in ,

Bir Gün Sonra Ölüyor Muyum?

Bir Gün Sonra Ölüyor Muyum?

Merhaba,

Bundan önce yazmış olduğum yazıları yeniden bir okudum da sinirle hayatımın anından parça parça yazılmış metinler olduğunu fark ettim. İlk defa yazıma denk gelen birisiyseniz yazılarımın genel konusu sınav korkusu. Başarısızlık korkusu. Bu metinde her şeyi toplayıp eğitim hayatıma ortak etmek istedim sizi.

Ben milenyum çocuklarından biriyim. Üçüncü kere üniversite sınavına hazırlandım ve yarın bu sınava giriyorum. Hislerimden bahsetmem gerekirse heyecanlı değilim ama çok endişeliyim.  Yeniden -üstelik üçüncü kere hazırlanmışken- olmama düşüncesi beni geriyor. Ama şimdi ki sürece gelene kadar ki eğitim sürecimi anlatmak istiyorum size.

Dediğim gibi iki bin yılında dünyaya geldim ve eğitim hayatım belirli bir yaşa geldikten sonra herkes gibi başladı. Başarısız bir çocuk olmadım. Zorla masa başına otutturulup ağlaya ağlaya ders çalıştırıldım. Galiba hayatımın en zorlu dönemlerinden biriydi. Ders çalışmaktan nefret ettiğimi hatırlıyorum. Kendimi bir aptalmış gibi hissettiğimi, kendimi defalarca aşağıladığımı, devamlı hiç bir şeyi hak etmediğimi kendime söyleyerek büyüdüğümü hatırlıyorum. Başarısız oldukça duyduğum hakaretler, başarılı olmak zorunda olduğum söylenen cümleler yüklendi omuzlarıma. İdeallerim yüksek yetiştim. Diğer meslekleri önemsemezdim bile inanın, bir tek doktorluk vardı benim için. Öyle duygusal bir çocukta değildim ben. Çünkü bir zaman sonra ağlayanların istediklerini elde edemeyen ve elde etmek için uğraşmayan mızmızlar olarak gördüm. Taşlaşmıştım. Hissetmekten çok uzaktım. On iki yaşındaki bir çocuk hissizleşti.

Daha sonra liseye geçtim. Kötü olmayan derslerim sayesinde iyi sayılabilecek bir liseye yerleştim. Bu dönemde artık büyüdüğümü ve derslerimin sorumluluğunu almam gerektiğini düşünen ailem beni rahat bırakmaya başladılar. Her şey o zaman başladı sanırım. Ağlaya ağlaya oturduğum masaya her ilerlediğimde o zaman ki ruh halim o zaman ki korkularım geliyordu aklıma. Oturamadım. Çok uzun süre o korkunç masaya yaklaşamadım.

Üzerimde baskı yok gibi davranılıyordu. Ailem ne istersen onu olabilirsin diyordu, istersen sayısal istersen eşit ağırlık istersen sözel veya dil seç diyorlardı. O dönemde hiç baskı altındaymışım gibi gelmemişti ama şu an fark ediyorum ki sözleri ve tavırları birbirinden farklıymış ailemin. Aslında belkide kendilerinin bile fark etmediği bir baskı vardı üzerimde. Evet istediğini seç diyorlardı ama eşit ağırlık mı seçsem diye bile düşündüğümde suratları düşüyordu. Gerçi o dönemde bende yediremiyordum kendime. Ben doktordan başka bir meslek seçecektim öyle mi? Akıl erecek şey değil. Bu düşünceler altında hayallerimi kaybettim ben. Ne istediğimi bilemeden sürüklendim. Ne yüksek ideallerimden vazgeçmeyi yedirebildim kendime ne de o korkunç masaya oturup ders çalışabildim. E haliyle düştü lisede ders notlarım. Başta öfkeden çıldırsamda sonradan bu rahatlığa alıştım. Dersleri önemsememeye başladım. Ama bu arada hayallerimi aramak gibide bir derdim yok ha. Sadece kitap okuyordum. Sadece.

Bu arada lisem iyi bir lise olmasına rağmen eğitim verme konusunda ciddi sorunları vardı. Lisede olan yetersizlik bende ki isteksizlik bir arada ilerlerken hooop on ikinci sınıfa göz açıp kapayıncaya kadar geldim. Çok korkunçtu. Dönem ortasında Ygs sisteminden Yks sistemine geçildi. On iki senelik aldığım eğitim hiçe sayılarak soru tarzları değişti ve bu arada bir iki aya yakın soru sayıları nerdeyse hafta bir değiştirildi. Yıprandık hepimiz. Ortaokul zamanından konuşurken bahsetmedim ama Sbs nin Teog sistemine dönemeside bize denk gelmişti. Hepimizde bir umutsuzluk yine bize mi denk geldi düşüncesi. Her zaman şey derler. Bir seneden bir şey olmaz bu sene olmazsa çalışır seneye halledersin. Bende de aynen öyle oldu. Çok güzel bir yere çakıştı. Hayatımda görmediğim en kötü notu gördüm o gün ben. Mahvoldum. Harap oldum. Bittim ben o dönemde. Zaten geçmişteki kırıklarım yüzünden dokunulsa parçalanan bir özgüvenim vardı. Darmaduman oldum. Sonra büyümeyle birlikte büyüklerin sözleri etkisi altından çıkmaya başladım. O sene ben çok değiştim. Çok zordu. Hayallerimin ne olduğunu bilmeden bir yaprak gibi savrulmak çok zordu. Dayanmak çok zordu. Mezun senemde hâlâ bir arayış içindeydim.

Sayısal hazırlanıyordum ama öyle yorgun ve isteksizdim ki. Hemde hayallerim ne onu bile bilmiyorken her şey daha da karışıktı. İkinci senede olmadı haliyle. İşte o zaman bitti umutlarım. O zaman kesildi içimdeki şen çocuk kahkaları. Hiç bir şey yapamayacağıma inandım birden. Zihnimi yıpratan düşünceler fiziksel rahatsızlıklara bürünmeye başladı bu arada. Böyle depresif konuştuğuma bakmayın öyle neşeli öyle hayat doluyumdur ki normalde inanamazsınız. Yapmaktan zevk aldığım şeyleri yaparken zevk almamaya başladım önce. Kime bu durumdan bahsetsem kimden yardım umar gibi olsam derdin bu mu? İnsanların ne dertleri var denildi ama psikolojik bir sınavın içinde zihnimin iplerini elimde tutmaya çalışırken ölüyordum ben. Zor da olsa okumak istediğim şeyin psikoloji olduğunun kararını alabildim. Mutluydum. İstediğim şeyi sonunda bulabildiğim için çok mutluydum. Ama deli gibi arayıpta sonunda bulduğu şeyi yapacak gücü kalmaz ya insanın. Öyle oldu banada. Elimi kaldıramayacak kadar yorgundum. Sonra sınav tarihleriyle oynadılar. Ucundan tutmaya çalıştığım umut ışığıda söndü. Karanlıkta kaldım. Tarihlerin değişmesi o dönemde psikolojimin alabilceği en büyük darbeydi. Elimden uçmuş otuz gün. Kendimi değersiz hissetmem için yeterliydi. Şimdi o sınava yaklaşık on bir on iki saat kalmışken yazıyorum bu cümleleri. Gelecek kaygısı içinde yorgunluğumla debeleniyorum. O sınavda ne olacak bilmiyorum. Hayallerimin peşinden koşabilecek miyim bilmiyorum. Sadece içimi dökmek istedim sınava girmeden önce. Benim gibi olanlar varsa yalnız olmadıklarını bilsin benim gibi olmayanlar benim gibileri yargılarken iki kere düşünsün diye.

Sonuçta bir gün sonra ölüyor muyum? Mecbur yaşamak zorundayım.

okur

Yazar: Sena

Söylemek istediğim çok şey var,susmak istemiyorum

Blog Okur

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

2 yorum

Yorum Yazın
  1. Kelimelerli çok iyi kullanıp çok akıcı bir yazı koymuşsun ortaya . Bende severim zaten başkalarının hayat ile mücadelelerini . Bir konuyu merak ettim . İstedeğin meslegin psikoloji bölümü olduğunu nasıl farkettin ya da buldun ?
    Ben lise üçdeyim ve halen istediğim mesleği bulamadım . Bir sürü mesleği araştırdım . Ama ilgi çekecek ya da gelecekteki belki 40 belki 50 senelik hayatımın gününü bitireceği ve kendime emin bir şekilde nefret ederek yapmıyacağım bir iş bulamadım . Ve korkuyorum ki korktuğum başıma gelebilir.

    • Aslında bu konuda yönlendirme yaparken zorlanırım çünkü dediğim gibi kendim bulmam bile çok zordu. Kişilik özelliklerim ve sevdiğim şeyler bir araya geldi zihnimde diyebilirim. Psikoloji hakkında makale okurken sıkılmadığımı ve okuduğum şeylerin zihnimde kaldığını fark ettim. Aslında herkesi bir kenara bırakıp gerçekten ne yapmak istiyorsun dedim kendime. Cesaretli olmalısın. Hemde çok fazla.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.