BİR KAHRAMANLIK HİKÂYESİ: 15 TEMMUZ

Bir boğazın kenarında oturmuş ve balık tutuyordum. Karşıdan gelen Hasan Amca bizim apartman da komşumdu. Bana doğru gelen komşumla kısa bir sohbet ettik. Hasan Amca adeta genç gibi enerjisi hiç bitmiyordu. Sanki robot gibiydi durmadan bir işi olduğu zaman ise hemen bizim yanımızdan ayrılarak işini halletmeye giden Hasan Amca’nın bir gün çok mühim bir işi vardı. Acil yetişmesi gereken bir işti. Hasan Amca bizden ayrıldıktan sonra akşam saat 22.00’ a doğru gelmekteydi. Hasan Amca kıraathaneye gelmişti ve bizi gören Hasan Amca soluğu taburesinde ve bizim masada aldı. Hasan Amca’ya halini ve durumunu sorarak kendisi bir nebze olsun rahatlamıştı. Hasan Amca’ya neden geç kaldığını ve işi neden geç bittiğini bir türlü anlayamıyor kısa sürede ise dayanamayarak Hasan Amca’ya neden geç kaldığını ve mühim işini merak ettiğimi sordum. Hasan Amca ise sorumun cevabını şöyle cevap verdi. ‘‘ Ey delikanlı Salih! benim mühim işimin sebebi torunum hastalanmış ve onu görmek için sizin yanınızdan ayrılarak Hastaneye gittim. Geç gelme sebebim ise farklı idi… Bunun devamını getiremeyen Hasan Amca adeta cümlesini bir türlü tamamlayamıyor ve zar zor yutkunmaya başladı. Hasan Amca en sonunda ise durumu söylemişti. Bu durumu söyleyen Hasan Amca ardından ağlamış ve ne yapacağını bilemiyordu. Meğer bende çok önemli işi başka şey sandım ama değilmiş. Hasan Amca’nın torunu olan Küçük Ramazan adeta sevimli ve sakin aynı zamanda azimli birisiydi. Hasan Amca saatte bakmıştı ve saat 23.00’a gelmişti. Neyse ki arkadaşlar bugün yorgun oldukları için kıraathane daha fazla dayanamayıp herkes kendi evine doğru gidiyordu.  Hasan Amca evine giderek bir telefon gelmişti. Telefonda ise torunun durumu çok kötüye gidiyordu. Bu sebeple Hastaneye doğru giden Hasan Amca, bir taksiyle hastaneye giderek torununun durumunu doktora sormuş. Böylece yüksek ateşi ve halsizlik olduğunu bahsetmiş ve onun için ilaç verdiklerini ve şu anda durumu iyi olduğunu belirterek Hasan Amca adeta rahatlamıştı. Aradan 1 hafta sonra ailece pikniğe gitmiştik. Piknikten sonra ise eve doğru giderken önümüze bir Helikopter mermileri ve bombalanarak derhal arabadan çıktık. Derhal sığınacak yer ararken bir grup askerin köprüde halka doğru ateş açtı. Birdenbire bir grup konseyi olan Yıldırım yahut Yurtta Sulh Harekatı olarak kendilerini tanıtsalar da biz buna inanmayıp derhal bir grup askerin üzerine doğru ilerlemekteydik. Bu sırada annemlere önceden evlerine gitmeyi ve biz bu geceyi burada geçireceğimizi belirterek annem bana doğru yalvarsa da annemi dinlemeyip vatan için mücadele etmemin gerektiğini söyledim. Annem ise bana sadece şunu söylemişti ‘‘Ey Aslan oğlum! Senin ben vatanını sevdiğini biliyorum ve anlıyorum ki sen beni dinleme oğlum eğer devletimize bir şey olacaksa devlet aileden önce geldiğini söylemeliyim. Ey oğlum kendine dikkat et ve Allah’a emanet ol diyerek vedalaşmıştık.’’ Apartman da komşumuz olan Hasan Amca ve babamla birlikte sokağa çıkmıştık adeta bu vatan için bir mücadele verecektik ve bu vatan için kendimi fedakâr edebileceğim diye çok mutlu olmama rağmen bir yandan aileme üzülmüştüm. Çünkü ben ölürsem evlat acısı çekmelerini istemiyordum. Bu sebeple babama şöyle seslendim ‘‘Baba dedim. Eğer şehit olursam şunu bil ki, bir evladın toprağa verildi diye ağlamana gerek yok! Çünkü senin aslan gibi bir oğlun şehit olmuşsa gururlanmalısın ve asla şunu aklından çıkarmanı istemem ki, bir evlat bu vatan için şehit olabilmeyi aklından çıkarmamışsa bil ki bu evlat çocukluğundan beri bu vatanı sevmiş ve mücadele için canını dünden vermeye hazır olan bir evlat yetiştirdiğiniz için sana ve anneme müteşekkirim. Aynı zamanda sana ve anneme can borçluyum ve sizlerin sayesinde gelecek neslin bu tarihleri unutmaması için elimden geleni kadar yapamaya hazırım. Baba son sözüm olarak şunu söylemem gerekir ki, Hakkını helal et’’ dedikten sonra babamın gözleri dolmuş ve ağlamaya başladı. Yanımızda duran Hasan Amca ise şu sözleri söyledi. ‘‘Ey Genç! Sen vatan için bir mücadele vermekle beraber bu vatanı sevdiğini hepimiz bilmekteyiz lakin şunu bil ki, tarihler tekerrürden ibarettir. Elbet bu vatanı Allah’ın izniyle bozamayacaklar! Çünkü bu vatanı sadece sen değil bu vatana sahip çıkanlarda senin kadar deliler gibi sevmektedir. Hasıl-ı kelam şunu anlatmak isterim. Bu darbeyi gerçekleştiren kişiler bulunup idam edilmeleri gerekiyor ki, bizim ana vatanımız olan Anadolu’yu biz fethettik ve ancak onu bizden almaları içinde kan dökülmesi gerekiyor!’’ Hasan Amca çok haklı ve iyi bir konuşma yaparak bizi duygulandırmıştı. Babamla ve Hasan Amca ile helalleştikten sonra ben Üsküdar’a babamlar ise Kadıköy’e doğru gidiyordu. Hayatımın ilk defa bu kadar vahşi bir darbe görmemiştim. Helikopter de halka mermi ve bomba yağdırsa da halkımızın iman gücü ve vatan sevgisi adeta onları zırh gibi koruyordu. Haberde ise Halkımıza sokağa davet etmesinin yanı sırada halkımız derhal sokağa çıktı ve darbeci ve hain askerlerin üzerine doğru yürümeye başladık ki, o anda üzerimize ateş açıldı. Halkımın silahsız olması askerleri korkutmuyor adeta onları küçümsemişlerdi. O gece adeta salalar, ezanlar ve kuranlar okunarak geçirilmişti. O gece ki, halkımın direniş mücadele günü olarak söyleyebiliriz. Nihayet güneş doğmadan önce yaklaşık 1-2 saat kaldı ve darbeci askerler teslim olmayı ve halkın bu direnişçi mücadelesinde göstermiş olduğu kahramanca tavır sayesinde takdir edilmiştik ki, sabaha doğru yaklaşırken bir mermi sağ omzuma doğru isabet etmişti. Neyse ki, fazla ateş etmeden o darbeci askeri alıp halkın arasına atıp iyice bir dayak yemişti ve bu beni biraz olsun rahatlatmıştı. Sağ omzumda kurşun yediğimde ise yarı baygın halde duruyordum. Sonra beni hastaneye kaldırmışlardı ki, ne yazık ki hastane de hasta sayısı dolu olduğundan Devlet Hastanesine gidip beni hastaneye yatırdıklarında ise bir adam bana doğru geldi ve kulağıma doğru fısıldamaya başladı. Adam’ın ne dediğini pek fazla anlayamadım ama son bir kelime vardı o da: vatan idi. Hasan Amca ve Babam birlikte Hastaneye gelmişlerdi ve beni görmek istediklerini söyleyince Doktor Bey ise şu an onu Ameliyata almamız gerekiyor deyince Hemşire hanıma Ameliyathaneyi hazırlamalarını söyleyince Hemşire Hanım hemen denileni yapmıştı. Benim yanıma gelerek sakin olmamı ve rahatlamamı söyledi. Beni bayıltan Hemşire Hanım Ameliyathaneye götürmüşlerdi ve Doktorun isteği üzerine acil kan kaybettiğimi ve bu sebeple A Rh+ kan gerektiğini söylemişler. Babam ve Hasan Amca’ya sorduklarında ise babamın kanı negatif olduğunu ancak Hasan Amca’nın kanı benimle uyuştuğunu söyleyince onu kan alımı için başka yere götürmüşler. Kısa sürede kan gelmiş ve bana iğne yoluyla kanı enjekte etmişlerdi. Ameliyatım yaklaşık 48 saat sürmüştü. Adeta bir uzun yolculuk gibi olsa da babam ve Hasan Amca endişelenmekte idiler. Nihayet Ameliyathanem bitmiş ve beni taburcu etmek için 1 hafta hastane de kaldıktan sonra beni taburcu etmişlerdi. Eve geldiğim zaman Annem heyecandan üstüme atıldı ve beni öpmeye koklamaya başlamıştı. Sonunda kardeşimde üstüme atladı ve aynı şekilde halimi aynı zamanda Ameliyathane de olduğum zaman annem bayılmış ama neyse ki, şu an iyi durumda idi ve bende aynı şekilde iyi ve sapasağlamdım. Haberleri açtım e o hain askerler teslim olmuşlardı ve halkımızın bu direniş gücü olmasaydı Allah o günleri göstermesin ama belki de bu vatanı yıkabilirlerdi ki, Allah’ın izniyle vatanımızı hain darbeci askerlerden kurtarmış olduk.  Haberler de ise 250 şehidimizin olduğu ve 2800 tane gazimizin olduğunu ve haber spikeri tarafından şehitlerimiz için Allah’tan rahmet ve mekanları cennet olsun diye anmıştı. Neyse ki, o dün gece kâbus bir rüya gibi adeta ama Allah’ın izniyle bu kara bulutları üzerimizden yok ettik. Sonunda vatanımızı kurtararak Darbeyi engelledik ve üzerimize kurulan planları dikkat etmemizin farkına varmıştık. Bu darbeyi gerçekleştiren özellikle FETÖ denilen bir din tarikatının oyunun olduğunu hepimiz o gece anlamına varmıştık. Bu olaydan sonra Türk ırkı daha dikkatli ve bu vatanı bozmak için dış güçler tarafından belirlenen oyunlarını bozmalıyız. Bu sebeple bu olaydan sonra Allah’a şükür sapasağlamdım. O gün her şeyi anladım ki, bunu gelecek nesillere taşımamızın gerektiğini ve bu bizim Tarih şuurumuzu da tekrardan bakmamızın gerektiği anlamına gelmekteydi. 15 Temmuz bize bir ders olarak verilmiş ve bu dersten bir anlam çıkarmalıydık. Öyle de oldu biz bu gece üzerimize kurulan komploların farkındaydık ve Tarih şuurumuzu da her daim sahip çıkmamızın gerektiğini her daim savunmuştum.

okur

Yazar: Umut-Idiz

Blog OkurBlog Yazar

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.