Fazlasıyla Soru, Ancak Cevaplar Eksik

Fazlasıyla Soru Ancak Cevaplar Eksik

Kendime düşmanım. Başka bir düşmana ihtiyacım yok benim bu hayatta. Kendime yakıştıramam hiçbir şeyi. Senin neyine derim hep. Senin neyine?

Arkadaşlarımın beni yanında hep bir sebeple tuttuğuna eminim. Ortalama bir kişilik olduğum için daha iyi hissetmek isteyenler tutar beni yanında. Hiçbir konuda en iyisi olamayışım.  Çok mu taviz veririm kendimden bilmiyorum ama kendime o kadar nefret duyuyorum ki.

Ne yapmak istiyorsun? Hayalin ne? Ne olmak için çıktın yola? Ne oldun? Ne oldum zannettin?

Kimde neyin yakıştığını gördüysem o bana yakışır zannettim. O kadar adaptif biri oldum ki hep. Zaten yalnızca başkalarının doğrularını yaşadım. Bunu sev dediler sevdim. Bunu yap dediler kendi fikrimmiş gibi yaşadım yaşattım. Çünkü başka türlüsü hep ağır gelirdi biliyorum. Zül olurdu. Bunu sev dedikleri şeyi öyle sevdim ki. Öyle aşina oldum kendime kabul ettirdim ki. Herkes sanki benim fikrimmiş gibi hissetsin istedim. Başkası gibi olmak istedim hep. İçten içe o kadar yıkıktım ve halen öyleyim ki. Kendimle yalnız kalamıyorum bile. Kendime tahammülüm yok.

Çok saçma hayallere kapıldım yine. Bir karavanım olsun, tüm şeridi geçeyim, geceler gündüzler bunu yapayım ama bir yandan evde olayım aşina olayım istedim. Finansal kaynak olarak şu an halihazırda öğrencisi olduğum mesleği uzaktan yürütsem dedim. Kasıntı insanların içine kasıntı kıyafetleri giyip gitmeyim. 8.50 masada oturmayım, o da iş bulabilirsem, ekrana bakmayayım, uzaktan yine bilgisayardan halledeyim tüm işleri, yetkin olayım istedim. Özgür olmak istedim. Başkası ne diyecek demeden yaşamak istedim. İstediğim zaman çekip gidebilecek gücüm olsun istedim. Yeniden başlayabilecek bilgim, birikimim. Bir işi ele aldığımızda onu kendim gibi yorumlamak istedim. Kendimden eksilttiğim her şeyi kenara bırakıp gözüme batmasın diye bile isteye ve seve seve kendimden bir şeyler katabileyim istedim.

Bugün bıraksam yarın yenisini bulabileceğim kendimin güçlü bir marka olmasını istedim. O kadar eksilttim ki kendimi. Sarıp sarmalanmak istedim. Hayallerinden vazgeçme diye nutuk çekebilecek kadar hayal gücü istedim. Hayal ettim. Güç bulamadım. Güçlü olmadım hiç. Hep yeniktim. Ailemin sevgisi dışında, o da olmasaydı ne kadar vasat olacağımı bildiğim için yalnız buna tutundum. Ama tutsak hissettim. Üstüme kurulan baskıya anlam veremedim. Üstten bastırdıkça içime doğru çöktüm. Eskiden sivrilmek için elinden geleni yapan ben, kendimi öyle törpüledim ki… Görülmemek için, bilinmemek için iyice eğildim, iyime çöktüm. Belki gördüğüm sahteliği gerçek zannettim. Ancak kendi gerçekliğimi zaten benim olmadan kendi fikrimmiş gibi yaşattım. Ancak o da bana ait olmadı. Kendimi iyi hissetmek için ne yaptıysam yarım kaldı. Bir hobi bile edinemedim. Hep ortalama hep yarım kaldım. Elimi neye atsam kuruttum soğuttum kendimi. Çok iyi olurum zannettiğim her şeyi kafamda hayal ettim.

Kendime hayallerimi anlattım. Kendim hakkında bildiklerimi de unuttum.

Hayatın sırrını çözmek bir model örüntü yakalamak istedim, ince eleyip sık dokurken, kaçırdım çoğu şeyi. Kendi elimle yok ettim. Dedim de kendime ne kadar iyilik varsa hepsini zehrettim. Kendime en büyük düşmanlığı da kendim yaptım. Başkası istese bu kadar zarar veremezdi.

Düşmana ihtiyacım olmadı. Hoş, benim kendime ait olmadığımı anlarlar diye kimseyi kendime o kadar yaklaştırmadım. Kendime kendim ettim her şeyi.

Fazlasıyla Soru, Ancak Cevaplar Eksik
Liam Madden – Behance

29.11.2020

O kadar yetersiz hissediyorum ki kendimi. Eksik. İlgisiz. Böyle hissetmek beni daha da hırslandırıyor biliyorum ama bir yandan da içim içimi yiyor… Bugün birisi yüksek lisans için yapması gerekenleri sorduğundan beri böyleyim. Bu kadar harika idealist hayallere sahip olmamak kötü bir şey mi? Benim de merakla birilerinin mail ekranını aşındırmam mı doğru olan yoksa? İş kaygısı hevesin önüne mi geçti? Yoksa ilerde ben bu bölümden nefret ettiğimi fark ettim mi diyeceğim? Elimde olan ya da olmayan şartlarla yetersiz hissetmek ne kadar aciz hissettiriyor böyle insana. Kendim gibi olmam gerektiğini bildiğim halde neden bu çırpınışlarım? Neden bir kanadı eksik hissetmem. Uçmaya kalksam yalnızca kendi eksenimde dönüp çakılacağımı bilmek. İnsan başka türlü hissedebilir mi? Yoksa sadece bana mı böyle geliyor? Ne yapmam gerektiğini neyi sevmem gerektiğini bile bilmiyorum. Bir yola çıktık hepimiz. Farklı yol ayrımlarından farklı yönlere dağıldık. Kimimizinki uzun kimimizinki kısa kimininki engebeli dolambaçlı… Sonun aynı yere çıkacağını bilmesek bile, mühim olan yolda geçirilen vakti kıymetli geçirmek midir? Yolun sonu selamete varır mı herkesin nezdinde? Farklı bir yol seçtim, bu seçim beni pişman edecek mi, yarım mı kalacağım yine yoksa kendimden hiç bekleyemediğim gibi ilerleyeceğim mi bu yolda? Bilmiyorum. Ve bilmemek canımı çok sıkıyor. Bu varoluş sancım en başta bundan. Kalanı?

Kalanı bol bol şımarıklık…

Hayatın tamamen çok mutlu çok sağlıklı ve çok başarılı olduğum kısmına geçmek istiyorken. Tabi bu inşallah mümkün olursa… Şu an kendime yaşattığım şey şımarıklık değil mi? Bu duyduğum kaygı son yılımda olmanın verdiği acelecilik mi yoksa hiçbir yerden mülakat için bile gelmeyen kabul mailiyle ilgili bir olgu mu? Tercih edilmemek lisede yüzüme tokat gibi çarptığından beri, bu yaşadıklarım geçmişin bir yansıması mı (projeksiyonu mu)? Tarih tekerrürden mi ibaret? Şu halimle hiçbir zaman çok başarılı olamayacağımı bildiğime göre insan değişir mi? Ya da vazgeçer mi en yüksek telden hayal kurmaktan?

Fazlasıyla Soru, Ancak Cevaplar Eksik

Hamakta sallanıp Ege’yi karavanla gezmek bir hayal mi? Bitirme projesi için seçtiğin konu kendini bitirmen mi? Peki ya yol arkadaşın… İnsanın arkadaşını yolda tanıması olgusu burası için geçerli mi? Şayet öyleyse ki buna gün geçtikte daha çok hak veriyorum insan yolda at değiştirir gibi ya da deri değiştiren yılan tarzı geride bıraksa yaşananları, bir şerefsizlik yapsa bütün eğitim hayatı bununla mı anılır? Sırtında kambur gibi hissettirmesindense, dik duran bir yalnız kovboy yeğlenir mi? Bunların hepsi kafadaki bir kuruntu mu yoksa yalnızca doğacak oğlak bokundan mı belli olmakta? Geleceği inşa eden bugün yaşananlar olduğu için bunu kestirmek, olasılık teorisinin temeli mi yoksa?

Özgür değilim. Hiç olmadım. Ancak öncesinde kendi düşüncelerime tutsağım sanırım. Kafamın içi o kadar dolu ki. Kaldırmaya gücüm yok. Zaten bir yola giremeyişim, yarım kalışım ortalamaya bel bağlamam hep bundan değil mi?

Bizi yarına savuran bugünden gelen bir rüzgâr. Bunun bilincinde olarak bugün kendimize bir fırtına çıkarmamız gerek zannımca.

Ne yazık ki bugün de gücüm yok.

30.11.2020

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bir Yorum