Bilinmeyene duyulan özlem

Birçok insanla tanıştım, bazı şeyler paylaştığım. Hayatıma giren kadınlar oldu aralarından. Hepsinde farklı şeyler aradım. Belki de bir gelecek…

Çok fazla hayalim vardı çünkü, içimde ukte olarak kalan yaşayamadığım şeyler vardı. Bunları yapabileceğim, hayallerimi süslemesi için istediğim bir arkadaş,bir dost, tam anlamıyla bir eş arıyordum kendime. Yaşadıkça anılarımız çoğalacak, hergün hayal ettiklerimize beraber koşacaktık. Ama beklentiler hep boşa çıktı. Karamsarlığa büründüm iyice, manevi buhranlar içindeydim. Kendi çöküşümü izliyordum umutsuzca. Bulunduğum durum üzüyordu aslında beni, heyecanımın olmayışı, içimdeki çocuğun hala hapis kalması ve benim olan bitene karşı çaresizce bakışım.

Farklı başlangıçlar denedim aslında; kiminin sonu kötü oldu, kimisi hiç başlamadı. Orta noktaya gelip bana zarar verenlerdense hiç başlamayanları tercih ederdim. Lakin sonunda ne olacağını, nasıl biteceğini kim bilebilir ki ? Merak ettiğim şey ise yaşananlar hep böyle mi devam edecekti !?

Sonucu bilinmeyen bir soru daha..

Tüm soruların cevabına nasıl ulaşırız, içimizdeki bu özlem nasıl diner, nedir çare ? Yok oluşa ayak mı uydurmalıyız, karşı gelmemek mi lazım fütursuzca gelişen bunca olaya. Direnmeden kendimizi bırakmalımıyız hayatın savroluşuna. Bilemiyorum ne yapılmalı bu durumda…

okur

Yazar: Alp Nooer

Blog Okur

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.