Boşlukta Bir Şeyler Süzülüyor

Terazi… Bu terazi burada ne arıyor? Ne zamandan beri bu karanlık odada? Peki bu karanlık oda neresi? Buraya ilk defa geliyorum. Sahiden mi? Sahiden ilk defa mı geliyorum? Oysa içindeki bu koku, bu karanlık boşluk fazlasıyla tanıdık. Belki de daha evvel bir zamanda rüyamda görmüşümdür. Ya da gözlerimi kapadığım her an buradayımdır da gözümün önüne gelmesini istediğim şeyi, akıl perdemde gördüğümden gerçeğinde nerede olduğumdan haberim yoktur. Elbette bu da olabilir, ihtimallerin her biri oldukça kuvvetli. Hangisi doğru, hangisi değil bilemiyorum. Bir önemi de yok zaten neyi bildiğimin veya bilmediğimin..

Her neyse… Kimse beni görmüyorken, bu dipsiz karanlıkta bir başımayken bir şey bilmem sahiden önem arz etmiyor… Kimse beni görmüyorken mi? Bir şeyleri birileri için mi biliyorum? Kendim için bir şey öğrenmiyor muyum? Bir başıma yersiz yönsüz karanlıkta kaldığımda aslında bildiğim şeylerin içimi doldurmadığının ne zamandır farkındayım? Pas geçiyorum tüm bu soruları…

Neyse ne işte. Şu boşluğun orta yerindeki teraziye bakmalı. Neyin nesiymiş bir görelim. Kefelerin ikisi de eşit değil. Karanlık zemindeki ağırlıklar ne için var? Boşluğu ölçemem ki. Etrafımda ağırlığını tartacağım hiçbir şey yok. Öyle mi? Tartacağım hiçbir şey yok mu sahiden? Hiç bir şey olmasa bu tartının burada ne işi olur? Boşluğun içinde omuzlarıma bile ağır gelecek şeyler, hiç durmadan süzülüyor olmalılar. Bari onları tartmalı.

Kefenin birine bilmem kaç kiloluk ağırlıkları koyduğumda boş olan kefe yukarı kalkmadı, aksine ağırlıkların olduğu kefeyi havaya kaldırdı. Bu boşlukta her şeye ve herkese ağır basan bir şeyler süzülüyor. Ne bu görünmeyen ağırlık? İçimde körelmeye devam eden acıma duygum mu? Yansımalara baktığımda onca kişinin arasından yalnızca kendimi gördüğüm bencilliğim mi? Peki ya hiç durmazcasına yaşarken bana adil gelip, aslında tek taraflı işleyen adiliyetsiz adalet sistemim de var mı bu boşluğun içinde? Hiç olmaz mı? Bundan fazlası da vardır elbette.

Bu yanlış ölçüm ne zaman doğrusunu bulacak? Belki de hiçbir zaman bulamaz. Çünkü yürüdüğümüz, bir şeyleri yürüttüğümüz yol zaten en başından beri yanlış bir yoldu. Ben şimdi doğruyu arasam da bunca yanlışın içinde tek bir doğruyu bulamam zaten. Bir ben değil kimse bulamaz. Yol yapılırken doğruların başında olmak gerekti. Şimdi kimse çabalasa fayda etmez… Neyse, tüm bu ağırlıklar göz kapaklarıma binmeden bir çıkış yolu aramaya koyulmalı. Böylesine ağır bir karanlıkta kaybolmaya kimsenin cesareti yetmez.

***

Günün hangi saatinde okuyorsanız keyifli okumalar dilerim. Saygılarımla.

yazar

Yazar: emekli

Blog OkurBlog Yazar

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.