Düşüncelerin Esiri

Selamlar. Adım parzival. Umarım keyif alacağın bir yazı olur. Hiç kafa yorman gerekmeyen yazılardan birindesin. O halde sana iyi okumalar  O/ <3

Doğan güneş kan gölüne dönmeden hemen önceki o ana gidelim. 

Yağmurlu bir gün. Suyun yere usulca çarpışını hissedebiliyorum. Sizde sever misiniz yağmurlu ve kasvetli havaları. Ben çok severim. Bir adı varmış hatta bunun ama unuttum. Bu aralar çok unutkanım. Biraz da umursamaz.  Odamın içinde öğlenden sonra saatlerinde bir yerdeyim ama hava kapalı olduğu için kuşluk vakti gibi. Hava yeni yeni aydınlanıyormuşcasına. Çay almaya diğer odaya geçtim. Zaten burada bir odaya geçiş yapabilme hakkım var. Biri çokluk biri b.kluk. 

Sana görmeni istedikleri bir dünya gösteriyorlar. Hepsi bu. 

Geri dönüp favori oyunumuz Phantomers’ın PvE modun da maç için oyuncu bekliyordum. Zaman birden değişti. Neden o anı düşünüyordum. Arkadaşlarım yok,neredeler? Geriye kim kaldı? Hiç kimse kalmadı. Sadece zamanda eşlik ettik birbirimize. Hepsi bu. Kimse kafana silah dayamadı ” Benimle oyna, yoksa ölürsün!” Diye.  

Geride ne kaldı ? Bir iz yok mu ? Bir ses bir seda? 

Yakında onlarda sona erecek dedi.  Kulağıma fısıldadı mahluk. Hani o karanlıkta bana hayali çizim yaptıran imajinasyon var ya, göremediğim.  Tüm acılarım bir gün sona erecekmiş,öyle dedi.  

Her suç iz bırakır. Hayır. Buzdan bir hançer seninle aynı fikirde değil. 

Şu an ki zaman diliminde onu hissettim. Yalnızlık hissetmiyordum nedense,çünkü bizim gibiler yalnızlıklarıyla mutlu olurlar -ya da öyle sanarlar. Forumlar da dolanıyorum.Yeni bilgiler öğrenip insanlara yardım etmek, sorunlarıyla ilgilenmek hoşuma gidiyordu. Ama bir terslik vardı. Burada saatlerce vakit geçirebilirim dediğim yerlerden uzaklaşıyordum bir süre sonra ama aslında hiç bırakmıyordum onları.  

Birbirimize iyi davranalım, birbirimizi koruyalım! 

Bir an düşündüm. Neden normal değildim diye? Ama normallik neydi? Neden insanlara uyum sağlamak zorundaydım?  Bunu düşünen tek kişinin ben olmadığı mı gördüm. Evet. Sonra dedim ki “Hiç kimse yalnız değil bu dünya da”. Bizi uyumsuz olarak adlandırmışlar hatta.  

Evet, benim hatamdı. Üzgünüm. Hata yapmak için gayret edeceğim . 

Evet, bu doğru. Bu doğru. 

Baktığım duvarlar baloncuk gibi bir içeri bir dışarı çıkıp duruyordu. Kolonya masadan koşarak intihar etti. Calbor paketi kapağını açıp sigara sarmaları adeta bir piyano gibi ölüm melodileri çalmaya başladı. Kulak verdim. Bu anlamlıydı. Ama benden başka kimse bu durumu açıklayamazdı. Masanın üzerinde duran kuş lokumu kabının içinde ki lokumlar uzay boşluğun da döner gibi birbirini takip ediyordu. Kupa bardakta ki gülen surat şaşı gözüyle bana baktı ve konuşmaya başladı.  “Hey!  Günün nasıl geçti bakalım” diye. Monitörüm aslında bir portaldı. İstediğim zaman kaçabilirdim. Kafamı içeriye sokup neler olup bitiyor burada diye bakabilirdim ama hiç merak etmedim açıkçası.   

Sonsuz katlı bir binada oturuyordum. Bir üst katta benim farklı kişiliklerim yer alıyordu. Sebeplerin sonsuz nedenleri. Ve nedenlerin yol açtığı gizemli gerçekler vardı.  

Mesela tavana baktığım da onu görebiliyordum. Bekle bu platformu çok andırıyor ama görünüşte göre yanından bile geçmiyor. Burası çok farklı bir dünya. Gözümde yabancı bir cisim yoktu. Hissetmiyordum onu. Çünkü o karanlık dünyamdan 1 saniye geç uyanmış ve havada onunla karşılaşmamıştım. 

23. Katta bir araştırmacıyım. 63. Katta risk almışım 13. Katta yerde hareketsiz yatıyorum. 72.katta bir aktivistim 112.katta bir hacker. 66.katta olmak istediğim yerdeyim. 91.katta güzel bir seçim yapıp sevdiğime açılmışım. Hatta evlenmişim. Fotograflarımız var evin her bir köşesinde. 51.katta evde kimse yok,çok karanlık.Bir şey göremedim. Galiba çekip gitmişim. 44.katta tavana asılıyım. Acaba ne sıkıntılar çekmişim de kendimi asmışım diye düşündüm en alt katta yani ait olduğum yerde bunları kurgularken..

Kat evrelerini ben uydurdum ama eğer elimizde olsaydı muhtemelen bunun gibi farklı hikayelerimiz olacaktı. Veee nefes alıyorsak hikayeyi hala değiştirebilirsiniz. Gidişatlar değiştirilebilir. 

Evet bir yeteneğim var. Yeteneğim değil. Yeteneklerim var.  Henüz keşfetmediklerim ve keşfedip farkında olmadıklarım var. Sizin de var. 

Her insanın bir yeteneği vardır ve bazıları deneyimlerle ortaya çıkartılır. Deneyin.

Kendimi TedX te konuşma yaparken görüyorum. Bir saniye. 

Bir dakika.. Sahi, oraya neden çıktım. Hangi başarı öykümü anlatıyorum ? Heyecanlandım. Karşımda binlerce kişi var.  İnsanlara geçtiğim yolları anlatıyorum. Nasıl ve neden burada olduğumu?  

Zaman harcarken keyif aldığım bir iş var. Dostum, buradan emekli olabilirim, diyeceğim bir işim var. Yıllarca beklentisiz yaptığım bir iş var. Sanat yapıyorum.  İlham alıyorum ve ilham veriyorum burada. Galiba onu anlatıyorum. Ve bu da bir kurguydu tabi. Burada okudugunuz her şey birer kurguydu.  Bunlar benim esaretteki düşüncelerim. Açığa çıkardığımda daha fazlasını verebilirler. 

Muhtemelen bir nedenle var oldunuz. En nihayetinde mutluluğu bulmak ve başkalarıyla

deneyimler paylaşmak için varsınız. Başkalarına neşe 

vermek için varsınız. Bir veya daha çok özel nedenle varsınız.  

Ve mahluk diyor ki.  

Güneş doğacak , bir gün güneş doğacak.. O günü fark edeceksin. Diğer doğan güneşlere benzemez. Yüzüne öyle bir çarpar ki. Elini kapatarsın gözünü almasın diye sonra etraftaki parıltılarına bakarsın. O güzelliklere dalarsın ve şunu dersin. 

“Bugün benim günüm.”

Geri getiremeyeceğin şeyler için üzülme sana 

kaybedecek yeni şeyler lazım. 

<3   Kendimize dikkat edelim, bol su içmeyi ihmal etmeyelim. Sonraki yazılarda  görüşmek üzere efenim. <3

 

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bir Yorum