Bir Asimile Politikası: Mülteci ve Sığınmacılar

Türkiye’nin gerçek anlamda bir numaralı gündemi ekonomi değil mülteci ve sığınmacı sorunudur. Çünkü kısa vadede olmasa bile orta ve uzun vadede doğru planlama ile ekonomiyi düzeltebilirsiniz ancak mülteci ve sığınmacı sorunu toplumun demografik yapısını bozmaya yönelik olup ASİMİLE ve ANADOLU’YU TÜRKSÜZLEŞTİRME PROJESİ’dir.

Adamlarda vize yok, pasaport yok elini kolunu sallaya sallaya Tiktok çekerek sınırdan illegal geçiş yapıyorlar. Üstelik TÜRKİYE CUMHURİYETİ vatandaşlığı da alabiliyorlar. Sigortasız çalışıp vergi vermiyorlar. Türk kadınlarını taciz ediyorlar, video ve fotoğraflarını çekiyorlar. Gitmelerini isteyince ırkçı mı oluyoruz? Muz Cumhuriyeti mi burası?

İspanya ve İtalya kaçak giren mültecilerin botlarını batırıyor, Yunanlılar sınırda çırılçıplak dövüp soyup geri bizim tarafa atıyor. İngiltere kaçak mültecileri Ruanda’da kampa yolluyor. Birleşmiş Milletlerin ya da İnsan Haklarını savunanların Türkiye’nin mülteci ve sığınmacıların gönderilmesi konusunda söz hakları bile yoktur.

Peki, mülteci ve sığınmacılar nasıl gönderilmelidir? Uluslararası hukukta sığınmacılar kalıcı değildir diyor. Mülteciler ve sığınmacılar barış zamanlarında veya savaş zamanlarında zorla da olsa gönderilir diyor. Önce geldikleri ülkelerin devlet başkanlarıyla anlaşırlar. Zaten Esed ülkede genel af ilan etti. Üstelik kaç defa Suriyelilerin ülkeye dönmesini istiyor ancak Türkiye buna izin vermiyor diye açıklamaları var. Sığınmacıların can güvenliği için Esed’den garanti alınmalıdır. Hatta daha önce Türkiye ile Rusya Soçi Anlaşmasında Suriyelilerin güvenli bir şekilde ülkelerine dönmeleri konusunda anlaşmışlardı. Gerek kara yolu, gerek hava yolu, gerekse deniz yoluyla güvenli bir şekilde gönderilmelidir. Ülkemizde iş yeri açmış kişilerin mal değerleri hesaplanıp karşılığı da ödenmelidir.  

Şuan İstanbul’da Esenyurt, Fatih, Başakşehir gibi ilçelerde küçük Suriye oluşmuş durumdadır. Aynı şekilde Gaziantep’te, Kilis’te, Hatay’da yoğun şekilde Araplar yaşamaktadır. Araplar asimile olmazlar asimile ederler. Arapça dilinin tabelalarda, billboardlarda, afişlerde vs. kullanılmasına müsaade edilirken neden yıllardır kardeşçe yaşadığımız Kürtlere böyle bir ayrıcalık tanınmadılar? Oysa Ortadoğu’nun hiçbir ülkesinde Türkçe tabela göremezsiniz.   

Bakınız Hatay 1937 yılında başbakan Abdurrahman Melek, Cumhurbaşkanı Tayfur Sökmen’in kurduğu Cumhuriyet ile yönetilen bağımsız bir devlet idi. Atatürk hasta yatağında iken Hatay’ı almak için çok uğraştı. Kendisi göremedi ama Hatay 1939’da anavatanımıza katılırken savaşılarak değil referandum yapılarak alındı. Sandler Raporu’na göre Türkler Araplardan daha fazla olduğu için Hatay Türkiye’ye verildi. Şuan Hatay’da neredeyse Türkler kadar Araplar yaşamaktadır. Zaten sürekli çocuk yapan Araplar konuyu BM’ye taşıyıp burada Türklerden daha çok Araplar yaşamaktadır o yüzden Hatay Suriye’nin olmalı diye referandum yapalım derse ne olacaktır. Esed, hala da çıkıp Hatay Suriyelilerindir diye konuşmaktadır.

AKP’nin arası iyi olmayan birinden bahsetmek istiyorum. Kendisi George Soros. 2016 yılında bir makalesinde önümüzdeki yıllarda Suriye, İran, Irak, Afganistan, Pakistan gibi ülkelerden Avrupa Birliği ülkelerine yoğun göç yaşanacağını söylüyor. Makalenin devamında sığınmacılar için Türkiye, Lübnan, Ürdün gibi sığınmacıları misafir eden ülkelere AB tarafından fon sağlanması gerektiğini söylüyor. Yıllık maliyet olarak 20 milyar Euro’dan bahsediyor. “Avrupa’ya giden mültecilerin çoğu Türkiye üzerinden geçiyor, bu nedenle işbirliğine ihtiyacımız var” diyor ve makalesinde söylediği şeyi tekrar ediyor: “Mültecileri bulundukları yerde bekletmek daha verimlidir.” Yani Türkiye’de.

Soros’a göre mülteciler Türkiye’de kalmalı ve bunun maliyetini AB karşılamalı. Hatta AB’ye vizesiz seyahat da olabileceğini söylüyor. Soros’un daha sonra mültecilerin neden Türkiye’de kalması gerektiğini anlatırken şöyle söylüyor: Türkiye, Suriyeli mültecileri tedavi etme konusunda çok iyi bir geçmişe sahiptir. Gerçekçi olursak, AB’nin 1 milyondan fazla göçmeni kabul etmesi zordur. Ürdün, Lübnan, Türkiye gibi ön saflarda yer alan ülkelerin sığınmacılar için daha fazla harcama yapması gerekmektedir. Bu ülkelerde bulunan mülteci ve sığınmacılar için harcamalar yapılmalı ve bu yatırımlar sayesinde sığınmacılar iş olanakları yaratılmalı, sağlık ve eğitim hizmetleri sunulmalıdır. Türkiye’ye sunulan fonlarda AKP bu bütçeden yararlanmaktadır. Bu fonlar Soros’un desteklediği fonlardır. İşin enteresan tarafı Soroscu’nun söylediklerini AKP’nin harfiyen uygulamış olmasıdır. 

Tarih tekerrürden ibarettir. Mülteciler ve sığınmacılar her ülke için bir yıkımdır. İngiltere’nin Brexit kararı ile AB’den ayrılmasının en büyük nedeni sığınmacıların Avrupa’da kontrolsüz çoğalması ve bununda Avrupa Birliğinin ayakta kalmasının zor olduğunu söylemesidir. Unutmayın Gazneliler devleti bunlar bizim kardeşlerimiz diye İran ve Gurluları alırken bunlara vatandaşlık verdiler, iş verdiler, aş verdiler, orduya aldılar ve zamala asimile edildiler. Sonunda da kardeş dedikleri Gurlular tarafından yıkıldılar. Koskoca asla yıkılmaz denilen Roma İmparatorluğu bile mülteci akınları sonucu kavimler göçü ile yıkıldı.

“Ülkeniz sizindir, Türklerindir. Bu ülke tarihte Türk’tü, bugün de Türk’tür ve sonsuza dek Türk olarak yaşayacaktır.” Gazi Mustafa Kemal Atatürk

Thebat
Hayat; Siyahı da olan bir gökkuşağı..
0 Yorum
Inline Feedbacks
Tüm yorumları gör
Önceki
Bilmem faydası var mı?
Sonraki
ROBOTLAR'IN SIRRI¿

İlginizi Çekebilir

kooplog'da yeni misin?
  • Kişisel akışını oluştur
  • Favori yazarlarını takip et
  • Yazılarını binlerce okura ulaştır
  • Yarışmalara katıl, ödüller kazan
Daha iyi bir kullanıcı deneyimi için kaydol!
kooplog'da yeni misin?
  • Kişisel akışını oluştur
  • Favori yazarlarını takip et
  • Yazılarını binlerce okura ulaştır
  • Yarışmalara katıl, ödüller kazan
Daha iyi bir kullanıcı deneyimi için kaydol!
kooplog'dan en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerez (cookie) kullanıyoruz.