Check-in-gen Kişilik Bozukluğu

Hoş geldiniz. Bugün ‘Çekingen Kişilik Bozukluğu’ hakkında bilgiler vereceğim.

İlk tanımlayan kişi 1969 yılında Theodore Millon’dur. Toplum üzerinde oranlarsak sıklığı %0,5-1 arasındadır.

Bu bozukluğa sahip kişiler karşı tarafın değerlendirmelerine karşı ekstra duyarlı bir tutum sergilerler. Rezil olacakları ve dışlanacakları düşüncesiyle insanlarla ilişki kurmakta zorlanırlar hatta kurmamayı tercih ederler, içten içe kendilerini ezen yine kendileridir. Hayatlarının her alanına bu tutumları yayılmıştır çünkü akıllarının bir köşesini hiç terk etmeyen ‘yetersizlik’ hissi ve ‘reddedilme, ayıplanma’ endişesi vardır.

Kendini sevmeme, gireceği bir ortamda dalga geçileceğini, sevilmeyeceğini veya çevresindekilerce istenmeyeceğini düşünme, insanlarla tanışmakta zorlanma, sosyal ilişkilerde özünü göstermekten kaçınma ve benliğinden utanma, gelecekteki yeni ilişkiler yerine geçmişte aynı evrelerden hâlihazırda geçilmiş olan ilişkilere tutunma semptomlar arasındadır.

Ön plana çıkma ve ilk fikri ortaya atma gibi durumlar onların gözünde gerekenden çok daha büyür. Reddedilmeye aşırı duyarlılık gösterirler. İletişimin ve sosyalliğin önem kazandığı işlerden, ortamlardan kaçınırlar. Kendilerini sürekli aşağıda görme düşünceleri vardır ve zihinlerini kolay kolay terk etmez. İlişkilerde hatayı çoğunlukla kendilerine yükleme eğilimindedirler.

Diğerleri onları “utangaç”, “korkak”, “sakin” olarak tanımlayabilir.

Bu hallerini aşmaya yönelik hamleleri, bizzat kendileri tarafından inşa edilen utanç duvarlarınca engellenir. Günlük hayatta ona dair takılmayacağınız bir hareketi, mimiği kendisi için aklından çıkmayan bir duruma dönüşebilir; bu kişilere söylediğiniz sözler onları diğer insanlardan daha çok fazla etkileyebilir.

Çocukların duygusal ihmal, yoğun eleştiri veya akranlarca dışlanma durumları, bu bozukluğa sahip olmalarında tetikleyicidir. Yani bu durumun oluşmasında yıllar ile süregelmiş bir birikim yatabilmektedir. Çoğunlukla yetişkinlik döneminde fark edilir. Kişinin hayatında ciddi aksamalara yol açmadığı veya kişinin durumu aşmak istemediği, aşılabilecek bir süreç olarak değil kendisini tanımlayan bir özellik olarak gördüğü sürece tedaviye başvurulmaz.

Gençlik dönemlerinde hem çekingen kişilik bozukluğu daha şiddetli hissedilir hem de bu durumun engelledikleri kişiyi (sürekli yaşıtlarıyla bir karşılaştırma halinde olduğu için) kaybettiklerine odaklayarak daha çok yaralayabilir. Yaşla beraber etkisi giderek de azalır.

yazar

Yazar: Selamben

Blog OkurBlog Yazar

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

2 Yorum