Dünya

Fransızca’da “Damnant quod non intelligunt” diye bir cümle var. “Anlamadıkları şeyi suçlarlar” manasına geliyor. Bunun hakkında sayfalarca yazmak isterdim ama Peyami Safa iki cümleye sığdırmış: “Suçlamak, anlamaktan daha kolaydır çünkü anlarsan değişmen gerekir……”

Yaralarınızı iyileştirmenin yegane yolu bağışlamaktan geçer. Birisini gördüğünüzde artık ona karşı hiçbir şey hissetmiyorsanız bağışlamışsınız demektir. İsmini duyduğunuzda hiçbir duygusal tepki yükselmez içinizde.”
Şöyle bir şey okudum, çok doğru :
“Dünyanın en zeki insanı da olsanız, bulunduğunuz ortam vasat ve vasatın altındaki kimselerden ibaret ise, düzeyinizi koruma imkanınız bile yoktur. Hepimiz beraber en çok zaman geçirdiğimiz beş kişinin ortalamasıyız.”

Muhteşem Gatsby kitabının giriş cümlesini defalarca not almıştım :
“Daha genç olduğum yaşlarda babamın bana verdiği bir öğüt, o gün bugündür hiç aklımdan çıkmaz: “Birini eleştirmeden önce demişti, herkesin dünyaya seninle aynı imkanlarla gelmediğini aklına getir.”
Söyle, yüreğinde saklama. Tedavi olmak istiyorsan, yaranı açmalısın.” der Boethius. İyileşmek istiyorsak, zor da olsa yaralarımızı açma cesareti gösterebilmeliyiz. Biraz acıya hazır olmalı, hatta gerektiğinde acıya meydan okuyabilmeliyiz.
insanın derdi ne kadar büyük olursa gülüşü o kadar sıcak olurmuş.öyle derler bizim buralarda. o derdin büyüklüğü neye göre ölçülür biçilir bilmem ben. fakat birinin gülüşünün sıcaklığını hissettim mi, anlıyorum ki derdi çok. güzelleşmiş derdiyle..
Dostoyevski’’ye göre dünyanın en zor  hissi;kendine ait hissetmediğin bir yerde bulunma zorunluluğudur.

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.