Genealogy That Never Existed | Bayan William Ne İstiyor?

Kaynak belirtilmedi

 

Edith’in, babasının ona yirmi yedinci doğum günü için aldığı Mustang’i tedirgin bir hızla yol alıyordu.

Daha normal bir sonbahar günü olsa Edith, 90’ların karizmasını taşıyan arabasının kırmızısı, güzün renk paletine mükemmel bir biçimde uyuyor olmasından inanılmaz bir zevk alırdı.

Fakat eski iş yerine, henüz herkes cenazedeyken bir an önce varmış olması gerekiyordu. Bir yandan cenazede olduğuna emin olanların aklından bir listesini çıkarmaya çalışırken bir yandan da endişeden müthiş bir şekilde sürdüğünden diğer sürücülerden korna seslerine ve uyarılara kısa bir göz teması ve özür dileyen bir baş hareketiyle cevap vermeye çalışıyordu. Neyse ki ikinci derdi yavaşça şehirden kırsal bölgesine geçtiğinde bitiverdi.

Eski bir akıl hastanesinden huzurevine çevrilen (ki akıl hastanesine de kışladan çevrilmişti) bu yer şehrin epeyce dışında kalıyor sayılırdı. Edith, bu binanın huzurevi için hissettirdiği ‘huzuru’ fazla buluyordu. Askeri üs olma amacıyla inşaat edilmiş bir yerin sivillerden oldukça uzakta olması nedeniyle, kuş uçmaz kervan geçmez bu yerde sadece yaşılar değil, çalışanlar da rahatsız edici yalnızlığın baskı ve korkusunu yaşıyordu.

 Edith için ise sadece bu değil, bakıma muhtaç, kimsesiz, sevgiden ve sevdiklerinden mahrum kalmış bu zavallıların muhtemelen hayatının sonuna kadar yaşamak zorunda oldukları yerin (ki bu gerçeğin kendilerinin de biliyor oluşu fazlasıyla duygusal Edith’e ağır geliyordu), zamanında savaş suçlularını sonrasında da savaşın psikolojik kurbanlarına ev sahipliği yapmış olduğu düşüncesi onu rahatsız hissettiriyordu.

Yerleşim yerlerine bu kadar uzak olması ise iki şeye sebep oluyordu. Birincisi hiç yoktan arada sırada ebeveynini ya da herhangi bir yakınını ziyarete gelmek isteyen insanları soğutuyordu.

İkincisi ise iyi bir maaş alacak olmalarına rağmen kaçınan birçok potansiyel personel vardı. Kimse kolay kolay insanlığın boş verdiği, böylesine ıssız bir yere çalışmaya gelmeyi göze alamıyordu. Hele de hiç tanımadığı bunaklara hizmet etmek için! Delice.

Her zaman çalışan eksikliği çeken, arada sırada kuşların kanat çırpışları dışında pek bir sessiz, Azrail’in ayda en az bir kez uğradığı, buna bağlı olarak en genç çalışana bile bunaltıcı bir ölüm hissi çökerten bu yer hala tımarhane havası veriyordu.

Her şeye rağmen Edith, burayı seviyordu. İlk zamanlar emekli olana kadar burada çalışacağından, sonrasındaysa kendisinin de buranın sevilen bir sakini olacağından neredeyse emindi.

Ama asil bir soydan, zengin bir aileden gelen güzel genç bir kız olmasına rağmen, çoğu insan için hapishaneden bozma bu yere hayatını adayacağı hakkında söz vermesinin bir nedeni olduğu gibi ani bir kararla ayrılıp verdiği sözü fütursuzca bozarak çekip gitmesinin de bir nedeni vardı.

İşte bu sözün bozulmasına sebep olan neden de Bayan William’la doğrudan ilgiliydi. Bu yüzden Edith, her neyle karşı karşıya kalacak olursa olsun (ki yapacağı şeye açıkça hırsızlık denirdi) Bayan William’ın beklenmeyen ölümünün arkasında bir şeyler bıraktığına adı kadar emindi.

“Ne beklenmediği?” diye azarladı kendini arabasını ağaçların arasına park etmeye çalışarak. Ne olur ne olmaz diye ön taraftan değil, binanın arkasında kalan ormanlık alandan gelmişti. “Alzheimer’ı olan birinin ne kadar yaşamasını bekliyordum ki? Üstüne üstlük seksen bir yaşındaydı.”

Arka bahçenin ağır ama kolay açılan demir kapısını ittirdi. Neyse ki savaştan kalma korunaklı giriş çıkışlar zamanla eskimişti de bu noktada özellikle bir plan yapmak zorunda kalmamıştı.

“Lütfen hiç kimse olmasın, lütfen hiç kimse olmasın.”

Temkinle cebindeki anahtar destesini çıkardı. En küçük bir ses bile çıkarmak istemiyordu.

Görünüşte tamamen boş olan binaya girdiğinde ne olur ne olmaz diyerek bir dakika boyunca etrafı dinledi.

En azında yakınlarında kimsenin olmadığına emin olduktan sonra nefes alışverişlerini düzenlemeye çalıştı ve ardından doğruca en aşağı kata, hiç kimsesi olmayan ya da olmasına rağmen umursanmayan yaşlıların vefat ettiğinde geride bıraktıkları eşyaları yaktıkları odaya, en aşağı kata indi. Aslında eşyaları yakmak için özel bir odaları yoktu. Burası bir krematoryumdu.

Yaşlılar son dokuz yılda yakılmayı değil, gömülmeyi tercih ettikleri için Edith oldukça memnundu. Yakılmayı fazlasıyla abes buluyordu.

Beklediği gibi kapı kilitliydi. Aslında burada kapılar fazla kitlenmezdi fakat yaşlılar arasında çıkan, bu binada ölmüş akıl hastalarının ruhlarının bu odada ve morgda dolaştığına dair çıkan söylentilerden dolayı sanki ‘hayaletleri’ engelleyebilirmişçesine her seferinde sıkı sıkıya kilitlenerek paranoyaklaşmış herkesin korkularına son verilmişti. Komik olan şey hiçbir yaşlı bu odaların yanından bile geçmezdi. Ölmedikleri sürece.

Edith fazla uzatmadan tüm çekmeceleri ve dolapları karıştırmaya başladı. Yakın zamanda çok kişi öldüğü için fazla eşya vardı. Nedendir bilinmez yaşlılar ölmek için kış ve sonbahar aylarını tercih ediyor gibiydi. Bu yüzden yılın bu zamanlarında eşyalar biriktirilir ve topluca imha edilirdi.

Edith, isim etiketlerini aceleyle kontrol etmeye başladı. Neyse ki çok geçirmeden aradığı ismi bulmuştu.

Elizabeth Valencia William

Ocak 1911 – Eylül 1992

İçindekileri görmek için hiç acelesi yoktu ama aklına oldukça zekice bir fikir gelmişti.

Bantla sıkı sıkıya kapatılmış koliyi anahtarlarının biriyle açtı. İçinde birkaç kıyafet, diş fırçası tarak gibi sıradan günlük eşyalar vardı. Ama Edith’in asıl istediği kutunun yarısını kaplayan 20’lerin tarzıyla tasarlanmış sandıktı. Sandığı çıkardı ve yerine dolapta herhangi bir kutuda ya da poşette durmayan eşyalarla doldurdu. Bu anda gerçekten biraz kötü hissetmişti.

İşi bittiğinde kutuyu kapattı ve odanın diğer köşesinde duran masaya yöneldi. Burası eşyaların düzenlenip paketlendiği yerdi. Hızlıca bir bant bulup kutuyu tekrar paketledi. Bunu yapmadan önce ani bir kararla içinden siyah örgü bir hırka almıştı. Sadece içinden geçtiği için başka bir nedenle değil.

Aldığı her şeyi birebir yerine yerleştirdi ve sandıkla birlikte binadan çıktı. Tam bu noktada ortaya birinin çıkması beklediğiniz bir şey olabilir ama aslında insanlar her zaman böyle şeyler yaşamaz.

Edith, arabasına vardığında derin bir nefes alıp verdi. Hayatını normalin de üzerinde sakin geçirdiği için ilk defa böylesine heyecan verici bir şey yapmak adrenalin seviyesini tavana çıkarmıştı.

Yan koltuğa bıraktığı sandığa baktı ve Bayan William’ı düşündü.

Bayan William’ı ve onun kendisinden istediği şeyin tam olarak ne olduğunu düşündü.

veronikaviktoria
Bir kişi için bile olsa da, tüm yazdıklarım bir önem arz etmektedir.
Subscribe
Bildir
0 Yorum
Inline Feedbacks
Tüm yorumları gör
Önceki
Genealogy That Never Existed | Bayan William Gizemli, Yaşlı Bir Kadındı

Genealogy That Never Existed | Bayan William Gizemli, Yaşlı Bir Kadındı

Sonraki
Kırılgan Bir Moloz: Bir Hayat Hikayesi

Kırılgan Bir Moloz: Bir Hayat Hikayesi

İlginizi Çekebilir

kooplog'dan en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerez (cookie) kullanıyoruz.