Bu Kavgadan Sonra da Barışılmaz

Bu Kavgadan Sonra da Barışılmaz

Yazıma hoş geldiniz. Başlıktan da anlayacağınız üzere gündelik bir olayın temelinde yer alan zihinsel bir döngüden söz edeceğim.

Bazen sevgilisi olan arkadaşlarımız gelir, bize bilmem kaçıncı ayrılışını anlatıyordur. Elbette onları dinleriz; onlar anlattıkça biz de onlarla sinirlenir, duygulanır, güleriz. Yer yer öğüt verdiğimiz de olur ama aslında birkaç gün sonra gene barışacaklarını biliriz. Çünkü geçen kavgalarında da böyle olmuştu, ondan öncekinde de hatta bunlardan öncekilerde de. Bazen öyle anlar olur ki ‘Bu neymiş, bu kadar da olmaz. Böyle bir kavgadan sonra asla barışılmaz.’ diye içimizden geçirdikten sonra… Çat. Barışılmıştır.

Aslında bu konu, aşkın beyinde aktiflediği mekanizmayla ilgilidir. Aşık olmak vücutta elbette pek çok kimyasal salgılatır(oksitosin, dopamin, seratonin…); çok değişime sebep olup çok biyolojik yol aktifler. Tabi, ben burada yalnızca bir yoldan bahsedeceğim: Dopamine bağlı ödül yolağı. Bu yol, sevdiğimiz şeyleri (hamburger, çikolata…) sevmemizde etkili. Bir nevi bir kez yaptığınız bir eylemi tekrarlamanızı sağlar, bağımlılıkta aktif bir yoldur. Aşk da bu yol üzerinde etkilidir ve yol dopaminle çalışır, bu sayede sevilen kişiye bağlanılır.

Kavga edildiği takdirde ve ayrılık yaşandığı durumlarda, dopaminle uyarılmaya alışılmış bu bölgede eksiklik nükseder. Ayrılıkların depresif olmasının bir sebebi de budur. Dopamin, elbette çeşitli sağlıklı besinlerden alınabilir ama bu, dopaminin kişinin bilincindeki asıl kaynağının yerini tutmaz. Ve vücut kaybedilen bu dopamini-bağlılık halini- geri toparlamak adına ana unsura yönelir yani bu noktada sevilen kişiye. Onunla yeniden bir araya gelmek bu yolu tekrar alışıldığı bağlılık düzenine sokar. İşte bu yüzden çiftler tekrar bir araya gelirler.

Elbette, duygular her ne kadar kimyasal süreçlerle ilerlese de biz bu olayı tamamen soyut kavramların dışında tutmayalım. İnsanı insana geri döndüren olgu sevgidir, diyelim ve anlaşalım.

yazar

Yazar: Akasyaben

Blog OkurBlog Yazar

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

2 yorum

Yorum Yazın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.