Ebediyen Yalnız Bırakılanlar: İnsanoğlu

İlk insanlardan bu yana, insanlık hep bir anlam aradı. Hep sorguladı, araştırdı, düşündü ama hangi eylemi yaparsın yapsın sonunda ulaştığı kapı hep aynı oldu: Yalnızlık.

İnsanoğlu hep bir şeylere inandı, bir şeyler için savaştı, bir şeylere tutundu ama her daim yalnızlığı kalbinin en ücra köşelerinde bile hissetti.

Hedefler koydu, dünyalar yarattı, ilimler yarattı, istediği her şeye kavuşabildi. Herkes kendinden bir öncekinin üstüne koydu ama hiçbiri onu mutlu edemedi.

Hep daha fazlasını istedi, hep bir adım ileri gitti ama her daim nedensizce geldiği ”Dünya Hapishanesi’nden” kurtulmayı başaramadı.

Kimisi kendini mental olarak bu şeylerden arındırdı ve ”nirvana” seviyesine ulaştığını zannetti. Kimisi, dünyaları fethetti yine kendisini doğarak düştüğü kuyudan kurtaramadı.

En kötüsü de, düştüğümüz kuyunun üstü açık olmasına rağmen nice gözyaşı dökmemize rağmen, nice haykırışlarımıza rağmen bizi o kuyuya atanın bize cevap vermemesi. Bizi ölene dek o kuyuda bırakması …

Güçlü olan güçsüz olanı ezdi, güçsüz olan gözyaşları döktü. Yıllarca ağladı, dayanabileceğinden daha fazla acı çekti, Kimisinin derileri canlı canlı soyuldu, kimisi ölmekten beter koşullarda her güneşin doğuşuyla tekrardan ”ölüme” hazırlandı. Bizi, kuyuda ölüme terkeden bize o ortamda bile eşit olmamızı sağlamadı.

Nedenini, sebebini bilmediğimiz halde bizi lanetledi. Ve bizden, her geçen gün uzaklaşan bir yolculuğa çıktı. Ufukta kayboldu.

Kimisi dağların arasındaki evinden güneşin doğuşunu izlerken, kimisi çölün ortasında çadırının içinde sıcaktan nefes almakta zorlanırken, kimisi ormanların buz tuttuğu soğukluktaki havada kendisini ısıtmak için ellerine sıcak hava üflerken hissetti lanetlendiğini de kimse kendine itiraf edemedi.

Sonu ve başı belli olan bir lanetde yaşıyoruz. Her geçen gün daha fazla ölüyoruz. Yaşamak zorunda olduğumuzu içgüdümüz bize söylüyor ama nedenini bilmiyoruz. Bildiğimiz tek şey, burada Dünya’da tek başımıza terkedildiğimiz gerçeği.

Birbirinden farklı, onlarca farklı şekillerde yaşayan tek ortak noktası her zaman bu oldu. Ve her zaman da bu olacak.

İnsanlık çok çok uzun zamandır bu dünya’da lanetlenmiş halde. Bizi yalnız başımıza bırakanın asla dönmeyeceğini artık çok daha net biliyorum.

Bundan sonra bize akvaryumda ki balıklardan farkımız olduğuna kim ikna edebilir ki?

okur

Yazar: Can Gulebaglan

İnsan olmayı başarabilen biri

Blog YazarBlog Okur

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.