in

Bir Gönül Şiiri; Şaşırdım kaldım işte

Bir dağbaşı yalnızlığı yaşıyorum yeniden. Dagbaşı yalnızlığı ölümden beter. Hiç kimse aramasa sormasa beni, sen gelsen yeter..

Şair Yavuz Bülent Bakiler bir konuşmasında büyük üniversite aşkını ve o aşk için yazdığı şiiri şöyle anlatıyor;

“Fakültenin birinci sınıfında bir kız tanıdım. Bana göre fakültenin en güzel kızlarından birisiydi. Ona deli gibi aşık oldum fakat katiyen ona aşık olduğumu söyleyemedim. Söyleyemedim anlatılmaz bir kıskançlık duygusu içinde çırpındım durdum. Onun için şiirler yazdım. Bir gün arkadaşlarımdan birisi söyledi, kendi arkadaşlarıyla birlikte Ankara’da Çubuk Barajına gitmiş. Bunu duyduğum zaman çılgınlara döndüm ben, sanki benim nikahlı karımmış gibi. Nasıl benim haberim olmadan çubuk barajına gider diye bağırıp çağırmaya başladım ve kızla bütün irtibatımı kopardım. Aynı sınıfta okuyorduk onunla, aynı sırada yan yana oturarak okuyorduk. Fakat bu Çubuk barajından sonra,- bizim sınıfımız iki şube halindeydi- Ben diğer sınıfa çıktım, o da bir gün sonra peşimden geldi. O gelince ben diğer sınıfa geçtim. Anlatılmaz bir saçmalık, bir çocuksu davranış içinde böyle günlerimiz geçti. Fakat ben o münasebetle birkaç şiir yazdım.

Bende çaresizlik sonsuz kördüğüm.Bende sabır sende naz..Gündüzünden vazgeçtim düşümde biraz. Bir yüz görümlüğü sen olsan yeter..

Sonra bir arkadaşım demiş ki ona; ‘’Bülent senin için o kadar şiirler yazıyor ki, görsen okusan o şiirleri eminim senin de çok hoşuna gidecektir.’’ Benim bu açıklamadan haberim yok, bir gün evimin kapısı çaldı. Gittim kapıyı açtım, karşımda… Nerede oturduğumu öğrenmiş. Karşıma çıkınca; ‘Bülent falan kişiden öğrendim benim için şiirler yazmışsın, o şiirleri senden istemek için geldim lütfen bana o şiirleri ver.’ dedi. Vermem dedim. ‘Neden vermezsin?’ dedi. Çünkü o şiirler benim duygularımı ortaya koyuyor. Seni ne alakadar eder, senin hayatında erkeklerin bir kıymeti var mı dedim. Erkekler senin nazarında bir ayakkabıdan farksız, giyiniyorsun, eskitiyorsun, atıyorsun yerine yeni ayakkabı giyiniyorsun dedim. ‘Sen benim için böyle mi düşünüyorsun’ dedi. Evet dedim ben senin için böyle düşünüyorum. -Çubuk barajına gitmesini dikkate alarak.- ‘Peki dedi Bülent bugüne kadar hiç kimseye rica etmemiştim sana rica etmek için geldim, beni çok kırdın gidiyorum’ dedi, güle güle dedim. Güle güle dedim ama gece uyuyamıyorum, yarın fakültede görebilir miyim diye. Gece ateşim çıkıyor uyuyamıyorum, ateşimi ölçüyorum 36. Bundan olamaz mümkün değil, enteresan bir ateş, enteresan bir sıcaklık. 

Bir gün baksam ki gelmişsin.. Bir güvercin gibi yorgun uzaklardan yar. Gözlerinde bir bitmez,bir tükenmez güzellik. Saçlarında ilkbahar..

Bir gün sonra fakültede karşılaşıyoruz, sanki ben hiç böyle duygular içinde değilmişim gibi başka tarafa gidiyorum…  Birinci sınıfta o çubuk barajı olayından sonra konuşmadık, 2. Sınıfta, 3. Sınıfta, 4.sınıfta konuşmadık ama ben 4 yıl o kıza anlatılmaz duygularla deli divane aşık olarak yaşadım. Sonra mezun oldum. Kültür bakanlığında vazifeliyim, bir gün, bir akşam matbaaya gitmek için yola koyuldum. Tam Milli kütüphanenin önünde karşılaştık. -Çok güzel bir kızdı.- O da durdu ben de durdum. Doğrusu duracağını hiç tahmin etmiyordum. Bana ‘nereye gidiyorsun Bülent’ dedi. Matbaaya gidiyorum dedim. ‘Ne var dedi matbaada’, böyle azarlar gibi. Kitap bastırıyorum da, acaba ne oldu diye onu merak ettim de bakmak için gidiyorum dedim. ‘Ya hala mı kitap Bülent’ dedi. Benim de hayatım böyle, ben de bunlarla meşgul oluyorum dedim. Gitmedi, ben de gitmedim başımız önde ayakta duruyoruz öylece. ‘Sen niye bana hiç gelmiyorsun dedi’. Böyle bir cümle kuracağını hiç düşünmemiştim, şaşırdım. İstiyor musun dedim? ‘Evet dedi, fakat gelmeden önce haber ver.’ Kendisine bir gün haber verdim çıktım gittim. Beni çok iyi karşıladı.

Ne olur bir gün beni kapında olsun dinle! Öldür bendeki beni,sonra dirilt kendinle!

‘Biliyor musun Bülent, sen benim 4 yıllık fakülte hayatımı zehir ettin bana zehir ettin’ dedi. Bak dedim aradan çok uzun yıllar geçti, senin hiç bilmediğin bir konuyu şimdi senin bu tavrından sonra sana açıklama ihtiyacı duyuyorum. Senin haberin yok haberin, ben o yıllarda sana deli divane aşıktım dedim. Ama söyleyemiyordum,. Bütün o kıskançlıklar, benim hep o büyük sevdamdan kaynaklanıyordu, anlatamıyordum dedim. Elini vurdu masaya ‘ne demek söyleyemiyordum Bülent! Her gün bağıra bağıra anlatıyordun!’ dedi. Gerçekten o yıllarda sana aşık olduğumu anlamış mıydın? dedim. ‘Anlamamak için dünyanın en aptal kadını olmak lazım. Elbette anladım. Neden söylemedin’ dedi. Dedim bak; o yıllarda seni o kadar o kadar o kadar büyük bir yürekle seviyordum ki kendimi sana layık görmüyordum. Çok düşündüm ben. Dedim ki ben gitsem bu kızcağıza evlenme teklifi etsem, o da beni kabul etse, yazık olur bu kıza. Çünkü o benden çok daha üstün özelliklere sahip bir kimseyle evlenmiş olmalıdır. O yüzden söyleyemedim. Elini vurdu masaya ‘Benim için şeref olurdu Bülent, şeref olurdu’ dedi. Benim 20 yıl deli divane aşık olduğum kızdan duyduğum en güzel cümle budur 180 sene daha yaşasam ben onun bu cümlesini unutamam ama bunu şiirlere döktüm; 

Sözde senden kaçıyorum

Dolu dizgin atlarla

Bazen sessiz sedasız

İpekten kanatlarla

Ama sen hep bin yıllık bilenmiş inatlarla

Karşıma çıkıyorsun

En serin imbatlarda

Adını yazıyorsun

Bulduğun fırsatlarla

Yüreğimin başına noktalarla, hatlarla

Başbaşa kalıyorum sonunda heyhatlarla

Sözde senden kaçıyorum

Dolu dizgin atlarla

Ne olur bir gün beni

Kapından olsun dinle

Öldür bendeki beni

Sonra dirilt kendinle

Çarpsan kara sevdayı

En azından yüzbinle

Nasıl bağlandığımı

Anlarsın kemendinle

Kaç defa çıkıp gittim

Buralardan yeminle

Ama her defasında

Geri döndüm seninle

Hangi düğüm çözülür

Nazla, sitemle, kinle

Ne olur bir gün beni

Kapından olsun dinle

Şaşırdım kaldım işte

Bilmem ki nemsin

Bazen kız kardeşimsin

Bazen öp öz annemsin

Sultanımsın susunca

Konuşunca kölemsin

Eksilmeyen çilemsin

Orada ufuk çizgim

Burda yanım yöremsin

Beni ruh gibi saran

Sonsuzluk dairemsin

Çaresizim çaremsin

Şaşırdım kaldım işte

Bilmem ki nemsin…

Şaşırdım Kaldım İşte

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.