Genelleme mi İçgüdü mü?

Günümüz dünyasında sıkça yer alan tartışma konuları arasında şüphesiz her kafadan farklı bir ses çıktığı, aslında açıklaması basit olan ama farkına varamadığımız bir konu: cinsiyetçilik.

cinsiyetçilik kavramı insanoğlunun varoluşundan itibaren gündemde olan bir konu. günümüzde, özellikle ülkemizde ister feministler ister feminaziler, nasıl adlandırmak isterseniz, farklı farklı düşünceler savunmakta. biraz olaya bilimsel ve nesnel açıdan bakalım.

en başta insanın en temel içgüdüsü, Freud tanımıyla libido, insanları cinsel birliktelik ve soy devam ettirme arzusuna götürdü. günümüzde flört adı altında yer alan partner seçme mevzuatı, ilk insanlarda tıpkı hayvanlardaki gibi oluyordu. kadınları etkilemek her erkeğin uğruna taklalar attığı bir konuydu. kadınlar hangi erkeği daha güçlü, daha korumacı görürse onu kendine eş olarak seçmek isterdi. tanıdık geldi mi? 

”kadınlar paraya bakar.”

para da günümüzün hayatta kalma garantisi değil midir? aslında bu da bir içgüdüdür. o zamanlarda da avlanma yeteneği, liderlik vasfı aynen para görevini görüyordu. tabii ki ben kendi kendime yeterim, bir erkeğin parasına ihtiyacım yok diyen feministler olacaktır. duruma, ilkel zihniyete sahip bir ailede büyümüş ve hayatta kalmak için yeterli eğitimi olmadığında dolayı çareyi evlilik olarak gören kadınlar açısından bakmalarını öneririm.

erkeklerde de bu içgüdü bilinçaltına işlenmiştir. ülkemizde bunun örneğini bulmak çok da zor değil. her anne gibi her baba da ”kız verme” muhabbetinde kızını daha zengin olana ”vermek” istemez mi? bu kuralı koyan kimdi bilen var mıdır, sanmam. çünkü bu insanlığın varoluşundan gelen bir içgüdüdür.

ilk insanlar hayatta kalmanın yolunu bulmak için çeşitli roller üstlendiler. kimisi avlanır, kimisi yaşam alanındakilere göz kulak olur, kimi yeni bireylerin bakımını üstlenir. genelde fiziksel özellikler ayırt edici gelmiş tabii. daha çevik olanlar avcı olmuş, daha güçlü olanlar yuvayı korumuş. geneli erkeklerden oluşmuş bu grubun. kadınlar yemek yapar ve çocuk bakarmış. bu da yazılı bir kural değildi değerli okuyucu. kadın dediğimiz varlık doğurganlığı itibariyle daha anaç bir duyguyla daha doğrusu bir içgüdü ile doğar. günümüzde de oldukça yaygın olan bir sistem bu. kadın evde çocuk bakar, erkek ise eve para, yiyecek getirir. tabii günümüz şartları sebebiyle hem kadın hem de erkek çalışmak zorunda ama bunun içgüdüyle alakası yok, bunun sebebi ekonomik gerileme. ancak bunun olmadığını varsayarsak şunu söyleyebilirim, kanaatimce evde erkek çocuk bakarken kadın çalışsaydı, çocukların bakımı kadının çocuğa baktığı duruma kıyasla biraz daha eksik kalabilirdi. illa ki bu durumun olduğu evler de vardır, onlar da söylediğime katılacaklardır.

feminizm adı altında insanların yetiştiği zihniyet şart ve koşullarını bilmeden yorum yapmayacağınız, bu tip insanlara da rastlamayacağınız bir hayat dileğiyle…

okur

Yazar: mira-kirkas

Blog Okur

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.