Bir Parça Kitap: Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu

Cümleme nasıl başlayacağımı bilmiyorum bu yazımda. Sanki yargılarsam başıma gelirmiş gibi hissetmiyor değilim.. Bir oturuşta bitirdiğim, bitince bir şeyler yazma ihtiyacı duyduğum bir  kitap. Zweig’in iki kitabını okudum şu ana kadar ve ikisi de bir kadının içindeki duyguları ve hayatıyla alaklıydı. Bunu da ayrı bir araştıracağım. Neyse biz bu kitaba yoğunlaşalım.

İsmini vermeyen bu güzel kadınımız bana göre kendine sadece yazık etmiş. Beni duygusal zamanımda yakalayan bu kitap okurken hem üzdü hem sinirlendirdi.

Bir insan bir insanı görmeden, duymadan, bilmeden, dokunmadan bir ömür sevebilir mi? Yoksa sadece bir hikaye konusu mu olabilir.. İnsanlar beraberken bile birbirlerini bir ömür sevemiyorlar fakat adını bilmediğimiz bu yabancı kadın ufak tefek rastgelişler dışında koca bir ömrünü onu hiç tanımayan onu hiç hatırlamayan bir adamın aşkıyla geçirmiş. Son anında da ona koca bir ömür onu nasıl sevdiğini ve beraber yaşadıkları ama adamın asla haberi olmadığı tesadüfleri anlatmış. Hiçbir kadın böylesine sevgiden mahrum kalmamalı.. Hiç kimse sevdiği tarafından tanınmamayı böylesine tatmamalı.

o öldü, bir defa daha umutlanmamak, bir defa daha hayal kırıklığına uğramamak için de, dönüp ona doğru bakmak istemiyorum artık

Hayatımızda da böyle değil mi? Hayatımızdan çıkmış gitmiş bir insan artık ölmüş gibi, bir daha eskisi gibi olmayacak ve sana sadece acı çektirecek bir şeye dönüp bakmak boş umuttan, hayal kırıklığından başka bir şey değil. Bunu söyleyen bu yabancı kadın aşk hayatı içinde bunu yapabilmiş olmasını dilerdim. Geçmişi unutarak hayatına devam etmesini.. Çünkü hepimiz biliriz ki; geçmişi unutmalıyız ki bir geleceğimiz olsun.

Dip Not: Kitap okurken müzik dinlemeyi sevenlere bu notum. Eğer bir müzikle okuyacaksanız Sehabe- Nerdesin deme ile dinleyebilirsiniz. Daha çok etkilemesine sebep oldu benim için.

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.