Gelecek Güzel Gelecek mi?

Gelecek Güzel Gelecek mi?

Gelecek Güzel Gelecek mi?

Şu bir gerçek…

Hayat gittikçe zorlaşmaya başlıyor.

Her ne kadar teknoloji ve bilimsel gelişmeler, insanlığın yararına yeni oluşumlara vesile oluyorsa da…

Yüksek teknolojinin yaşamlarımızı “sarmalaması”; hatta artık bu yüksek teknolojik aygıtlar olmadan “nefes alamayacak” duruma gelmemiz…

Bir durup düşünmemiz gerekiyor!

Evet; teknoloji ve bilimsel yeni keşifler, hayatımızı her ne kadar kolaylaştırıyorsa da, öte yandan içinden çıkılamaz bir karmaşanın da içine çekmekte.

Şu sıralar, gözüme, sürekli “geleceğe odaklanmış” analiz ve yorum yazıları çarpmakta.

Evet…

Ne kadar korksak da tedirgin olsak da, “gelecek” bir gün gelecek ve yüzümüze çarpacak.

Özellikle, gelecek tasavvurlarında, çalışma yaşamına projeksiyon tutulmakta. Düşünsenize şuan bile işsizlik, klasik iş kolları ve tanımlamaları, teknolojinin büyük tehdidi altındayken…

İleride, teknolojik dönüşümün neredeyse artık tüm ekonomik ve sosyal yaşamları etkisi altına aldığı dönemlerde, bizleri neler beklemekte?

20.yüzyılın çalışma hayatı için en önemli dönüşüm noktası, “uzmanlaşma”, “işbölümü” ve bolca tekrara dayalı üretimdi.

Özellikle, tarım toplumundan sanayi toplumuna geçişle beraber, üretim ilişkilerinden tutunda, üretimde kullanılan birçok unsur demode olurken…

Yeni alanlar ve yeni tanımlamalar ortaya çıkıyordu.

Dediğim gibi sanayi devriminin itekleyici gücü “buharlı makine”nin icadıyla beraber, kitle üretiminin “uzmanlaşmış” ve işbölümüne gitmiş işgörenler tarafından sağlanması idi.

21.yüzyılda, geldiğimiz noktada, artık bir alanda “uzmanlaşmanın”, çalışma yaşamında bir fark yaratacağını iddia edebilir miyiz?

Artık, uzmanlar ve fütüristler, gelecekte çok başka iş kollarından ve mesleklerden bahis açmaktalar.

—-*—-

“Çok yönlü bakış açısı” gelecekte uzmanlaşmanın önünde olacak gibi. Sınırsız bir ihtiyaç histerisi ve kişisel tercihlere göre şekil alan üretim konsepti, işgörenlerin de kendilerini revize etmelerine neden olacak. Evet, ne acı ki değişim, çalışma yaşamından sosyal faaliyetlere ve siyasal kararlara kadar her alanda tesirini gösterecek. Sürekli araştıran, kendini yenileyen, yeni ufuklara yelken açan, “yaşam boyu öğrenme” felsefesini hayatına tatbik edenler, her zaman bir adım önde olacaklar.

Öte yandan… Bu internet teknolojilerindeki yenilikler ve mikro aygıtların yaşamlarımızda yadsıyamayacağımız kadar yer edinmeleri, bir başka olguyu toplumun nazarına getirmekte. Yalnızlık veya “yalnızlaşma”… İnsanların yaşam alanları ve çevreleri, geçmiş zaman ve dönemlere göre farklılıklar arz etse de, zaman ve mekân bağlamında anbean yer değişikliğinin hızına ve devinimine alışmak zorlaşsa da… Toplumsal yaşamlarımızda bir gerçek ile karşı karşıyayız. Evet; duygusal yalnızlık ve sosyal yalnızlık tehlikesi.

Sanal dünyalarda, bambaşka kimliklerle dolaşarak bir nevi kendimizi gerçekleştiriyoruz ama bu faaliyetler ve etkileşim, insanlığın çektiği ıstıraba merhem oluyor mu?

İnsanlığın teknolojik ve bilimsel olarak geldiği nokta bir “gerçeklikken”; öte yandan sosyal ilişkilerin veya birebir ilişkilerin “sahiciliğinden” arındırılmış, maskelerle idame ettirilmeye çalışılması, yaşanan “gerçekleri” bir nebze olsa da ayakta tutabiliyor. Ya sonra? Sosyal medya platformlarında insanlar, ekranların arkasına saklanarak, olmak istedikleri bir insan profilinde maskelerle “farklılık” yaratacaklarını zannediyorlar. Kimlik arayışı içinde ve hatta yalnızlığın verdiği acıyla olmak istedikleri insan profiline sığınırken… Gittikçe belki kendi içlerine çekiliyorlar.

Bu bağlamda, büyük nimetlerle yaşamlarımıza giren teknolojik yenilikler ve aygıtlar, yaşamlarımızı dönüştürürken; yaşamsal pratiklerimizi daha da kolaylaştırırken… Öte yandan değişim, karşı konulamaz gerçekleriyle de yüzleşmemize ve hesaplaşmamıza neden olabilmektedir. Şöyle bir baktığımızda, “çoklu bir bakış açısına” sahip olmak, öte yandan sosyal medya denen albenisi fazla platformlar içinde yalnızlaşmak…

Bakalım…

“Gelecek Güzel Gelecek” mi?

kooplogger

Yazar: Erhan Salman

Ben, ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ ÇALIŞMA EKONOMİSİ VE ENDÜSTRİ İLİŞKİLERİ BÖLÜMÜ mezunuyum...

Yıllardır çeşitli mecralarda, dilimiz döndüğü kadar bir şeyler karalamaya çabalayan biriyim...

Yazma sevdasına ilk önce politikadergisi.com sitesinde başladım, sonra sırasıyla radikal blog ve milliyet blog mecralarında sürdürdüm...

Hâlen milliyet blog mecrasında yazmaya devam etmekteyim...

Elimden geldiği ve dilim döndüğü ve kalemim yazmaya devam ettiği sürece, siz kooplog ailesi ile paydaş olmaya devam edeceğim...

Yazma serüvenimde bana paydaş/yaren olmanız dileğiyle,

Esen kalın...

Blog YazarBlog Okurkooplogger

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.