GAZALİ VE TEHAFÜT DÜŞÜNCE GELENEĞİ

İmam Gazali, tam adı Ebû Ḥâmid Muḥammed bin Muḥammed bin Muḥammed bin Aḥmed el-Gazzâlî et-Tûsî’dir. Yaşadığı dönemde fıkıh, kelam, felsefe, tasavvuf, mantık alanlarındayaptığı çalışmaları ve kaleme aldığı eserleri ve fikirleri büyük beğeni toplayan ve ilim çevreleri tarafından kabul gören Gazali, Hücetül İslam ve Zeynüddin ünvanları ile anılmıştır.

Günümüzde Kendisinden genellikle Gazali veya İmam Gazali lakabıyla bahsedilir.

Miladi 1058 yılında Horasanın Tus şehrinde dünyaya gelen Gazali, Büyük Selçuklu hükümdarı Sultan Melik Şah, Nizamül Mülk, Ömer Hayyam gibi önemli İlim ve Devlet adamları ile aynı dömende yaşamış, 28 yaşına kadar Nişabur Nizamiye medresesinde rğitimini tamamladıktan sonra 1091 yılında Büyük Selçuklu veziri Nizamül Mülk’ün kurdurduğu Bağdat Nizamiye medresesinde baş müderris olarak vazifeye yapmıştır.

Ömrünün son yıllarında Gazali, doğduğu yer olan Tus şehrine yerleşmiş ve burada Sufi hayatı yaşamış ve 1111 yılında Tus’da vefat ettimiştir.

GAZALİ ve FELSEFESİ

Orta Çağ İslam coğrafyasında Meşşaiye, İşrakiye ve Revakiye gibi felsefî ekolleri sistemleştiren İbni Rüşd, Sühreverdi ve Nasirüddin Tusi gibi filozofların yanı sıra Abdüllatif Bağdadi, İbni Haldun, Ebul Beragat gibi ferdi düşünürlerde vardır. Hemen hemen hiçbir felsefe ekolü kurma gayreti içinde bulunmamış olan bu bağımsız Filozofların en ünlüsü hiç şüphesiz Gazali’dir, kaleme aldığı Maksadül Felasife adlı eseriyle felsefe alanının ve dallarının doğru şekilde anlaşılmasını amaçlamış ve Tehafütul Felasife adlı kitabıyla da Tehafütçü (meselelere eleştirel yaklaşım) düşünce geleneğini başlatıp sistemleştiren filozof olmuştur.

Gazali ; Farabi ve İbni Sina gibi Meşşai filozofların metafizik düşüncelerine karşı yaptığı eleştirilerine tehafüt (tutarsızlık) adını vermiştir.

Türkçede tehafüt tutarsızlık anlamında kullanılır, Gazali bu filozofların düşüncelerini eleştirdiği kitabına Tehafütul Felasife (Filozofların Tutarsızlıkları) adını vermiştir. Gazali ile birlikte, İslam düşünce tarihinde etkisi hayli uzun sürecek bir tehafüt (eleştirel yaklaşım) düşüncesi oluşur. 

Eleştirileriyle Gazali, İslam düşüncesinde dönüm noktası oluşturan fikirler ileri sürmüştür.

Önemli bir fikirsel eleştirmen olan Gazali, filozofları ve başta Batınilik mensupları olmak üzere bir çok kelamcıyı eleştirmiştir. 

Gazali dönemine kadar, kelamcıların veya din alimlerinin felsefeye olan eleştirileri ferdidir. Felsefeye ilk ciddi eleştiri sistematik olarak Gazali’den gelir, Gazali Tehafütul Felasife adlı eseriyle Meşşai filozofların metafizik düşüncelerini hedef almıştır, bu filozofların başında özellikle Farabi ve İbni Sina gelir.

Gazali’nin yaşadığı dönem olan XI yy sosyal, dini ve siyasi açıdan çalkantılı bir dönemdir.

Batınilerin Büyük Selçuklu devletini hedef alan çeşitli terör faaliyetlerinin ve psikolojik saldırıların arttığı bir dönemdir. Vezir Nizamül Mülk, Gazali’den dine ve devlete karşı zararlı fikirleri eleştirmesini istemiştir. Ünlü düşünür döneminin üzerinde yarattığı olumsuz psikolojinin de etkisiyle, filozofları yönelttiği eleştirilerinde, küfre varan yargılarda bulunur.

Aslında Gazali’nin Tehafütul Felasife adlı eserini yazmasında, doğrudan felsefeye zarar vermek gibi bir amacı yoktur. İslam dünyasındaki felsefefi ve bilimsel düşünce hareketlerinin önünü kesmeyi de amaçlamamıştır.

Gazali’nin filozofları eleştirmesinin nedeni; onların metafizik görüşlerinin İslam dininin ilkeleri ile örtüşmediğini düşünmesidir.

Gazali; Tehafütul Felasife’yi yazarken filozofların dini ve felsefi konulardaki hatalarını tesbit edip göstermeyi amaçlamıştır, ayrıca ortaya çıkan sosyal, dini ve siyasi çalkantılarda bazı kişiler filozoflar adına konuşup, dine zararlı fikirler üretmektedir.

Eleştirileriyle Gazali geniş halk kitlelerinin inançlarını, bu zararlı fikirlere karşı korumayı dahedeflemiştir. Ünlü düşünürün amacı dini inançların korunması olsada, getirdiği eleştiriler oldukça felsefîdir.

Gazali eleştirilerini oluşturmadan önce Farabi ve İbni Sina’nın metafizik fikirleri hakkında önemli incelemeler yapmış ve bunları Maksadül Felasife adlı kitabında toplamıştır, böylece felsefenin içinden biri olarak Tehafütul Felasife adlı eserinde filozoflara eleştirilerde bulunur.

Ünlü düşünür filozofların görüşlerini üçe ayırır, bunlar; dini inançlarla çatışanlar, mantık, aritmetik ve geometri ile ilgili bilimler ve ilahiyat ile tabiyattır.

Gazali’ye göre dini inançlarla çatıştığı için birinci guruptakileri bütünüyle reddetmek gerekir, ikinci kısım görüşlerinin ise dini inançlarla bir bağlantısı yoktur. Gazali filozofların, ilahiyat ve tabiyat ile ilgili görüşlerini hedef almıştır, Tehafütul Felasife adlı eserinde filozoflara yönelik eleştirilerini yirmi meselede toplamış, bu meselelerin üçünde filozofların bazılarını küfürle itham etmiş, kalan onyedi meselede ise onların bid’at içinde olduklarını vurgulamıştır.

Felsefe bir bakıma eleştirel düşünce olduğu için, Gazali’nin de filozofları eleştirmesi doğru bir felsefî tavırdır.

Gazali’nin bu husustaki yanlışı filozofların görüşlerini, küfür ve bid’at gibi dini yargılarla ele almasıdır. Sonuç olarak bu yargılar İslam düşüncesinin seyrini olumsuz yönde değiştirmiş, böylece felsefenin dinsizliğe yol açacağı algısı oluşturmuştur. Art niyetli ve konuya vâkıf olmayan kimselerin yorumlarıyla, eleştirilerin filozoflara değil felsefenin kendisine yapıldığı sanısı doğmuştur. Bunun sonucunda felsefenin dine ve pratik hayata katkısının olmadığı ve insanı dine karşı olumsuzluklara sevk ettiği düşüncesi yaygınlaşır. Müslümanların çoğu Gazali’nin eleştirilerini filozoflara karşı bir meydan okuma olarak görür. Bu eleştiriler Gazali’den sonrakiler tarafından bilerek veya bilmeyerek felsefe karşıtlığına dönüştürülmüştür.

Gazali’nin, meşşailiği ağır sözlerle eleştirmesi ve özellikle İbni Sina’yı küfürle suçlaması İslam dünyasında felsefeye olan ilgiyi azaltır, felsefe kelam ve tasavvufun içine sokularak işlemeye çalışılır, ancak büyük ölçüde özgünlüğünü kaybeder. Fatih Sultan Mehmet ve Lale Devrinde felsefe ve bilimsel düşünce yeniden canlandırılmaya çalışılsada istenilen başarı sağlanamaz.

İBNİ RÜŞT’ÜN GAZALİ ELEŞTİRİSİ

Eleştirinin eleştirisi olurmu?, elbette olur, Gazali’nin, Farabi ve İbni Sina’yı yönelttiği eleştirileri İbni Rüşt’ün eleştirmesi bu durumun tipik bir örneğidir. Endülüslü ünlü filozof İbni Rüşt, Gazali’nin eleştirilerine Tehafütut Tehafut adlı bir eser kaleme alarak dile getirmiştir.

İbni Rüşt, Gazali’nin filozofları eleştirdiği yirmi meseleyi ele almış ve onun haksız olduğu noktaları ortaya koymuştur. Bazı konularda Farabi ve İbni Sina’yı kendiside eleştirerek, o konularda Gazali’nin haklı yönlerini göstermiştir. İbni Rüşt’ü bu tartışmalara sevk eden asıl neden, Gazali’nin filozofları bir çok konuda yanlış anlayarak onları küfürle itham etmesidir.

İbni Rüşt’ün, Gazali’yi eleştirdiği noktaları bilmek Tehafüt düşünce geleneğinin nasıl bir seyir izlediğini anlamamıza yarayacaktır.

Gazali’nin filozofları eleştirmesine ilk ciddi karşı koyuş İbni Rüşd’den gelmiştir. İbni Rüşt’ün, Gazali’nin eleştirilerini eleştirmesinin iki nedeni vardır, öncelikle Farabi ve İbni Sina kendisi gibi Aristocu filozoflardır, dolayısıyla İbni Rüşt, Gazali’nin filozoflara eleştirilerisini kendisinede yönelik bir eleştiri olarak alıgılamıştır. Gazali ayrıca, filozofları bir çok konuda yanlış anlayarak onları küfürle itham etmiştir. İbni Rüşt’e göre, Gazali’nin bu tumu sadece bilimsel açıdan değil, dini açıdanda sakıncalıdır. İbni Rüşd, o nun bazı meseleleri tam olarak anlamadan filozoflara ağır ithamlarda bulunması nedeniyle Allah indinde hüsrana uğrayacağına inanmıştır, bunu kanıtlamak içinde ayetlerden deliller getirmeye çalışmış Kehf Suresinin 103 ve 104. ayetlerini göstermiştir

İbni Rüşd, Gazali’nin Tehafütul Felasife adlı kitabında aslında kendi hatalarını ve tutarsızlıklarını gösterdiğini ileri sürmüştür, o felsefe konusunda yanıldığı gibi din konusundada yanılmıştır. 

Ünlü filozof, Gazali’nin üç meselede filozofların söylemedikleri bazı şeyleri onlara maalettiğini belirtmiştir, bunlar; Alemin kıdemine inanarak, yaratılışı inkar ettikleri(?!), Allah’ın tikelleri bilmdeğini söyledikleri(!?) ve bedenlerin haşrini inkar ettikleridir(?!). İbni Rüşt’e göre filozoflar, alemin kıdemi meselesinde kullandıkları “kıdem” terimini Tanrının kadim ve ezeli oluşuyla özdeş görmemiştir. Filozoflara göre Alemin kıdemi demek, alemin var oluşundan önce zamanın bulunmamış olması demektir. Tanrı hem varlık hem zaman bakımından kaimdir, oysa varlık veya alem sadece zaman bakımından kaimdir, İbni Rüşt’e göre Gazali bu hususu dikkate almamıştır.

Diğer meselede Gazali’nin, Tanrı’nın tümelleri bilip, tikelleri bilmdeğini söyledikleri iddiasıdır. İbni Rüşt’e göre eğer bu doğru olsaydı, filozoflar savunulamayacak bir iş yapmış olurlardı, halbuki İslam filozoflarının böyle bir iddiası yoktur. Filozofların, Tanrı’nın bilgisiyle insanın bilgisinin aynı kategoride ele aldıklarını sanması, Gazali’nin bu konudaki yanılgısıdır.

İbni Rüşt’e göre Gazali’nin kısmen haklı olabileceği tek mesele, filozofların bedenin haşrin inkar etmleridir. Fakat İbni Rüşt bu durumdan, filozofların ahiret hayatını inkar ettikleri sonucu çıkarmamak gerektiğini savunmuştur. Filozoflar bireysel sorumluluk olan ahiret hayatını inkar etmemişlerdir, onlara göre de bireysel sorumluluk ve bireysel ceza mutlaka vardır. Bedensel haşrin ise kendilerine göre sakıncalarının ifade etmişlerdir.

İbni Rüşd Tehafütut Tehafut kitabının, dirilişle ilgi bölümünde Bedensel haşrin Kur’anı Kerim’de açıkca zikredilmediğini (?!) belirtir, bu hususta Gazali ile aynı görüşte olduğunu söylemiştir.

Sonuç olarak Gazali’nin eleştirileri İslam dünyasında felsefî düşüncenin duraklamasına neden olmuştur. Aslında Gazali’nin eleştirilerini, Kendisinden sonrakiler dini değilde felsefî açıdan değerlendirmiş olsalardı İslam dünyasında yeni bir felsefe okulu oluşabilirdi, hatta Gazali eleştirilerine dini terminolojiyi sokmamış olsaydı bunu bizzat kendisi oluştra bilirdi.

KAYNAKÇA

1- İbn Rüşd’ün “Tehafüt Et-Tehafüt” Adlı Eserine Kısa Bir Bakış. Yazar Elçin Esin -4 Mayıs

2018 Akademya Dergisi. III Dönem 3. Sayı

2- İBN RÜŞD’DE DİN FELSEFE İLİŞKİSİ

Mehmet Sadık SÜRMELİ

Yüksek Lisans Tezi

Felsefe Anabilim Dalı

Doç. Dr. Sebahattin ÇEVİKBAŞ

2012

Her Hakkı Saklıdır

3- İbn Rüşd, Felsefe-Din İlişkisi, çev. Süleyman Uludağ, Dergâh Yayınları, İstanbul 1985

4- İbn Rüşd, Tehafütut Tehafut (Tutarsızlığın Tutarsızlığı), çev. Mehmet Dağ, Kemal Işık,

Kırkambar Yayınları, İstanbul 1998

5- Tehafütul Felasife (Filozofların Tutarsızlığı) Ebû Hamid el Gazali, Türkiye Yazma Eserler

Kurumu Başkanlığı, Ankara.

6- İMAM GAZALİ MAKSADÜ’L FELASİFE (Filozofların Maksatları), Tercüme İsmail KARAGÖZOĞLU, Kayıhan Yayınları İstanbul 202ü Sayfa 17 – 121 – 280.

7- İmam Gazali, Filozofların Tutarsızlığı (Tehafütul Felasife) Çeviri Bekir SADAK, Ahsen

Yayınları, Birinci Baskı, Mart 2002,İlahiyat ile İlgili Meseleler 21 – 57 – 65 – 89 – 95 –

107-121-127-131-135-137-143-147-157-163-167 Tabiyat Bölümü Sayfa

175-181-193-215-223.

7- Kehf Suresi ﴾103﴿ De ki: “Size, iş ve davranışları bakımından en çok ziyana uğrayanları

bildirelim mi?

﴾104﴿ Onlar, iyi yaptıklarını sandıkları halde, dünya hayatında çabaları boşa giden

kimselerdir.”

Kur’an Yolu Kur’anı Kerim Meali ve Tevsiri Diyanet İşleri Başkanlığı kuran.diyanet.gov.tr

yazar

Yazar: Mastaura

Blog OkurBlog Yazar

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.