Buhran

Issız Ankara sokaklarında yürüyorum. Saat geceyi geçti ve sokaklar neredeyse bomboş. Ağzımda acı bir sigara tadı, elimde yanmayı bekleyen sigaram ve soğuktan hafif titreyen bedenimle; bu sokakları, bu tabelaları geçiyorum. İçimde dolu bir hüzün var, taşmayı bekliyor. Biriktiriyorum, biriktiriyorum ve biriktiriyorum. Zihnim buhranlığa kendini esir etmiş. Ardı sıra gelen, bilmek bitmeyen düşüncelerle, dalgın ve sert bir tavırla rüzgarı arkama alıyorum fakat eksik bir şey var. Kesinlikle, eksik bir şey var fakat nedir o eksik olan? Zihnimdeki buhranla sevişmek isteyen fakat arzularını baskılayan o deli düşünce nedir acaba? Düşünüyorum, düşünüyorum… 

Biraz daha ilerledikten sonra bir parkın en karanlık bankında oturdum. Önümdeki bankta bir çift görüyorum; kadın erkeğin omzuna kafasını koymuş ve erkek başını dik tutuyor. Erkek, türlü türlü şakalar yaparak kadını güldürüyor. Aklıma sevdiğim kadınlar geldi. Biraz acınası gelebilir bu durum fakat sandığınız gibi değil. Birçok kadını sevdim evet ama hepsinin bende ayrı anısı olduğu için sevdim. Birisiyle beraberken onu sevmesem ve bunu dile getirmesem, onun yerine beraber olduğum tek kadından söz etsem bu doğru olmazdı. Hepsini ayrı ayrı, farklı şekillerde sevdim ve hepsi bahsetmeye değerdi. Her neyse, kadınlar konusunda artık iyi değilim zaten. Kibar birisi olduğumdan beri beni pek dikkate alan bilinçli bir kadına rastlamadım ya da hata benimdi ve yanlış tercihlerimin bedellerini ödedim. Sanırım ayrı ayrı ve farklı şekillerde sevmek düştüğüm bir hataydı ya da asıl olması gereken oydu fakat ilişki yöntemim beni derin hatalara sürükledi. Peki gerçekten salt sevgi mi göstermiştim onlara karşı? Bu sorunun cevabını hayır olarak nitelendirmeliyim. Salt sevgim hiçbir zaman olmamıştı, itiraf etmeliyim. Sevgi denilen kavrama birçok kavram yüklemiş ve onu artık robotik bir hale sürüklemiştim. Arzularımı, doğrularımı, yanlışlarımı, ileri zamanlı ilişki hakkındaki düşüncelerimi ve geçmiş, şimdi ve gelecek hakkındaki bağlantıları sürekli hesap etmiş, onları zihnimde not etmiş ve hiçbir zaman hataya düşmemek için ince bir biçimde ufak oyunlarla süslemiştim. Oysa sadece sevmeliydim, sarılmalı ve sevdiğim kadınlardan darbe yiyene kadar onlara güvenmeliydim. İşte, eksiğim buydu; salt sevgiye inanç. Şu an bu bankta otururken ve önümde duran çifti izlerken salt sevgiye inanabilirdim. Evet, bunu başarabilirdim. 

Başaramadım, sigaramla beraber tekrar Ankara sokaklarına yol aldım. Sanırım benim için salt sevgi sadece sigaralardan ibaret. Ondan da emin değilim fakat emin olmalıyım, onu da kaybedemem.

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bir Yorum

  1. bana göre salt sevgiye inanman yanlış tercihler yapıp bedel ödemene sebep olmamıştır.Bedel ödemenin asıl sebebi salt sevgiye inancı kalmamış insanlarla yüzleşmiş olmandandır.
    Ondan dolayı kendine ait olan duygularını ,olmayan insanlar yüzünden silip atmanı tavsiye etmem.