Fark et.

Bilemiyorsun. Ne zaman suyunun tükeneceğini ne zaman zamanının biteceğini.
İlla güçten düşünce mi kıymeti bilinecek sıhhatin. Dimdik ayaktayken birden düşebilme ihtimalini düşünmeden böyle mi çalıp çırpılacak hayatlarımız. Hergün güneşin doğuşuna şükredebilecekken bizi geceye kavuşturan aya surat mı asacağız. Yok. Yeni bir sürüm lazım insan oğluna. Şöyle en güç belasından. Yoksa akan nehire kapılıp coşkuyla  okyanusa dökülme umuduyla yaşanmaz. Oysa daha doğmadan yerleşiyorsun,seni karşılıksız sevebilecek iki kalbe.Peki bunun büyük bir nimet olduğunu acaba ne zaman farkedeceğiz. Ölüm topraktan çıkıp yerine o kalpleri yatırdığı zaman mı? İnsan oğlu nankör. Bu aralar fazla duyuyorum bu sözü. Sanki yıllarca eksik olmayan mutluluğun hastalığa tutulması gibi.
Seven sevdiğine sevdiğini söylesin. Bunu da duydum tabi. Bu da biraz nankör insanları boşver elinde kalanlarla yaşa, ilhamını veriyor bana.
Daha hangi sözlerin kahramanı olacağız acaba. Topraktan geldik ama toprağa gideceğimizi fazla basite aldık. Bu bağ ruhumuz bedenimize veda edene kadar yakamızda. Sanırım o musalla taşının soğukluğuna erişemedikçe bir şeyler dank etmeyecek. Hala küçük şeylerin yakasına yapışıp asıl sorunlarımızı askıya alacağız. İnsanın en büyük sorunu da fıtratının iyi yanlarını saksının altına saklayıp kötü yanlarını toprağa ekmek. Ama bilmiyorlar ki suyun canının iyilikten yana olduğunu. Topraktan çıkan da artık ya diken olur ya saman.
Ben bir şeyi çok iyi anladım. İnsan yüreğinin temiz olduğuna inanmak yerine iyi olanın omzuna el atmalı. İşte o zaman hikayenin sonu mutlu biter. Bir varmış bir yokmuş diye başlar, bir gülsün ya da bir dikensin diye biter. Hangi yolda yürüyeceğin senin içinde. Bu da böyle gider…

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.