Direniş

İşten yeni çıkmış evime doğru gidiyordum. Evime az kalmıştı fakat biraz dinlenmek istedim ve caddenin ortasında duran parka doğru ilerledim. Yemyeşil bir parktır burası, kuşlar öter ve çocuklar kahkahalar atarak oynarlar. Bu parkta göründüğü kadarıyla herkes mutludur. Anneler çocukları için kaygılanmaz çünkü bu park çok nezih ve korunaklıdır. Parkın ve etrafın güzelliğini seyretmekle meşgulken hemen ilerde sağ tarafta boş bir bank gördüm ve oraya oturdum. O kadar yorgundum ki rahat etmek için gözlerimi kapattım ve etrafı dinlemeye başladım. Kollarım bankın bütün üst kısmını kaplamıştı ve kendimi huzurlu hissediyordum ta ki o ürpertiyi hissedene dek. Boynumdan sırtıma doğru saniyelerce beni terk etmeyen o ürpertiyi hissettim. Yanlış bir şeyler olacağını anlamıştım ki… O da ne; gözlerim açıldı. Karşımda bir çocuk kahkaha atıyordu fakat bu kahkaha bana mıydı? Gülüşü çok korkunçtu, gözleri irileşmişti ve bana doğru bakıyordu. Ne yapmıştım ben? Hayır, hayır sıradan bir çocuk kahkahasıydı bu, mutlu bir çocuğun kahkahası. Tabii ki de mutlu bir çocuğun kahkası değildi, bana gülüyordu, şeytan çocuk! Ne yapmalıydım, ne yapmalıydım? Oraya bakmayayım, evet kafamı çevirmeli ve gökyüzüne bakmalıydım. Kafamı gökyüzüne çevirdim fakat hiç kuş göremiyorum. Seslerini duyuyorum fakat onlar gökyüzünde uçmuyor. Buraya her geldiğimde kuşlar muhakkak gökyüzünde uçar. Yoksa bu bir işaret miydi? Bugün ters bir şeyler olacak ve ölecek miydim? Hayır ölemezdim, henüz yaşamam gereken bir hayatım vardı. Kuş uçmuyor fakat, gökyüzünde nasıl olur da kuş uçmaz? Kesin öleceğim, bunu kabullenmeliyim. Hayır, bu sadece saçmalık! Gökyüzünde kuş uçmuyor diye insan ölmez, aptal adam! 

Başka bir şeye odaklan, başka bir şeye…! En iyisi sol tarafıma bakayım. Şu adam; sakallı, esmer ve tatlı bir adama benziyor. Şık giyimli bir beyefendi üstelik, müthiş, buna odaklanayım. Ne o? O adam neden sert bakıyor bana? Benimle kesin kavga etmek istiyor hergele! Gözlerimi kaçırmamalı ve ona haddini bildirmeliyim. Gücümü görmeli bu herif! Ne saçmalıyorsun yine sen be adam! O adamın mizacı bu, sana özgü değil. Başka odaklanacak bir şe… Olamaz, titriyorum! Kimse farketmemeli bunu, kimse… Tamam dostum, sakin olmalısın, bu gelip geçecek bir durum ve hiçbir şeyin yok salak herif!  Olama… Olamaz, gözlerim kapanıyor, sanırım bayılı…

Ve bayılmıştım. Birkaç saat sonra eve vardığım zaman bu olanları tekrar düşündüm. Huzurlu olduğum zamanlar ne kadar da pamuk gibi bir adamdım. Dış dünya huzurluyken ne de güzel gelir insana; kuşlar cıvıldar, çiçekler açar, insanlar mutludur. 

Fakat bir kere kaygıya düştüğünüz zaman, işte o zaman her şey mahvolur. Bir kahkaha sizi korkak, bir adamın suratı sizi cesur yapabilir. Ölmek isteyebilirsiniz ya da öldürmek. Kaçmak istersiniz fakat kaçamazsınız. Düşünmemek istersiniz fakat bunu başaramazsınız. Eğer iç dünyanızda yaşıyorsanız efendim, dış dünya sizin için saçmalıktan ibarettir! 

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.