Ekonomik Kriz Varsa Bu Piyasalardaki Canlılıkta Neyin Nesi?

Ekonomik Kriz Varsa Bu Piyasalardaki Canlılıkta Neyin Nesi?

Türkiye tarihinin en karanlık dönemlerinden biri olan 90’lı yıllar ekonomi açısından oldukça bir kriz ortamında geçmişti. Günümüzde bankaların batması dışında hemen hemen aynı olayları tekrardan yaşayarak tarih tekerrür etmektedir.

Peki, hem enflasyon hem de kur artmasına rağmen nasıl oluyor da piyasalar canlı görünüyor. Bunun nedeni oldukça basittir. Tüketiciler fiyat istikrarsızlığın olduğu bu ortamda tasarruf etmek yerine eriyen satın alma gücünü kaybetmemek adına harcamaya yönelerek almak istedikleri ürünün bir sonraki haftaya göre kıyaslama yapıldığında ucuz olduğunu düşünmektedir. Aslında enflasyon ve kur artışı normal koşullarda taleplerde düşüşe yol açması gerekiyordu. Hal böyle olunca piyasada talep arz durumundan fazla olunca fiyatlar yükselmekte ve bununla birlikte talepte artmaktadır.  Yani ürünlere olan talep arttıkça o malın fiyatı da artmaktadır.

Bir başka durum ise hem enflasyonun hem de kur artışının yaşanması insanların ellerinde bulunan varlıkların artmasını düşünmeleridir. Eskiden insanların yönelebilecekleri yatırım araçlarına baktığımızda döviz, altın, arsa gibi varlıkların yanı sıra alternatif olabilecek bir yatırım araçları çok sınırlıdır. Oysa günümüzde döviz, altın, arsa gibi varlıkların yanı sıra Bitcoin, Metaverse, girişimcilik, sosyal medya iş birlikleri, çok kar getirebilecek tahvil, bono gibi alternatif sayılabilecek pek çok yatırım araçları bulunmaktadır. Değişen dünya koşullarında artık tek bir işten geçinemeyeceklerini düşünen çalışanlar ikinci bir ek iş yapmaktadırlar. Bunun yanı sıra borçlanarak alış veriş yapmaktadırlar. Kur artışının ve enflasyonun önlenemez yükselişi tüketicilerin sahip oldukları varlıkların değerlerini arttırmakta ve zengin olduklarını düşündükleri bir psikolojik duruma girmektedirler.

Bunların yanı sıra son dönemlerde iktidarın, yabancı yatırımcılara vatandaşlık vermesi de etkili olmaktadır. Zengin yabancı insanlar ülkemizde ev, arsa, dükkân, şirket vs. almakta bu durum piyasayı da canlı tutmaktadır. İktidar 2003- 2011 yılları arası ekonomiyi güzel idare etmiş, mevcut ekonomide toparlanma yoluna gitmiş ve toplumun refahı bir nebze olsun iyileştirmiştir ancak yeni Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile 1980lerden beri süregelen kamu kaynaklarını yanlış politikalarla tüketmiştir. İktidarın kötü giden ekonomiyi toparlamak için yaptığı vergi indirimleri, düşük faiz uygulamaları, kredi kartı alımı kolaylığı gibi teşvik edici desteklere tüketicinin ilgisini çekmekte ve buda talebi arttırmaktadır. İktidarın kamu harcamalarına gerektiğinden fazla yap işlet devret modeli altında israf etmesi de enflasyonu arttırmaktadır.

Ekonomik Kriz Varsa Bu Piyasalardaki Canlılıkta Neyin Nesi?

İhracat ithalat işi yapan şirket, firma vs. ellerinde bulunan gıdaların %70ten fazlasını ihraç ettiklerinden Türklere pek bir şey bırakmadıklarından tüketiciler ürünlerin bittiklerini düşünerek stoklanabilir maddelere yönelmektedir. Bu durum var olan malın fiyatını arttırmaktadır. (marketlerde yağ, şeker, süt gibi mallara yoğun talep)

İşin daha kötü kısmı fakir ve orta kesimlerin kendi ekonomik durumlarından ziyade avmlerde, tatillerde takılan insanları görünce ülkede ekonomik krizin olmadığını her şeyin iyi olduğunu sanmalarıdır. Enflasyonun çok kısa sürede ve çok hızlı şekilde yükselmesi insanların fiyat algısını da bozdu. Halâ başlarına nasıl bir felaket geldiğini anlamış değiller.

Peki, böyle bir ortamda piyasalardaki canlılık sürdürülebilir mi? Türkiye’nin yeni ekonomik modeli hakkındaki diğer yazımı okuyabilirsiniz.

Yeni Türkiye Ekonomi Modeli Sürdürülebilir mi?

yazar

Yazar: Thebat

Blog OkurBlog Yazar

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.