Çıkmaza Işık Tutmak

Kendimize karşı samimiyeti çok sık kaybediyoruz. Yaptıklarımız, hissettiklerimiz birden kendimize yabancılaşmamıza sebep oluyor. Elalem ne derse desin kendi doğrularımız için yaşadığımızı söylerken en büyük yalanı kendimize söylüyoruz. 

Birileri üzülmesin diye verdiğimiz ödünler gün geliyor aynaya baktığımızdaki mutsuzluğun en büyük sebebi oluyor. Yazık ki böyle. Yanlış olduğunu bile bile öncelik sırasını değiştirmek her zaman sağlıklı değil. Hatta hiçbir zaman değil. Çünkü verdikçe talepler artıyor. Küstahlık, kendini bilmezlik karşılıyor bizi ve bu durum karşısında iş işten geçmiş oluyor. 

Değiştirmek mümkün. Bu tür durumları erteleyecek kadar uzun değil hayat. Birilerinin kıymetimizi anlamasını bekleyecek kadar da uzun değil. Bazı şeyler beklemeye değer evet hem de gerekiyorsa kısa dediğim hayat boyunca. Ancak hisler karşılıklı olmalı, çaba denk olmalı birbirine. Çelişkiye yer kalmamalı ki özelikle şüphe kabul edilmemeli. Peki iç sesimiz en büyük düşmanımız gibi davranmaya başlamışsa? Bazen haklı bazen haksız olabiliyor o yüzden durup bir dinlemeli. Anlatmaya çalıştığı bir şeyler muhakkak var çünkü. İçimize sinmeyen şeylere evet demek zorunda değiliz. Kişisel gelişim ya da psikoloji kitaplarında hep söylendiği gibi kıymetliyiz!  

O halde kendi kıymetimizi bilirken bu kıymetin etraftakilerin söylemleri ya da davranışlarından gelmediğinin bilincine varmak gerçek bir olgunluk göstergesi. Belirsizlik yorucudur. Açık iletişimse bunun önüne geçebilmek için atılması gereken en önemli adım. Diyoruz ama o açık iletişim sırasında sorumuza net bir cevap alamıyorsak ne olur? Bir kere belirsizlik sürer, üzülürüz, sorular soruları doğurur vs. Üzüntümüzü yaşarken karşıya yansıtılan durgunluk sonucunda tepki alırsak? Yani hem net bir cevap alamayıp peki diyerek saygı duyup kendi kabuğuna çekilmenin yansıması suskunluğa karşı verilmiş tepkiyse nedir bu işin gerçeği? Ne yapılmalı?

Zamana bırakmak mı sadece? Kendini boşverip beklemek mi? Sanmıyorum. En büyük kötülüğü kendimize kendimiz yapıyoruz ya hani, işte bu durumda yapmamak lazım. Sınırları belirlemeli, hayır demeli, kendimize yönelmeliyiz. Bu sırada kendimize dürüst davranmalı ve beklentiye girmediğimizden, susup beklemediğimizden de emin olmalıyız. 

Sakince…

yazar

Yazar: Bell's

Blog OkurBlog Yazar

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.