Bir Muzla Hayata Karşı Tutunma Hikayesi

Kaynak belirtilmedi

Bir küçük oğlan çocuğu varmış diyerek bir varmışın bir yokmuşla buluştuğu tatlı ekşi tadında bir hikayeyi kurgulamak istedim bu yazımda. Bu küçük çocuk elinde bir muzla dünyayı yenebileceğini sandığı bir evreden, nasıl gerçek hayatın içinde savrulmuş ve yalnızlıktan korkan birine dönüştüğünün hikayesini görecek ve belki de hala görememekte.

Küçükken doğduğu evde baskıcı bir annenin ve pasif bir babanın eline doğmuş bu çocuğun kaderi, ailesinin yaşantılarıyla eşleşir ve bu süreçte o artık anne ve babasının dediklerinden başkasını bilmeyen bir çocuk olarak ilk adımlarını atmaya başlar. 

Tabi her oğula annesi özeldir ama bu çocuk annesinin kendisini beğenmesi için o içindeki gerçek benliğini zamanla yitirmek üzere onun her dediğini yapmaya ve annesinin boyunduruğu altında kendi fikirleri oluşmadan evirilerek büyümektedir. Evdeki her işe koşturan, her nazı çeken ama o mükemmel çerçevenin altında asla bir benliği oluşmamış, o elinde muzla dünyayı deviren çocuk, artık kendine söylediği yalanlara inanmayı o kadar kendine kanıksattırmıştır ki gerçekler onun için artık sadece bir yanılsamadan ibarettir. Bu hikayede bir suçlu yoktur ama yanlış bir karakterin tohumlarının da ekilmesinin hikayesidir aslında.

Her şey o çocukken yaptığın, o masum, abartılı belki de küçük dünyasındaki büyük hareketler olsa da artık tek gerçeği kendisini sevdirme ve yalnız hissetmeme çabasıdır. Çünkü bilir ki annesi ona küserse, dünya da ona küsecektir. Bu durumda bu çocuk sırf o mükemmel dünyayı ve annesinin mükemmelini bozmamak için yalan söylemeye başlar. Küçük yalanlardır başta elbet. Kendisinin bile bilmediği bir şekilde olayların çözümünün bu küçük yalanlarla çözülmeye başladığını görmek, onda bir haz yaratır. Bu öyle bir evrimleşmedir ki çocuk bu yalanların ne kadar büyüyebileceğini, ne kadar sistematik ve planlı bir şekilde hayatına gireceğini ve bazen bu yalanlara bile inanabileceğini farkına varmaz.

Bazen bir ödevi yaptım yalanıdır bu, bazen o yemeği yedim diyerek çöpe atmak. Biraz büyür arkadaşlarıyla ders çalışacağım deyip oyun oynamaya gider, bazen de kız arkadaşını eve aldığını gizler. Esas sorun bu yalanların onu mükemmel yaptığına ve sorunları ortadan kaldırdığına inanmasıdır. 

Bu çocuk öyle kendini adapte olduğuna inandırmaya başlar ki hayali dedesinin mesleğini yapmak olur, istediği meslek ise yine ailede yaygın olan mühendislik olur.

Ailesine kendini sadece böyle sevdirebileceğine inanmış bu karakter, gerçek sevginin de varlığına kendini bir yalanla kandırmadığı sürece inanmaz, sevmeyi, sevilmenin ne demek olduğunu bilmez ama severmiş gibi yapmayı iyi öğrenmiştir. Bir şeylerin üstünü kapattığında kendi benliğinden ne kadar yoksun olduğunu fark etmez. Onun için sadece içinde bulunduğu o durumda yalnız olmaması gerektiği önemlidir.

Bu çocuk büyür karşı cinsle tanışır, hayatın ona mükemmeli göstermezsen sevilmezsin ihtiyacı da bu konularda da baş gösterir. Bir kız beğenir, çok beğenmese de beğendiğine inanmak ister. Abartır, başarmak ister çünkü onun dünyasında bu onun yalnızlık korkusundan kaçma yolu olmuştur. O kız sadece o aşamada sadece bir sonraki hamlesini oynadığı bir piyondur aslında. Tüm hamleleri zaten baştan hesaplıdır. İlk öpücüğünden, ilk seni seviyorum kelimesine, ilk buluşmadan, ilk şiirine kadar. Belki daha başlamadan ortak şarkılarını bile seçmiştir çoktan.

Asla annesi babası tarafından iyi bir çocuk olmasa, onların istediği gibi davranan bir çocuk olmasa sevilemeyeceğini düşünen bu çocuk karşı cinse de böyle yaklaşır. 

Abartır, gözünde o kızın mükemmelini oluşturur. O aslında o kadar sevmese bile her gün abartarak dünyadaki en değerli varlığı oymuş gibi bir tavır takınır. İşin garip yanı buna da kendini inandırır. O an ihtiyacı onun, onu sevdiğine sevebileceğine inanmaktır çünkü…

Bu tip, eğer bu kızı elde ederse, bu yalanları sürdürmek artık onun için daha kolaydır. Artık o yalnız değildir, boşluk dolmuş ve ihtiyacını karşılamıştır. Tabi her hikaye böyle güzel sürmez. Bu çocuk sevgiyi kazandıkça problem yoktur, yalanlarına devam etse bile öyle değilmiş gibi devam eder. Annesine koyamadığı sınır, ilişki süreci boyunca devam etse de bu kişi karakter gelişimini tamamlayamadığı ve sevgi nedir bilmediği için sevdiğini sandığı her ilişki gibi bu ilişkide de kavga ettikçe eksiğim ben hissinden kurtulamaz. Hiç kimseye ait hissedememesi de aslında baştan beri sadece birini bulma ve yalnızlık korkusundan kaçma hissinden geldiği için ilişkileri uzun sürse bile kendi gerçeğinden kaçamaz. Sadece o gerçeği görmek istemez. Zaten onun için de öyle yaşamak doğrudur. Asla sevilmediğini hissedeceğinden ve kabul etmek de ona zor geleceğinden, bu ilişkide yıpranan tarafın hep o olduğuna inanması da muhtemeldir. 

Arkadaşlarından tut, sokakta bindiği herhangi bir taksideki şoförle bile yalan hikayelerle konuştuğu için yalan onun hayatı olmuştur. Mükemmel olmak kendisi olmak değildir çünkü. Gerçek sevgi ve çabanın ne olduğunu bilmeyen bu çocuk, ilişkideki her adımı da aynı annesine hazırladığı yalanlar gibi tanımlar. O muzla kendini koruyacağına inanan çocuk, içinde bir yerlerden çok uzaklara gitmiş, geriye sadece kendi sahte gerçekleriyle kendini sevmekten uzak o çocuğu yaratmıştır.

Onun için birinden ayrılınca aklına gelen ilk düşünce karşı tarafın birini bulduğu kaygısı olur çünkü aslında kendi yapacağı ilk şey de budur. Yetersizim ben düşüncesi kendini yiyip bitireceği için bu düşünceden kaçmak adına hemen bu açığı birini doldurmakta bulur. Bu artık sevgi değil sadece kendisini yetersiz görmekten korkma ihtiyacıdır. Bir insan olmadan, annesi ona oldu demeden var olamaz bir hale gelmiştir. Çünkü artık onun için başarı, mükemmellik, sevgi, aidiyet duygusu sadece tek bir şeyden kaçarak ve bu yolda türlü yalanlarla hem çevresini hem kendini kandırarak olur “yalnızlık korkusu”

Başarıyı böyle gören ve hayatını kendi olmadan benliksiz yaşayan bu çocuğun, kendi içinde aslında başını yastığa koyduğunda onu kemiren şeyi asla bilemeyecek olması sadece yazıktır dedirtir aslında.

Hayatına birileri girdiğinde bu kişi doğru kişi bile olsa, isterse ondan çok sevse de bu sevgiyi hiçbir zaman kabul etmeyecektir, kendi sevdiğini kendine inandırsa da… Çünkü o sevmek nedir başka türlü öğrenmiştir ve o bu gerçeği de kaldıramaz.

Aynı şeyleri iş ve eğitim hayatında da sürdüren bu çocuk, hayatı boyunca kazanamadığı sınavları bile ailesine ve arkadaşlarına dile getiremeyecek kadar kendini sahiplenemez. Eğitim hayatı uzasa bile bunu söyleyecek cesareti de kendinde bulamaz ve yokmuş gibi davranmak ve ertelemek zorunda kalacaktır. O hayatın kendisinin olmadığını kabul etmeyeceği tonla gerçek, akşam başını yastığa koyduğunda aklına geliyor olsa da, o açıkları başka yalanlara kendini inandırarak planlı bir şekilde başka insanları ve kendisini üzmeye devam edecek şekilde uydurur. Kendine yetemeyen insan başkasına da yetemez ve yettiğine de inanamayacak bu çocuğun da hayatı başarı sandıkları bile başarısızlık olarak dönecek bahtsızlıklardan ibaret olacaktır. 

O küçük çocuğa bakıp sen bir şeyleri hatalı yapa da bilirsin, her işini başkalarına göre yapmak zorunda değilsin, bu senin hayatın ve ben sana şöyle ol dediğim için seni sevmeyeceğim demek ister miydim? Sanırım bu kimsenin problemi ya da bu hikayede anneye belki de adı bile geçemeyen hikayedeki yok olan babaya bile sen suçlusun o yüzden böyle oldu diyemeyiz. Her insan belli süreçlerden geçer. Belki babası, annesini her dediğini yapmadığında sorun çıkmasa, bu çocuk daha mı farklı büyürdü ya da annesi her bir şeyleri yapamadığında onunla konuşmayı kesmese daha farklı bir senaryo mu izlerdik bilinmez ama her ailede biraz biraz problemler vardır. 

Bu kötü gibi gözüken hikayenin çoğu erkek çocuğunda var olması ve farkında dahi olmamaları aslında kendisinin de çok önemli olmayan herhangi bir insan olduğunu fark etmesini sağlayacaktır. Sadece kendini fark edemeyecek kadar etrafa kapadığını ve her ne kadar mutluyum sansa da bunun bile kendi mutluluğu olmadığını fark edemeyecek kadar yalanlarla dolu dünyasında yaşamakta olan çocuklardan biri sadece. Büyüse bile çocuk kalacak ama belki bir gün büyür bilemeyiz. Umarım o zaman için çok geç olmaz. Belki bu yaygın hikaye birinin hayatının özeti olabilir, belki bu yazı birilerinin karşısına çıkar ve bir şeyler değişmese bile adımı atılır. 

Öylesine Biri
Beni kim olduğumu bilmeden okumanız için yazıyorum. İçinizden biri gibi, arada uğrayıp gidiyorum.
Subscribe
Bildir
0 Yorum
Inline Feedbacks
Tüm yorumları gör
Önceki
İlerlemek için Dur Noktası
Sonraki
Modern İlişkilerin Görünmez Uçurumu: Ghosting

İlginizi Çekebilir

kooplog'dan en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerez (cookie) kullanıyoruz.