Cahit Sıtkı Tarancı

Cahit Bey 4 Ekim 1910 yılında Diyarbakır’da  doğmuş ,Türk edebiyatı için oldukça önemli şairler arasında yer alıyor. Babası,Pirinçcizadelerden Bekir Sıtkı Bey, annesi Arife Hanım. İlköğretim yıllarını Diyarbakır’da tamamlayan Tarancı, liseye başlayacağı dönemde ailesi tarafından İstanbul’a yollanmış. İlk önce Kadıköy Fransız Saint Joseph Lisesine kaydolmuş daha sonra Galatasaray Lisesine geçip, lise hayatını orada tamamlamış. O senelerde ana dil derecesinde Fransızca öğrenmiş.

Dönemin en popüler dergisi olan Servet-i Fünun da yazmaya başlamış. Ben Cahit Sıtkı Bey’i lisede tanıdım. Ahmet Haşim ile çok benzetmiştim şiir tarzlarını  karamsarlık ve hüzün. Cahit Sıtkı Bey, ömrü boyunca kendini çirkin bulmuş  ve bunu bir kompleks haline getirmiş. Düşünün ki bunu kara talihi olarak nitelendiriyor ona göre mutluluk fakirlik, çirkinlik ve kısa boyun ortadan kalkmasıyla oluşabilirdi lakin bu saydığı şeyler Cahit Bey’de zaten bulunmamaktaydı.  Her zaman şık ve temizdi . Z.Osman Saba bu konu hakkında şöyle diyor; Cahit kendisinin çirkin, hiçbir kızın beğenmeyeceği,beğenemeyeceği kadar çirkin olduğuna inandırmıştı(…) bu konuda aşırı bir duyarlılık gösteriyor,bunu bir kara talih olarak sayıyordu.” 

Sahiden de Cahit Bey  yaşıtlarından oldukça iri ve olgun durmaktaymış -ki ben hiçbir fotoğrafında onu anlatıldığı gibi görmedim sanırım lisede- bu yüzdendir ki yaşıtlarından bazı kimseler ona ”Ağabey” diye hitap etmekteymiş. Cahit Bey, kız kardeşi Nihal’e yazmış olduğu mektupta bu konuya değinmiş; 

“Güzeli çizdim, uzunu çizdim, zenginliği çizdim, şerefsizliği çizdim, geriye ne kaldı: Çirkin, kısa, fakir, şerefli! Görüyorsun ki, bütün yaşamak ümitlerim şerefli olup yaşamakta… Mesut olabilir miyim? Yüzde yirmi beş… Çünkü eğer çirkinlik, kısalık, fakirlik olmasaydı yüzde yüz mesut olmak şansı olurdu. Vakıa bazı zamanlarda talihimin bu müthiş haksızlığına bir Arslan kükremesiyle haykırıyorum. Fakat emin ol ki sükuti zamanlarımda çirkinliğimden, kısalığımdan adeta şeytani bir zevk duyuyorum ve aynanın karşısına geçerek ne kadar küçük, ne kadar maskara olduğumu görerek gülmekten katılıyorum…”

O dönem arkadaşlarına ilgi duyan birileri olduğunu ve arkadaşlarının bu kişilerden mektuplar aldığını öğrenen, gören Cahit Bey, sırf bu konuda eksik hissettiği için kendine başkasının ismiyle mektup göndermekteydi. Lisede Cahit Bey hakkında sadece bu bilgi aklımda kalmış. Fotoğrafına baktığımda neresi çirkin diye düşünmüştüm bence çirkin olarak bahsedilmesine neden olacak hiçbir yanı bulunmamaktaydı. Cahit Bey bana göre kara talihli de değildi sadece kendini sevecek biriyle henüz tanışmamıştı, ömrü boyunca bunun eksikliğini hissedip arayışa girmesi onu bu konuda karamsarlığa sürüklemişti. Bilirsiniz ki, insan kendini sevmediği sürece kimse tarafından tam olarak sevilemez. Cahit Bey’in  yaşadığı şey tam da buydu. Birinin ona -belki de sevdiği bir kızın- iyi şeyler söylemesini ve  sevmesini istemişti. Bu konu hakkında herhangi bir bilgi yok ama neden böyle bir düşünceye sahip olduğunu her zaman merak etmişimdir. İnsan bazen kendini beğenmeyebilir, ama ömrü boyunca kendini hiç beğenmemek kesinlikle bunun bir olaydan mütevellit olduğunu düşünüyorum. En yakın arkadaşı Osman Bey’in de dediği gibi Cahit Bey çirkin olduğuna kendini inandırmıştı, belki de kimseyi dinlemedi bu konuda, inanmadı ama ben yine de onu görseydim eğer sahiden ne kadar yakışıklı birisi olduğunu söylerdim. Yazdığı şiirlerden daha güzel olduğunu.

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.