları bile sönük kalır yanında.

Özellikle kuru dalların üzerinde biriken kar, pamukla bezenmiş bir görüntüye büründüler.

Yiyecek aramak için uçup konan kuşların dans şeklindeki hareketleri de renk katıyor manzaraya.

Evimizin kenarından akan derenin şırıltısı öyle ahenkli ki, ruhuna işliyor insanın.

Küçük bir kardan adam taptım bugün. Ellerim üşüyünce kar adamın da üşüdüğünü zannettim, hemen bir kaşkol doladım boynuna.

Kedimiz Zago eve gelmek istedi. İçeri almayacağımı biliyor aslında. O yüzden değişik bir miyavlama sesiyle yalvardı sanki. Dayanamadım aldım. Biraz sonra sıkılıp çıkmak istedi, saldım.

Bir müddet sonra kapıyı tırmaladı Zago. Açtığımda avladığî kuşu ağzından ayak ucuma bıraktı. Sanırım teşekkür hediyesiydi.

Kedi bu anlamaz ki anlatsam, minicik kuşlara dokunma desem.

Sessizliği bir başka güzel bu günün, manzarası, huzuru bir başka diye düşnürken çocukluğumu geçirdiğim Göynük köyünde yaşadığım bir kış macerası geldi aklıma.

Günlerce yerden kalkmayan kar yüzünden köy meydanına çıkamamıştım arkadaşlarimla oynamaya. Bir gün dayanamayıp, kat kat giyindim. Lastik çizmelerimi de geçirdiğim gibi ayağıma sevinçle çıktım evden.

Evimizin biraz alt tarafından akan derenin üstündeki köprüyü göremedim. Karla kaplanan yol da görünmüyordu aslında. Ezberimde kaldığı kadarıyla bodoslamadan yürüyordum.

Derenin yakınına gelince, daracık köprünün yerini belirlemekte zorlandım ama yine de yürüdüm. Bir ayağımın boşluğa gelmesiyle, diğer ayağımda aynı boşluğa giriverdi. Buz gibi su çizmelerimin içini doldurduktan sonra belime kadar da sardı beni.

Titreye titreye, ağlaya ağlaya eve geri döndüm.

Gürül gürül yanan sobanın sıcaklığına bir de ocakta yanan odunların görüntüsü eklenince ısınıverdim çabucak.

Tıpkı bugün yağan karı seyrederken yudumladığım demli çayımın içimi ısıttığı gibi.

EMÎNE

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.