Bir Denizaltı Hikayesi: Yakamoz S-245 Dizi İncelemesi

Selamlar dostlar. Yaklaşık 6 – 7 aylık bir ayrılık sürecinden sonra tekrar sizlerleyim. Arayı epey açtım, kusura bakmayın efenim. Bugün sizlere Netflix Türkiye’nin son yapımı olan Yakamoz S-245 filminden bahsedeceğim. Hadi gelin yazıya geçelim.

20 Nisan tarihi itibariyle izleyiciyle buluşan Yakamoz S-245, farklı konusu ve başarılı oyuncu kadrosu ile dikkatleri üstüne çekmeyi başarmıştı. Yönetmenliğini Tolga Karaçelik ve Umut Aral’ın yaptığı dizimizin başrollerinde Kıvanç Tatlıtuğ, Özge Özpirinçci ve Ertan Saban’ı izliyoruz. Ortalama 45’er dakikalık 7 bölümden oluşan Bilim Kurgu – Aksiyon türündeki bu dizimizin bugün itibariyle IMDB puanı 6.1. 

Gelelim dizimizin konusuna. Netflix Türkiye, diziyi ilk başta “Bir Denizaltı Hikayesi” ismiyle duyurmuştu. Haliyle bizler de daha farklı şeyler beklemiştik fakat yanıldık. Yakamoz  S-245 ismi ile yayınlanan dizide Güneş, önüne çıkan bütün canlıları yok ediyor. Ekibimiz ise sürekli güneş ışınlarından kaçmak zorunda kalıyor. Aslında dizi Belçika yapımı Into The Night dizisi ile aynı zamanda geçiyor, haliyle iki dizi birbiriyle doğru orantılı ilerliyor. Into The Night dizisini halen izlememiş olanlar var ise buraya tıklayarak dizi ile ilgili inceleme yazıma gidebilirler. Dizimiz Defne’nin (Özge Özpirinçci), bir gün dalış eğitmeni ve deniz biyoloğu Arman (Kıvanç Tatlıtuğ) abimizin yanına gelerek denizaltında gerçekleştirilecek bir araştırma görevine katılmasını istemesiyle başlıyor. Görev ile ilgili ilk bilgileri aldıktan sonra biraz mırın kırın eden Arman abimiz görev hakkındaki detayları öğrenince “olur olur yapalım” moduna geçiyor ve görevi kabul ediyor. Buraya kadar iyi hoş da sıkıntı sonrasında başlıyor. Güneş, yüzeydeki her canlıyı öldürmeye başlayınca Arman ve bilim insanlarından oluşan ekibi hayatlarını devam ettirebilmek için bu görevden sonra emekliye ayrılacak, Nuh’un gemisi görevi görecek olan askeri bir denizaltına geçmek zorunda kalıyorlar.

Diziyle alakalı kendi yorumlarıma gelecek olursam genelin aksine ben diziyi beğendim. Saçma sapan sahneler elbette var, yok değil. Fakat alanında bundan sonra gelecek olan yapımlara öncü olabilecek, önceki yapımlara göre de yeterli olduğunu hatta onlardan çok daha iyi seviyede olduğunu söyleyebilirim. Ama ne olur, bakın rica ediyorum her dizinin başında başrol abilerimiz esnafa selam vermesin ya. Yani bu sahneyi her seferinde neden izliyoruz, başrolümüzün esnaf tarafından seviliyor olması bize ne katacak? Bu tabuyu bi’ yıkın artık, lütfen yahu. Ayrıca iki askerin bankadan külçe külçe altın ve para çalmaya çalışması da beni çok güldürdü. Kardeşim dünyanın sonu gelmiş, siz ne yapıyorsunuz ya? Saçma ve gereksiz bulduğum, hoşuma gitmeyen birkaç sahne daha var fakat hepsinden bahsetmeyeceğim. Bu söylediğim iki sahne başı çekmekte. Bunların dışında çok hoşuma giden bir detay var ki birçok insanın sanırım dikkatini çekmemiş. Üçüncü bölümün başlarında geminin birinci kaptanının odasında çalan Ah Bir Ataş Ver türküsüyle 4 Nisan 1953 yılında Çanakkale Boğazı’nda trajik şekilde batan Dumlupınar Denizaltı’sı güzel bir şekilde anılmış, yad edilmiş.

Sonuç olarak Yakamoz S-245’in Türk yapımı Bilim Kurgu dizisi olması sebebiyle Türkiye’de bu türdeki işlere öncü olabilecek bir dizi olduğunu düşünüyorum. Zira ülke olarak Bilim Kurgu, Fantastik ve Korku gibi türlerde epey gerideyiz. Netflix Türkiye’nin Bilim Kurgu türündeki ilk içeriği olan Hakan: Muhafız’a baktığımızda zamanla daha iyi yerlere geldiğimizi görüyoruz. Umarız bundan sonra gelecek olanlar daha da üstüne koyarak gelirler.

Bir sonraki yazımda görüşmek üzere, sağlıcakla kalın. 🙂

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.