Boşlukta mıyız?

Öncelikle yazım hatalarımdan dolayı özür dilerim…

Zaman benliği yok ediyor, onu öldürüyor. Eski benlik yavaş yavaş kayboluyor yerine tamamen farklı biri geliyor işte sanatın en büyük etkisi. Benlik de yok olmaya hazırdır aslında sadece nedeni ve zamanı bekliyordur. Zamanı geldiğinde benlik kendini kaybeder. Bir boşluğa düşmüştür “kendisi”. Boşlukta olduğunu anlaması da zaman alır. Sonra depresiyona girdiğini sanır. Bu dönemde kendisinden nefret eder, farklı deneyimler yaşamak ister. Her türlü “günahı” işledikten sonra daha fazla dibe iner. Sonra sıkılır bu durumdan artık “üzülmek” için kendini yormaz. Akışa bırakır kendisini yalnızlığı kabul ettikten sonra artık kendini düşünmeye başlar. Mutlu değil başarılı olmak için çabalar. Kendisi pek inanmıyor. Aslında role girmişti bunu biliyor ama devam etmek zorunda yaşamak için, kendisini yok etmek zorunda. Kendisi var mıydı ki? var olmanın acısı doluyor boş ruhuna. Kan gibi akıyor damarlarında. Bundan haberdar neden hiç bir şey yapmıyor? Bildiği halde hiç bir şey yapmamak cahillik değil mi? Yoksa kendisine acı çektirmeyi seviyor mu? Belki de zevk alıyor bu durumdan. İçindeki mezarlığı ziyaret ediyor ara sıra diriltmeye çalışıyor birilerini. Onlar öldüler biliyor ama mutlu böyle. Zamanla intihar düşünceleri kayboluyor Ruhu yeniden canlanıyor ya da o öyle sanıyor. Bir zaman döngüsünde hapsolmuş kurtulmak istemeyen mahkum. Aşk mahkumu, zaman mahkumu, yalnızlık mahkumu her şeye mahkum . Eski kimliğine dönmek istemiyor. Geçmişi siliniyor gözünden, aklından, ruhundan. Umursamaz bu durumu o da bunu istemişti zaten. Unutmak ve unutulmak..

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.