Fazla Bir Şey Mi Var?

Soru biraz farkı ama gerekli olduğunu düşünüyorum. Kendimizin hep eksik noktasına odaklanıyoruz. Şurada eksik kaldım, hata yaptım, diye kendimize kızıp duruyoruz. Fakat sorun belki eksikliklerimizde değil fazlalıklarımızda.

Geçmişten gelen yıkıntılarımız var sırtımızda. Her daim yanımızda taşıdığımız yük. Yaşadığımız, gördüğümüz şeyleri anlatmak, dışavurmak yerine içimize atmaya başlıyoruz. Bir defa içe attıktan sonra hep içe atmak daha kolay geliyor. İçimize attığımız şeyler bize yük getiriyor. İçerde biriken ve çözümlemediğimiz her bir küçük olay bizi karamsarlığa, yalnız hissetmeye, güvensizliğe itiyor.

 İçerde fırtınalar koparken yüzümüzde çoğu zaman bir tebessüm oluyor. Bu durum arttıkça kendimize yabancılaşıyoruz. En kötüsü de bu, insan kendine yabancılaşınca kimseye yakın hissetmiyor ortada bir boşlukta kalıyorsunuz. Hayatta figüran mısınız, yoksa yaşıyor musunuz cevap bulamıyorsunuz. 

İçinizde taşıdığınız şeylere dikkat edin sizi kırmasın, incitmesin, yakmasın. Buraya kadar anlattıklarımdan yaşamak zaten bu değil mi diyebilirsiniz. Haklısınız ama ben yaşamayın demiyorum, diyemem hepimiz yaşayacağız. Bunları anlatalım, bağırmak gereken yerde bağıralım, konuşmak gereken yerde konuşalım. Duygularımızı yük haline getirmeyelim. Taşıdığımız yük altında ezilebiliyoruz. Ve kimse bunun farkında olmayabiliyor.

Duygularınızı anlatabildiğiniz, kendinize yük etmediğiniz zamanlarınız çok olsun.

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.