Devlet! Adamlığı

Sayın, Doğu Perinçek’in Kovit-19 aşısı sırası bekleyeceğini söyleyen, sayın, Kemal Kılıçdaroğlu’nun Devlet adamlığı ve Angela Merkel üzerinden yaptığı cinsiyetçi ve yakışıksız tabirden hareketle gündem üzerine acil bir çıkarımda bulunmayı kendim için ve ülkem adına elzem görüyorum. 

Her şeyden önce şu hakikati belirtmekte fayda görüyorum: Devlet aklının olduğu yerde devlet adamlığı diye bir tabir olmaz. Tersi durumlarda her vatanperver insan kendini devlet adamı addeder ki bu işin sonu takdir edersiniz ki çok da sağlıklı olmaz. Kaldı ki toplumun tüm asil ve liyakat sahibi bireylerinden sağlıklı istifade etmesinin biricik yolu tüm bireyleri sahiplenen bir dile sahip olmaktan; hiç bir bireyi ötekileştirmeden her anlamda üretime dahil etmekten geçiyor. 

Bu sebeple toplumun ve ortak aklın oluşturulması çabası sadece bilindik insanların değil, kelimelerin gücüne inanan her bireyin asli sorumluluğudur. 

Özellikle ülkemizdeki siyasetin son zamanlarda son derece ilkelleştiğini hukuk dışına çıktığını – hukuk biraz kurumsal- hatta temel ve ilkel siyasi hakların kullanımı noktasında aciz görüntüler sergilediğini görmemek ve söylememek insani sorumluluktan ziyade ilkeli her bireyin karakteristik görevidir. 

İla-nihaye Taha Akyol üzerinden Sayın Davutoğlu’nun apaçık tehdit edilmesi bence doğrudan çürümüşlüktür. Asla bu ülkeye, siyasete, adamlığa, hele ki devlet adamlığına! İnsanlığa yakışmamıştır, yakışmayacaktır. 

Not: başlıktaki devlet çift anlamda değerlendirilmelidir…

#saygıile

yazar

Yazar: Toprak Yaprak

Bir kamu kurumunda yöneticiyim. Kaliteli sohbet ve yazın arayışı, başlıca iyi özelliklerimdendir. Aslen bir iletişimciyim. Ancak zamanla bu kişiliği ve mesleği unuttuğum da pekâlâ doğrudur. Bekarım (boşanmış) çocuklarım var.

Blog YazarBlog Okur

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.