Charlie’ye Mektuplar │ dördüncü mektup │ bir başka sıkıcı mektup

Kaynak belirtilmedi

Bir anlığına her gün mektup yazmak için kendimi zorlamanın anlamsız olduğunu düşündüm. İçten özürlerimi kabul et Charlie. Anlık bir düşünceydi.

Sadece düşüncelerimi toparlamakta çok zorlanıyorum. Şu an bile ne olduğundan bahsedemeyeceğim sinir bozucu bir olayı görmezden gelmeye çalışıyorum. Bazen içimden insanlık dışı bir öfke yükseliyor ve vahşice bir şiddetle bu duruma sebep olan kişi ve kişilere son vermek istiyor. Fakat yapmam, cani bir insan değilim. Yanlış anlama, kötğ hissetmeni istemem. İçinde biriken kin ve nefreti bastırmana gerek olmamasını kıskanıyorum. Keşke en azından bir günlüğüne yer değiştirebilsek.

Ciddiyim. Kıskanç bir insan olmadığımı mı söylüyorsun? Çoğunlukla değilim evet ama bazen ben bile engel olamdığım abartılı bir imreninin önüne geçemiyorum. Halbuki bu gibi zararlı duyguları bastırmak konusunda gayet iyiyimdir. Tıpkı yukarıda bahsettiğim gibi.

Aslında sanırım bunu her zaman yaptım. Hem de fark etmeden. Hayatımın boyunca yakın çevremden kişilerin olduğu kişileri kıskandım. Farklı nedenlerim vardı. Özellikle ilkokul ve ortaokul zamanlarımda çok yaptım. Benim sahip olduğumdan fazla bir şeye sahip olmamalarına rağmen öylece özeniveriyordum işte. Bunu yaptığımı fark ettiğimde ortaokul sondaydım. O zaman olduğum kişiyi ve hayatı kabullenmeye karar verdim. Lise boyunca buna benzer bir şeyi tekrardan yaşamadım. Yani neredeyse.

Bazen bazı şeyleri atlattığını sanırsın. İtiraf ediyorum ki hayatlarını deneyimlemek istediğim insanlar var. Keşke bahsi geçen kişiler ünlüler olsaydı. Bence ddaha kabul edilebilir olurdu çünkü sıradan bir insanın yaşamına özenmek, tanınan zengin birilerine özenmekten daha normal değil. Mantıksal açıdan söylüyorum yani.

Birkaç yıl önce tanıştığım bir kız var. Hala iletişimde olduğumuzu söyleyemem. Yine de hala bazı bilgilerine ulaşabildiğimden yaptığım o hastalıklı stalklardan yapıyorum. Sanırım bu benim insanların öğrenmesinden korktuğum saklanan taraflarımdan en masum olanı.

Her neyse bu sorunlu takıntılarımı gerçekleştirmeye devam ederken bahsettiğim kıza denk geldim ve aslında onun yerinde olmayı ne kadar çok istediğimi fark ettim. Yakışıklı/güzel birinin iyi bir kişiliğe sahip olma olasılığının ortalama insanlara göre daha düşük olduğuna inanır mısın? Benim aciz önyargılarımdan biri de budur. Ne diyebilirim ki? Daha az güven veriyorlar. Böyle kaç kişi tanıdın hayatında? Ben yalnız bu kızı tanıdım. Henry Cavill’i saymıyorum tabii. O adam tam anlamıyla MÜKEMMEL. Henry Cavill ile aynı zaman diliminde doğmuş olmam talihsiz kederimi az da olsa neşelendiriyor.

Bu mektubun Henry Cavill hakkında olacağı sözünü vermiş olsaydım keşke. Ama vermediğim için kendi konumuza dönüyorum.

Evet tanıdığım bu kız hem güzel hem de düzgün bir kişiliği var. Güzellil algılarına harika bir şekilde uyan, iyi bir yüz ve vucüt. İstenmeyecek bir beden değil ki! Aslında bu noktaya kadar benim açımdan her şey iyi. Güzel bir sürü kız var evet. Benim istediğim kısım aynı zamanda tanıdığım en kibar, düzgün, samimi, sakin ve mütevazi kişiliğe sahip olması. Genel bir erkek tipinin tam da isteyeceği bir kişi. Bunun farkında mı bilmiyorum. Olmalı. Harika bir kız.

Benim ucuz özgüvenim onun hoşlandığım çocukla tanışmasından korkardı. Beni yargılayabilirsin ama öz saygım bu tarz konularda yerlebir oluyor. Fakat şunu bilmelisin ki bu korkumun sebebi, ‘hoşlandığım çocuğun’ harika biriyle tanışmasıyla onu bana açık ara tercih edecek olması. Önceliklerimi düşünmem konusunda beni uyaracağını tahmin edebiliyorum. Ama önceliklerimin çoktandır farkındayım zaten. Boş kalmış bir yolda kalbin karşına çıkan ilk yabancıyla çarpabiliyor. Ben de istemzdim ama oldu işte.

Şunu bilmelisin ki şu anda hoşlandığım biri falan yok. İlgi duyduğum biri bile yok. Bir sürede olmayacak. Hatta uzun bir süre. Duygularımı bastırmak konusunda iyi olduğumu söylemiş miydim?

Konunun dışına kaçmaya çalışmıyorum. İkrarlarıma dürüst bir şekilde devam edeceğim.

İşte öylesine her açıdan ortalamanın üstünde bir kıza olan hislerim kendimi yargılamam neden oluyor. Çünkü en azından ‘güzel ama müthiş bir kişiği var’ diyebilirdim. Ama yok. Güzelliğinin içinde barındırdığı kişi kibar, saygılı, sakin. Ayrıca harika bir müzik zevki var.

Acaba böyle kaç kişi var dünyada. Bu tip özenilecek insanlara karşılaşmak kolay değil. Ya da özenilecek biriyle tanışmış olduğunun farkına varmak.

Henry Cavill’ı saymadığımı mı söylemiştim? Aynı şekilde Emma Watson da. Bir zamanlar ünlüleri yakından takip ederdim. Bu ikisi hakkında çok fazla kötü haber gördüğümü zannetmiyorum. Tamam ünlülerin gerçekten nasıl kişiler olduğunu bilmiyoruz ama problematik kişileri de az çok tanımıyor muyuz? Eğer harika bir şekilde sakladıkları sorunlu kişilikleri varsa en azında işlerini iyi yapıyorlar derdim.

Ünlüler gerçekten de hiç umrunda değil değil mi? Sen benden çok hayatına bakabilen bir insansın. “Ünlülerden kime ne? Tek isteğim güzel bir film izlemek ve şarkı dinlemek. KİM oldukları umrumda bile değil.” Yine de sıkıntılı tipleri desteklemek hoş olmazdı. Gerçi korkunç bir şey yapmadıkları sürece ben de çok umursamıyorum artık. Bu arada cidden KORKUNÇ olmalarından bahsediyorum.

Konuyu nereye bağlamaya çalıştığımın farkında mısın? TIMOTHÈE CHALAMET. Hem çekici bir tipi hem de güvende hissettiren bir kişiliği var. Yakında Wonka vizyona girecek. Senin gibi ilgisiz birisi için açıklıoyrum: Wonka, Charlie’nin Çikolata Fabrikası (lütfen bunu izlemiş ya da okumuş ol) için bir arka hikaye. Wonka’nın gençliğini anlatan bir film olacak. Fragmanları çok iyi görünüyor. Müzikal bile olacak. Müzikallere bayılıyorum. Keşke tiyatro müzikallerine daha çok katılma fırsatım olsaydı.

Her neyse vaktim olduğunda gideceğim. Hala Wonka’dan bahsediyorum, evet. 

(Bu kısıma yazdığım paragrafı sildim, bunları filmden sonra anlatmak istiyorum. Aynı şekilde bu film için neden bu kadar heyecanlı olmamın nedenini de. Çok fuzuli konuştuğumu fark ettim ve kesmek istedim. Sana filmLERDEN bahsedecektim ama sadece saçmaladım. Belki de filmlerden ve kitaplardan bahsetmeyi o kadar da sevmiyorumdur.)

Mit varsaydığımız insanlar yalnız filmlerde midir?

bugün yalnız bir kitap ve şarkı önerisi var

  • Sophie’nin Başına Gelenler {İşte sana Fransız edebiyatından bir çocuk öyküsü. Çocuk dediğime bakma Sophie ilginç bir kız. Beğeneceğine eminim.}
  • Lüky Charm by Pol Granch {Favori İspanyolca şarkılarımdan.}

Mektubum geç ulaştığı için cevap vermekten kaçınma lütfen. Bu bir bahane değil.

veronikaviktoria
hiç bitmeyen bir şeyler, normalde böyle yazmıyorum bu arada
Subscribe
Bildir
0 Yorum
Inline Feedbacks
Tüm yorumları gör
Önceki
BU MEVSİMDE ISINMAK MESELE
Sonraki
Kahve: Dünya’nın Uyanık Kalma İksiri

Kahve: Dünya’nın Uyanık Kalma İksiri

İlginizi Çekebilir

kooplog'dan en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerez (cookie) kullanıyoruz.