Coğrafya Kaderdir ve Diğer Yalanlar

Coğrafya Kaderdir ve Diğer Yalanlar

Coğrafya kader midir? eğer buna şahsi cevabınız evet ise aksini yaşayanlar kaderini değiştirmiş mi olur?  Eğer cevabınız hayır ise neden dünyanın 3/4’ü hayatlarını doğdukları coğrafyalardaki koşullara göre yaşıyor?

Bana kalırsa, ‘Coğrafya kaderdir’ tıpkı ‘Erkekler ağlamaz’ ya da ‘Kadındır yapamaz’ gibi sadece bu ülkede geçerliliği olan ama sanki evrensel kabul görmüş yasalarmışçasına dayatılan tabulardır. Aksi takdirde Canan Dağdeviren, Aziz Sancar, Burcu Özsoy, Umran S. İnan… ve daha birçok başarılarıyla dünyaya açılmış Türk bilim insanı bir mucize gerçekleştirmiş olmalı fakat olasılığa vurduğumuz zaman mucize olmaktan çok uzak; daha çok azim ve istikrarın başrol oynadığı hayatlar bunlar.

Coğrafya Kaderdir ve Diğer Yalanlar

Nasıl Yıkılır Bu Tabular?

Tabular diyorum çünkü her birimizin hayatında en azından ‘Coğrafya kaderdir’ gibi zehirli tabular var. Bu tabuları yıkmak için yapabileceğiniz en cesur hareketi yapın ve kendiniz olun. Bir düşünün bütün bunların ötesinde: aile, eğitim, elalem, meslek, arkadaşlar… sen aslında kimsin? nasıl birisin? bir haftalığına herkesin dünyadan gittiğini düşünün. Yalnızca siz, yapmak istedikleriniz ve kendi kapasitesinizi keşfedin.

 Kendi kapasiteni keşfetmek bile bir tabuyu yıkmaktır.

Ütopya Olduğundan Eminsen, Ütopya Kalır

Bir keresinde kadınların neden gece dışarı çıkamadığıyla alakalı bir hocamla muhabbet ediyorduk. Ben “kadınlar gece dışarı çıkamıyor çünkü bir anda dağdan inebilecek yaban domuzları yada ayılardan korktukları için değil yetiştirilmeden kaynaklı karakter bozukluğuna sahip erkekler yüzünden. Bu bir döngü; eğitimli kadınlar ahlaklı çocuklar yetiştirir…” dediğimde hocam bana bunun bir ütopya olduğunu söylemişti. Eğer herkes bunun bir ütopya olduğuna inanırsa elbette bir ütopya olarak kalacaktır. Kaldı ki bugün yaşadığımız her normal şey bir zamanlar başkalarının ütopyası değil miydi? ; kadınlar için seçme ve seçilme hakkı Osmanlı için, bugün tek tuşla kullandığımız elektrik, bilgisayar 60’lar için bir ütopya değil miydi?

Örnek mi vereyim; 1960’lı yıllara kadar doktorlar hiç kimsenin 1millik yolu 3 dakikada koşamayacağını, koşsa bile fizyolojik olarak sağlıklı kalamayacağını söylüyorlardı  bu da o zamanki sporcular için bir ütopyaydı ta ki 60’lı yıllarda bu tabuyu yıkan sporcuya kadar. O sporcu doktorların söylediklerinin aksine bir mili 3 dakikadan az bir sürede koştu ve o yıla kadar bu hiç yapılmamıştı . İşin şaşırtıcı kısmı ise o yıla kadar hiç gerçekleşmemesine rağmen o yıldan sonra onlarca kişi 1 mili 3 dakikadan az bir sürede koşabildi. yorumu sizlere bırakıyorum…

Kendi Ütopyalarınız Başkalarının İlham Kaynağı Olsun

Özellikle hocamla yaptığım o konuşmadan sonra ütopyanın gerçekleşmesi imkansız bir dünya değil, gerçekleşmesi için bir tabu yıkana ihtiyaç duyan kavram olduğunu anladım.

Sizde kendi ütopyanızı oluşturun ve gerçekleştirin ki onlarca insan ilham kaynağı bulsun. Unutmayın imkansız yoktur, imkansız algısı vardır. Algınızı değiştirin dünya değişsin.

İmkansızı hayalleri yapan insanların hayat hikayelerini okumak isterseniz, buyrun :

  • https://tr.wikipedia.org/wiki/Canan_Da%C4%9Fdeviren
  • https://tr.wikipedia.org/wiki/Aziz_Sancar
  • https://tr.wikipedia.org/wiki/Gazi_Ya%C5%9Fargil
  • https://tr.wikipedia.org/wiki/Muazzez_%C4%B0lmiye_%C3%87%C4%B1%C4%9F
  • Ve mutlaka izlemeniz gereken bir film: Hidden Figures

Bengisu TEMEL

yazar

Yazar: Bengi-Temel

Blog OkurBlog Yazar

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.