Cinsiyet Ayrımcılıkları / Kadınlar

Cinsiyet Ayrımcılıkları / Kadınlar

Umarım, ülkemizde kadın olmanın oldukça zor olduğunun farkındasınızdır. Ne yazık ki hem sosyal medya mecralarında hem haberlerde sıkça kadın cinayet, taciz ve tecavüz haberleriyle karşılaşıyoruz.

Çeşitli cinsiyet ayrımları, 2021 yılına dayanmış olmamıza rağmen gündeme sıkça gelen ve hâlen aksi savunulan bir konu olduğunu görüyoruz.

Kadınların sadece evine, çocuğuna ve eşine bakması; erkeğinse çalışıp para kazanması gerektiği zihniyeti zihniyetlerin en ilkeli olsa gerek. Kırılması gereken bir tabu, tartışılmaması gereken bir konu olduğunu savunuyorum.

Kadınlar her ne kadar belirli kalıplar içerisine inatla sokulmaya çalışılsa da onlar yemek yapmak, ev temizlemek ve çocuklarına bakmakla sınırlı değiller; elbette çalışabilir, şarkı söyleyebilir, resim çizebilir, spor yapabilir, okuyabilir, araştırabilir, sorgulayabilir ve istedikleri saatte istedikleri kıyafetlerle dolaşabilirler… Böylesine anlaşılabilir açıklıktaki konunun daha anlaşılabilir olması için insanlar daha ne yapmalı, ne yazmalı, ne göstermeli…

Doğduğunda seni kadının kollarına veriyorlar, bir kadının kucağında uyuyorsun, onunla sakinleşiyorsun. Onunla yürüyor, görüyorsun. Zamanını onun yanında geçiyorsun, yanından ayrılmıyorsun. İlk kelimelerini onunla birlikte söylüyorsun, ilk adımlarında yanında oluyor. Her ilkinde yanında o oluyor ve her şeyi onunla öğreniyorsun. Okula başladığında seninle geliyor, yanında oluyor. Her defasında arkanda duruyor, destek veriyor.

Bir zaman sonra bazı ortamlarda konuşulanlara kulak veriyorsun, sevdiklerine farklı davranmaya başlıyorsun; eşin, kız kardeşin, annen tamamen sana aitmiş gibi. Sonrasında kadını bir eşyadan farksız görüyorsun. Değil eşitliği, kadının varlığını dahi kabul etmiyorsun. Kim bilir, belki cinayet ve tecavüzlere de susuyorsundur? Belki de hiçbir şey hissettirmiyordur sana tüm söylediklerim.

En utanç verici kısım ise yıllar geçtikçe bu konunun anlaşılacağı, kabul görüleceği ve artık üzerine tartışılmayacağını beklenirken tam aksinin yaşanması. Zaman geçtikçe ilerleyip gelişmek yerine gerilediğimizin başlıca göstergesi olduğunu görüyorum. Annesine, kardeşine, eşine veya herhangi bir kadına saygısı olmayan ve onu bir makineden, köleden farksız gören toplumun gelişmişliğinden söz etmenin mümkün olmadığını düşünüyorum.

Sanırım insana tek gereken empati. Belki de böylece farkındalığı artmış, bilinçlenmiş bir toplum görebilir; cinsiyet ayrımcılıklarıyla karşılaşmayız. Yani, umarım…

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.