Değişimin Götürdükleri ve Getirecekleri Üzerine

Her şey en monoton halinde sürerken, sabahın köründe işe gitmek için alarm kurup uyanan, okula sırf arkadaşlarını göreceği sevinciyle giden, her gün avmlerin içinde o mağazadan bu mağazaya koşturan, kafelerde tatlı yiyip tatlı sohbetler eden, hayatın bu hızlı akışı içinde kendilerini sessize alan insanlar, göremedikleri bir düşman sebebiyle bu monoton hayattan bir anda kurtulmuşlardı.Ölüm korkusu her zamankinden daha yakındı onlara. Halbuki hayatın akışı içinde ordan oraya koştururlarken de ölüm hepsinin yanı başındaydı.Yine göremiyorlardı fakat farkında değillerdi. Bu düşman geldiğinde sanki ölüm daha önce yokmuşçasına hepsi çil yavrusu gibi dağıldı.Ne kafelerde tatlı yiyen insanlar kaldı ne de alışveriş tutkunları.Okullar artık çocuk sesleriyle dolmuyordu.En arka sırada oturan, dersleri kaynatan o arkadaş grubu yerini bomboş tahta parçalarına bırakmıştı.Her sabah işe giderken aynı fırından zeytinli poğaçasını alan adam yoktu.Sahillerde yanyana gördüğü herkese gül satmaya çalışan teyze kimseye rastlamıyordu artık.Akşam trafiğinde saatlerce tıkanan yollarda arabalar akıp gidiyordu tek seferde.Nefes almaya dahi yer kalmayan kalabalık otobüsler tek tük insanla gidip geliyordu.Yoklardı.Sanki insanlığın sonu gelmişti de hayatta kalabilenler yaşamaya devam ediyordu sessizce.Tüm bu insanlar neredeydi? Akşamdan akşama girdikleri, sadece uyumak için kullandıkları evlerindeydiler.Artık zeytinli poğaçalı kahvaltı yoktu.Arkadaşlarla yapılan tatlı sohbetler yoktu.Bir kahveye on beş lira vermek yoktu.Mağaza gezerek kıyafet denemek, denizin yanı başında yürümek yoktu.Hatta gülcü teyzeye biz sevgili değiliz demek bile yoktu.Otobüse yetişmek için koşmuyorlardı.Trafikte kalıp derse geç kalmıyorlardı.Patronlarına bahane uydurmuyorlardı.Yıllarca alıştıkları her şeyi bir anda kaybetmişlerdi.Kendileri henüz farkında değillerdi ama bu değişimin çok büyük sonuçları olacaktı.Hayat farklı bir boyut kazanmaya başlamıştı ve görünmez düşman onları evlerine hapsetmişti.Bu hapisten çıkarken yanlarına neler alacakları ise orada geçirdikleri vakitte neleri fark ettiklerine bağlıydı.Gelecek eskisi gibi olamazdı.Hayat o bildikleri halde ilerlemeyecekti artık.Ölüm kendini hatırlatmıştı.Yürüyüp giderken içlerine çekmedikleri denizin kokusundan, otobüse yetişmeleri için koşan bacaklarının değerinden, arkadaşlarıyla kahve içerken bir arada olmanın verdiği hazdan bihaber, yaşadığını zanneden bu insanlar, farkına varmaya başlamışlardı.Kaçırdıkları çok şey vardı.Hep bir yerlere yetişme telaşıyla anın tadını damaklarında hiç hissetmemişlerdi.Ve her zamanki gibi bu tadın özlemini onu kaybedince anlamışlardı.

okur

Yazar: Ceyda

Blog OkurBlog Yazar

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.