in ,

Çağımızın Hastalığı: Mutsuzluk ve Monotonluk

  Bu aralar kimi arasam, kime nasılsın diye sorsam hep aynı cevap aynı işte n’olsun. Herkeste bir isteksizlik bir mutsuzluk var, eskiden ufacık bir şeyden heyecan duyan biz şimdilerde en çok istediğimiz bir şeyi bile yapsak bu mutluluğumuz birkaç saatin üzerine geçemiyor. Peki nedir bu mutluluk denilen şey?

  Nasıl mutlu olunacağına dair durmaksızın kitaplar basılıyor, listeler hazırlanıyor, araştırmalar yapılıyor. Biz, daha mutluluğun ne olduğunu bile tam olarak bilmeden, onun peşinden koşuyoruz. ‘En büyük mutluluk, mutsuzluğun kaynağını bilmektir’ diyor Dostoyevski. Ya da mutsuzluk için de; mutluluk arayışı, zaten mutsuzluğun ta kendisidir denilebilir. Mutluluğun, dönüp dolaşıp mutsuzluktaki nedeni bulmaktan geçtiğini anlıyoruz. O zaman kendimizce bazı nedenler ve bu nedenlere karşılık bazı çözümler üretelim.

Ne istediğimizi Bilmeliyiz

  Kendimizce belli hedeflerimiz yok mesela. Biri size nasıl gidiyor dediğinde yuvarlanıp gidiyoruz değil şunu yapıyorum bunun üzerinde uğraşıyorum diyebilmeli insan.

Bizi Mutsuz Eden Şeyleri Hayatımızdan Çıkarmalıyız

  Bir kişi mutluluğun yanında bize mutsuzluk da veriyorsa, gece başımızı yastığa koyduğunda ihtimaller üzerinde düşünmemize sebep oluyorsa, kısacası eksileri artılardan fazlaysa korkmamalı insan. Bunu insanlar üzerinden yapamıyorsak, kıyafetlerimizden veya eski eşyalardan başlayalım mesela. Evdeki dolapların içini didik didik edin. Gereksiz bulduğunuz, vadesi dolmuş eşyaları çekinmeden atın hepsini. Rahatlamayı göreceksiniz. Hatta bazıları size “ben bunu neden, nasıl almışım” dedirtecektir.

Cesur Kararlar Almaktan Korkmamalıyız

  Hayatın bize verdiklerini sorgulamadan kabulleniyoruz. Başka ihtimaller üzerinde düşünmüyoruz yahut sadece düşünüyoruz. Hayatımız razı gelmek ve kabullenmek üzerine kurulu. Kurulu düzene başkaldırmaktan köklü değişiklikler yapmaktan çekinmemeliyiz.

Planlı Yaşamalıyız

  Evet, çok klişe gibi görünse de klişeler bazen güzeldir. Herkesin hayatında en az bir plan çizelgesi olmuştur. En fazla birkaç gün veya birkaç hafta sonra plan bozuluyor, bunun da sebebi aslında monotonluk. Bir plana bağlı kalmak zorunda değiliz ki. Haftalık plan yapalım, aylık plan yapalım.

Hayatımızın Merkezine Kendimizi Koyalım

  Herhangi bir tercihte veya planda önceliğimiz hep kendimiz olmalı. Önce kendimizi sonra ailemizi, arkadaşlarımızı vs. düşünmeliyiz. Bir karar verirken o nasıl etkilenir değil, ben bu kararı verirsem bana ne olur demeliyiz.

Ve Son Olarak Anı Yaşamalıyız

  Çok banal bir söz vardır; zaman ne kadar da hızlı geçiyor. Evet, gerçekten zaman ne kadar da hızlı geçiyor, bilmiyoruz ama önemli olan ne kadar hızlı geçtiği değil zamanın nasıl geçtiğidir. Her anını dolu yaşayamasak da en azından her haftasında yapacağımız birkaç güzel etkinlik olmalı. Spor, yürüyüş, resim, gezi ne derseniz artık. O an ne isterse yapmalıyız. Başta alarmımız olmak üzere hiçbir şeyi ertelememeli insan, anı yaşamalı.

okur

Yazar: Halil İbrahim KIRIKÇI

Adnan Menderes Üniversitesi

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.